İsyan

Çelişken Add comments

 

Yazıyı okumadan önce videoyu izleyiniz.

Ne yazılabilir bunun üstüne,
Bu içimdeki nefret nasıl dillendirilir,
Hangi kalem muktedirdir bu isyanı anlatmaya,
Hangisi dayanabilir buna?

Demokrasi, bürokrasi, siyaset, politika…
Hayvanlığımızı gizlemek için uydurduğumuz onca şey,
Hangisiyle vurdular sana küçük kız?
Koca koca cümleler kuran, koca koca adamlaaar…
Hangi maske vardı yüzlerinde hatırlıyor musun?
Halkının refahını mı düşünüyordu o amcalar,
Ögürlük mü getiriyorlardı,
İç politikiya mı kurban gittin yoksa,
Üzerinden siyaset mi yapıyorlardı?

Sana nasıl anlatılır ki küçük kız,
İnsanlıktan çıkmış hayvan türleri?

Boğazınız düğüm düğüm oldu mu?
Ne hissettiniz peki?
5-10 dakikalık bir sızlama, duyamadım 15 mi?

Bakma bana öyle küçük kız ne olur,
Kocaman gözlerini dikip gözlerime,
Sorma bu zulmü bana ne olur,
"Neden biz?" diyeceksin biliyorum,
"Ne yaptık onlara?" diyeceksin,
Onlar bizi öldürürken,
Nasıl insan kalabildin diyeceksin…

Kalamadım küçük kız, kalamadık,
Senin her damla göz yaşında boğuldu insanlık,
Bağırmak, çağırmak, üzülmek, ağlamak nafile,
Seninle ölemedikten sonra biz de hayvandık!

Seni gördüğümde dökülen gözyaşlarımdan utanıyorum,
Seninle birlikte ölen insanlığıma ağlıyorum…

Yazıklar olsun bize,
Yazıklar olsun,
Hepimize…
 

Tags: , ,


Bu Yazıyı Paylaşın!

Del.icio.usDiggFacebookFurlGoogleRedditSlashDotStumbleUponTechnoratiYahoo

8 Responses to “İsyan”

  1. Franco León Says:

    aşk olsun sana çocuk,
    aşk olsun…

  2. sultan Says:

    peki şimdi sen ne hissediyorsun???
    biz çok gördük bu hikayeleri; görüyoruz da?
    bu yazıyı aktaran yazar; soruyorum sen ne yapıyorsun? geçimini nerden kazanıyorsun? kurumlardan mı? peki bu sistem bu kurumlar kime çalışıyor? devlet ve yıkılmamak korkusu mu bizdeki; nedir?
    kaç tane küçücük topraklarda yaşayan ırklar var ve korku içinde kendilikleri sandıkları birkaç yüzyılı içeren kimliklerini oluşturup sarmaya; kinlenmeye, kendini düşmana (yabancı devletlere) karşı korumaya çalışan millet var bilir misin çocuk(!)
    bir kızdı ölen; hepimizdik; oyduk buyduk; şuyduk… amaç ne? yaşamak mı? o yaşarken, yaşasaydı hangimiz sevecektik; sayacaktık (ki bunları kesinkes bilmiyoruz)o kızı? kör ölür badem gözlü olur mu? yoksa bizim bu kızın ölümünde gördüğümüz şey bütün dünyanın devletler sistemine karşı hıncımız mı? gerçekten gördün mü kızın ölümünü; yalvarışını? emin misin? ben hiç sanmıyorum. sanmıyorum çünküo devletler kanımıza kadar işkemiş. hünkarımız devletimiz; başlarındakiler zaten gelecekteki amaçların temsilcileri.. kimsenin kimseyi sattığı yok…(kendilerine işliyorlar. ah bir bilseniz kim bu baştakiler…) olan birşey varsa insanlığın rabbe olan uzaklığıdır.
    nasıl karnımızı doyuruyoruz?soruyorum… … değil mi? işte işgaldesin… vatanın yok… duyuyor musun? vatanın yok!!! ölür gibi yarın için; hiç olmayan ve olmayacak bir kağır parçası için zamanını; rabbin dünyada yaşamana iznini harcıyorsun. vatanın yok! rabbni yanında; işleyen elinde değil; gör müyor musun? peki elin rabbe bağlı değilse kime çalışır? bir iki süslü kıyafet için (ki ancak sana öyle saygı duyarlar kölelik sisteminde; özellikle cepleri dolu köle tüccarları) adı sanı soya ait olan bir devlet mi istenilen… buyrun dünya geniş… ama adı sanı rab olan bir devletse istenilen; rab herşeyi bilendir. ve işte ben ordayım.
    kimse birbaşkasına suçu atmasın lütfen.hiçbirşey para; devlet makam değil… devletin rab değilse, uğruna uğraştığın yaşam yaşam değil!!! kandırmayalım kendimizi… ve iddia ediyorum iki üç çeviri kitaptan da anlayamazsınız bunu… onların enerjisi, uygulanma aralığı kalktı.belki de gayet uygulandı.rablerimizi unutmamız için…bakın halimize…
    ben; ben dünya hiçbir sistemde olmayacağım. ancak rable… imansız mıyım? bilmem; oku(ma)duğunuz (biraz da karadenizce olsun:) ) kitaplara sorarsanız eyvallah:) ve birgün dünya ölürse elinizdeki bir hiçtir çelişken(hmmm)…emelleriniz hiçtir.
    şimdi sen o kız çocuğunu ve ben de yaptım; biz de yaptımı bırak; neyi seçtiğine bak… neyi seçtiğini görüyorum ve yazının hakikaten hakikat olduğunu da…
    üzgünüm çelişken benim çerkezyamda sen yoksun… sürekli saldırılarla yıldırmaya çalıştığınız bana; ve yine dönüp dolaşıp geldiğiniz bana size dair bir kapı yok. sen gidene dek ben de yokum; ama sevdam; çerkezyam; rabbimin devleti kalbimdedir…
    ve gören göz bilir. ayinesi iştir kişinin; lafa bakılmaz…
    aç bir kapı; ik üç okkalı ve gerçekçi (görünen) ama hakikat olmayan laf söyle; alkışlayan bulacaksındır. materyal bol..eee türkiye uyku ve uyanışın beşiği; ölümün ve dirilişin beşiği… rusya- amerika; türkiye- kaskasya … rabbim sen yolumuzu aydınlık kıl! ayrılış günü hak olan dek…
    hoşçakalın…

  3. ShaBorz Says:

    sayın sultan,
    birşeyler anlamışsınız az çok orası belli ama pek yanlış anlamışsınız açık ki!
    bir defa yazdıklarınızdan hiçbirşey anlaşılmıyor, rica etsem anlamlı cümleler kursanız bir zahmet…
    zira cümlenin başı nere sonu nere belli değil, ne anlatmak istemişsiniz anlayan varsa beri gelsin!
    ayrıca bir kağıt parçası için Rabbin verdiği zamanı harcıyorsun buyurmuşsunuz…
    300 bin insan bir kağıt parçası için değil, özgürlük için hayatlarını verdi. herşeyden evvel onu iyice öğrenin!!! hem siz kim olarak Çeçen halkının kendilerine Allah tarafından verilen süreyi boşa harcadığını iddia edebiliyorsunuz???
    varsa eğer bir imanınız herşeyden önce kendinizi Tanrı yerine koymaktan vazgeçin!!!
    kimin hayatını ne için harcadığının hesabını ancak hesap gününün sahibi tutabilir, siz değil!!!
    sonra bilmiş edalar ile “heeyy yeryüzünde ki zavallılar bir bilebilseniz benim kadar” anlamına gelebilecek cümleler kurmaktan sakının, çünkü birgün birisi çıkar, bildiğiniz tüm kelimeleri cümle içinde kullanınca laf ettim sanan süper egonuzu yerle bir ediverir, benden söylemesi.
    son olarak Çerkesya’yı size kim verdi onu bilmiyorum ama yukarıda ki satırların yazarı, hiç değilse hala insan kalabildiğini göstererek ebedi ve kadim ülkede bir yeri olacağını cümle aleme ispatlamıştır bence…
    netice-i kelam, umutsuzluktan mütevellit nihilizmin hiç gereği yok…
    durmadan, vazgeçmeden, yaptığını (yada yapacağını) küçümsemeden yola devam…
    belli mi olur bir gün bir bakmışsın safını belli etmek için damla damla su taşıyan karınca yangını da söndürüvermiş…

    selam ve saygı ile çelişken,
    özgür kal…

  4. sultan Says:

    öncelikle açık kelam size göre bana karşı bir sayınsızlık görüşü var.o yüzden saymaktan öte sınır bilerek eyvallah diyelim shaborz.siz de benim dediğimi yanlış anlamışsınız.
    öncelikle ben kendimi tanrı yerine koymuyorum.bunu önce açıklığa kavuşturalım… ama siz tanrıyı ne yerine koyuyorsunuz; bilemeyeceğim. tanrı nedir? ben ancak o düşler ülkesinin (dünya sahnesinde çerkes sürgünleriyle ve çerkeslikle tezahürlenmiştir) kalpte kurulacağı ve yaşatılacağı kanaatindeyim; yaşamındayım. ve demem o ki ben rab değil rabbin eli olma muradındayım. tabi bu cümleyi açmak gerek. rabbin eli olmak; yaşamak; aşk olmak ve yaşamını dünya üzerinde durduğun noktada rabb muradı açısından işleyebilmektir…elini rabbe teslim etmektir; rabbin elini el kılmaktır.
    işte dava, devlet davasından öte seneler nizamınca nice hayatlar gören dünyanın dönüş; yurdunu kuruş vasasıdır ve asıl özgürlük de milletçe değil kalpçe insanca olan özgürlüktür.ki öz millet; damarlarda akan kanda; genlerde heryerde gizlidir. demem o ki türkiyedeki insanlar da özgür mü? bizler özgür müyüz? amerika özgür mü? hayır!değil… siz bu konuda ne buyurursunuz bilemeyeceğim. gördüğünüzü ilettiğiniz süper egoma da daha kelamca ve hakça hak dilemenizi, yazmanızı, yaşamanızı, eylemenizi rica ve temenni ederim.o egoyu nerde görürseniz (ben; sen; o ;biz; siz;onlar)bir de benim için…
    e belli mi olur; biz de ümitteyiz.
    ha şimdi özgür kala tekrar dönelim? özgür kal!!! (hadi dilek bana da gelmiş olsun.)eyvallah ama türkiyede nasılsın? özgürlüksüz mü? türk dediğin kişiler nasıl? özgür mü? amerikalılar, almanlar falan filan… özgürlük nedir? ruhta mı yaşanır; fizikte mi? nerdedir? eğer özgür bir kişi bulursan, kalbi dünyanın halinden kanamayan özgür bir kişi bulursan bana da haber et… vesaire; vesaire…
    çerkesya bu yüzden kalpteki hayaller ülkesidir… çerkezya dünyanın kalbidir. diğer özgür saydığın devletlerin halklarından öte; dünya karanlığa daldığında; kuyulara düştüğünde; onla beraber ki sürgünlerde kaldığından çerkesya çerkezyadır… dünya yanarken o da yandığından öz çocuğudur; kalbidir…öz çocuğu; kalbi olduğundan dünya yanarken o da yanmıştır.
    senin çerkezyan benim çerkezyama uymaz mı dersin? bir daha düşün derim. ama kendi içinden… dünyaya; dünyanın rabbi; dünyanın kalbi çerkezya adına bir daha düşün derim.
    ama diğer yazımda dediğim gibi okunmayan; okunsa da okunmayan kitaplara göre iman tartacaksak; hele de sen tanrı mısın deyip teraziyi bir de kendi elimize alıp tartacaksak eh bir de ayni görelim derim.. en azından yaptığımızı görelim.sen de gör…
    300 bin insan; bir kağıt parçası için …çeçen.. uff; gerçekten ne diyorsun… hadi ben öyle birşey demek istemedim; düşüncene getirmen bile tuhaf ve haksızlık değil mi? yazıya alma bari… hele de ne dediği anlaşılmayan bir rumuza karşı.. lütfen!!!
    shaborz; sence o yazıda sadece yazara mı sesleniliyor? biz deniyor; devletler deniyor; para sistemi vesaire…
    neden bu kadar hınçlısın? kalemimi kırmakta bu kadar ecelecisin? belki bir divaneyim ve öyle ya da böyle kendimce yazıyorum. ya da neden anlamadığın bir diyaloga girmekte heveslisin? belki ince ince bir sızlanmaydı o mesaj; belki geçmişten süregelen bir hatanın haykırışı… ya da ben gerçekten divaneyim. söz hakkı olduğu yere sığan…
    benim derdim kelamla; aman vay şunu deme saygısızlıktırla değil. dediğim gibi ne sevmeyi ne de saymayı biliyoruz… hanii yukardaki o video var ya.. sen şimdi o videoyu izledin; o mesajı okudun; takdir ettin; etkilendin ve bana karşı hınçlandın ardından hemen; öyle mi? gerçekten etkilenmişsin… yara nedir bilir misin? günlerce ve yaşamınca geçmeyendir. işte benim dediğim de budur. asıl mecra o kızın ölüşü mü ; yaşamındayken o kızın bizde ne ifade ettiği mi? vallahi de billahi de emin ol o kızın kardeşi; kardeşleri; binlerce o durumda olan kişi yaşıyor (işte sürgünlük portresi) onları bul shaborz; insanlık kıyaslamanı yaşa; bana; ona buna uygulama ama yaşa… bul o kızı; kızları ellerinden tut??? yapabilecek miyiz? sistem izin veriyor mu? yaşamımızı hangi kavgalarla idame ettiriyoruz? o kızı; kardeş deyip ölümüne; ölüş biçimine ağladığımız o kızın kardeşlerini bulabilir misin? (belki ben; belki sen; ama kardeşleri; sürgünler çevrede)ölümünü görmeden ve sızlanmadan önce.. işte asıl mesele bu.kör ölür bdem gözlü olmaz; zaten badem gözlüdür budur.” ve yaşamaktır aşk” benim isyanım budur. yukarıdaki mesajımdaki asıl soruda budur. yazara iletimin; keskin kalemimin ucu da bu hakikate çıkar.
    şimdi çerkes; ağıt yakmadan; yakılmadan kardeşlerini bulmayı dene…
    hem ne var biliyor musun? çerkes yüreğinde olgunluk taşır. sürgün olsa da kalbi o ümitle rabbini beslemiştir.(çapraz yansımayla) diğer sürgün insan bilinçte ileriyken kalbinde çoktan kuraklıklara dalmış… ikisi de çerkezyalı. ikisi de sürgünde…
    çerkezya delisinden karınca dostlarına…

  5. ShaBorz Says:

    sayın sultan,
    üzgünüm ama bunca karmaşanın içinden bir anlam yakalamakta zorlanıyorum, diyorsanız ki senin yetersizliğin, eyvallah, ama kulak verirseniz bana siz önce TDK’nın türkçe sözlüğünü sonra illada eski kelimeleri kullanmak niyetindeyseniz Ferit Devellioğlu’nun Osmanlıca-Türkçe sözlüğünü bir edinmeye çabalayın. zira pek çok sözcüğü yanlış anlamda kullanıyorsunuz ve bu ister istemez insanlarda sizin anlatmak istediğinizden farklı bir anlam oluşturuyor (yanlış anladın demişsiniz çünkü…)

    mesela somut 1-2 örnekle bunu size anlatmaya gayret edeyim:
    ***”işte dava, devlet davasından öte seneler nizamınca nice hayatlar gören dünyanın dönüş; yurdunu kuruş vasasıdır ve asıl özgürlük de milletçe değil kalpçe insanca olan özgürlüktür.”
    -nizam: düzen, usul, tertip, kaide, yol demektir. ancak cümlenin gelişinden orada “seneler boyunca” demek istediğiniz anlaşılıyor ki dolayısıla nizam sözcüğü orada kullanılamaz.kullandiğınızda da işte anlam karmaşası ortaya çıkar…
    -vasa: türkçede “vasa” diye bir sözcük yoktur yani birşeyin “vasası” olunamaz, belki cümlenin gelişinden “vasıtası” demek istediğiniz anlaşılıyor ancak insan eminde olamıyor tabii…

    bunlar sadece bir tek cümlenizden alıntıladığım hatalar. bununla birlikte hem bu yazınızda hemde bundan öncekinde bu minvalde pek çok hata var ve bu hatalar sebebi ile doğru bir okuma yapmak, doğru bir anlama ulaşmak, hele hele de sizin amaçlarınıza vakıf olabilmek ne yazık ki mümkün değil…

    bu tesbitin ardından gelelim videoda ki Çeçen kızın akrabalarına…
    eğer Türkiye’de yaşamaktaysanız ve niyetliyseniz gerçekten bu kızcağızın boynu bükük yakınlarına yardımsa, buyrunuz İstanbul’da ki 3 Çeçen mülteci kampının adresi:
    1. Beykoz Kampı:Sultan Aziz Camii Yanı No:116
    Tokatköy, Beykoz, kamp hakkında ayrıntılı bilgi için lütfen inceleyiniz;
    http://www.kafkasyaforumu.org/aktuel/144-beykoz-kamp
    2. Ümraniye Kampı: Halil Ürrahman Camii Yanı Atakent Ümraniye, kamp hakkında ayrıntılı bilgi için lütfen inceleyiniz;
    http://www.kafkasyaforumu.org/aktuel/143-uemraniye-kamp
    3. Fenerbahçe Kampı: Devlet Demir Yolları Tesisi FENERBAHÇE / İSTANBUL, kamp hakkında ayrıntılı bilgi için lütfen inceleyiniz;
    http://www.kafkasyaforumu.org/aktuel/142-fenerbahce-kampi

    bunların haricinde benim bu insanlar için ne yaptığımı sormuşsunuz, kendimce birşeyler diyeyim cevap olarak. çünkü imtina ederim şunu yaptım bunu ettim demekten. çünkü boynumun borcudur, üzerime vazifedir o insanlar, Allah affetsin eksiği var fazlası yok yaptıklarımın.Ama çabalamaktayım, unutmadım kardeşlerimi, elimden geleni insani hatalarlada olsa yapmaya gayret etmekteyim. eh bu durumda sistem izin veriyor mu diye bir endişede yok tabii. varsa önümüze örülen bir duvar kırıp geçmekte göreve dahildir. olmazsa üzerinden atlanır,yani bulunur bir yol illaki, çaba gösterdikten sonrada olmaz diye birşey yok elbette.
    size tavsiyem gidip o insanları görmekle başlamanızdır işe, eğer varsa onlara dair bir derdiniz…

    “özgür kalmak” işine gelince, Çeçen halkı için özgürlük dünyada ki en kıymetli varlıktır. iyi olmaktan hoşnut olmaktan önce gelir, özgür olmak…
    dolayısı ile Çeçenler birbirlerine veda ederken “güle güle” “kendine iyi bak” “iyi günler” “iyi geceler” gibi sözler yerine “özgür kal” derler. Marsho Ayylo!
    devletmiş, sistemmiş, nizammış, düzenmiş, emelmiş umurlarında olmaz onların. “Özgür Kal” derler tereddütsüz!

    gönlünüzde ki Çerkesya için ise söyleyecek sözüm yok…
    madem sizin Çerkesyanız sadece gönlünüzdedir o halde öyle kalsın. ama benim ki zahirde olsun isterim. kanıyla canıyla ete kemiğe bürünmüş vaziyette Kafkasya’nın orta yerinde yükselmiş olsun. bir “kağıt parçası” bulunsun elinde ismi “cumhuriyet” olan. bir bez parçası olsun dağlarında ismi “bayrak” olan…
    çok şey mi istiyorum? imkansız mıdır bunlar? yada hayal midir?yoksa Allah’ın verdiği nefesi boşa harcamak mıdır?
    varsın çok şey olsun, varsın imkansız olsun, varsın hayal olsun…
    öyle bile olsa uğruna ömür harcanacak hayaldir benim için…
    hem harcadıysak nefesimizi boşa onun hesabını da Yaradana veririz, zira kimseye borçlu kalmak adetimiz değildir.
    şimdi bakın bakalım yanan kimmiş, divane olan?
    buda işte benden son söz, ham iken yanan kamıştan ney olmaz, önce pişmek sonra yanmak gerektir, unutmayın…

    özgür kalın…

  6. sultan Says:

    (vasasıdır/davasıdır…) keyfiniz yerinde maşallah; kelimeleri ince eleyip sık da dokumaktasınız.
    sen mi karasın; ben mi siyah… ama derdim; senin derdinle bir; onu bilirim.sen bu birlikten ne görürsün; ben ne görürüm; hak getire…
    tdk yorumlarınız ve verdiğiniz adresler için de teşekkürlerimi sunarım. en azından sinirinizin ve insanlık ayrımınızın bir köşesinde yer edinebilmiş yazılar…
    sayın shaborz; ben de çok imla hatası görüyorum ama sizinkinden çok farklı. kimbilir belki uyarınız bundan sonraki alanlarda yazış stilime -size göre- ilaç gelir:):) ama yazmak; yazacak alan bulmak; benim için ayrı bir önemlilikte…
    şimdi ben de acizane size kelimelerde gördüğünüz anlamın çok dar olduğu izlenimimi sunarım. mesela şöyle; “seneler düzenince nice hayatlar gören…) yanlış bir kuruluş mu? yoo hayır; tam da demek istediğim şey:):) ama sizin yazı stilinize (hayata bakışınıza) uyduramadığım için hiç de umutsuz değilim. yazmak çok güzel;)
    beklentiniz umarım günlüklerimde “sabah erken kalktım; elimi yüzümü yıkadım; yemek yedim; okula gittim ve akşam dişimi fırçalayıp yattım” dizimi ise kusura bakmayın;kölelik istemem. ben kalemimin özgürce sığdığı yerlerde kelimelerimi yaşatmak gayretindeyim. (yazılarımı günlüklerime benzettim; umarım altyazı istemezsiniz:);))
    çerkezyaya; olaya bakışımızdaki temel fark; günümüz koşullarındaki halk ve olması gerekenlerin ütopyasıdır. ama bu konuşmalar kesinlikle üzüm ve sapına bakışla ilgili bir karışım sevgili shaborz…
    “devletmiş; sistemmiş; nizammış umurlarında olmaz” cümlenize dönelim. sistem (dünya insanlık sistemi; NOT: “bakış açınızı genişletin”) içerisindeki her bireyi; her gurubu kapsar. ve o sistemdeki bazı varlıklar gözlerden ırak güç savaşları yaparlar ; dün; bugün. yani sen ; ben; o; her kimsek o sistemin içindeyiz dünya üzerinde olan insanlık olarak. bunu devletlerin görünen yönetenleri ve derin devletin ilişkisi olrak da irdeleyebiliriz. yani sen türkiye cumhuriyetindeysen (millet demiyorum) ve o cumhuriyet ve diğer devletlerle yaptıkları seni öyle veya böyle etkiler. bu en başta ruhsal açıdan böyledir. ( inanmamak serbest)

    ve biliyor musun? birbirimize aynı lisanda hitap etmiyoruz.(ne ilginç değil mi; bir de aynı dilde) sen hala kağıt parçasında ve verilen nefes harcamasındasın. yani anladığında ve ne şaşırtıcıdır ki öyle demediğimi iletmeme rağmen bu algının kulvarındasın.bunu üzerine üretim de imal aşamalarına geçmişsin bile.böylelikle yazıların üzerine eklediğim herşey; bana karşı yanlış bina ettiğin düşüncelerinin esaretini artırıyor. ve benim de böyle bir iletişimsizliği sürdürmeye hiç de niyetim yok. yazılarımın kaynağına ve amacına binaen bu böyledir.
    falan filan işte…
    ve neyse ne…
    eyvallah yolcu
    ….
    ah bir “zengin” olsam; daba daba daba daba daba … dam!!!

  7. ShaBorz Says:

    müteharrik nazarlar ile bertaraf edilmiş bir uhuvvet abidesi filhakika gönüllere saffet, vicdanlara tebabet aşılıyor…

    yanlış mı oldu…yoo tam da demek istediğim şey…

    peki anlamadım derseniz ne yaparım;
    ağlamış gibi yaparım böle “ühüüüü” diye :)

    bup bup buu, bup buuuu…

  8. sultan Says:

    allah iyiliğinizi versin:):)
    selamlar!
    özgür kal!

Leave a Reply

Lutfen Guvenlik Kodunu Giriniz:

2011 Ajegu.com.