Nasıl da eminiz kendimizden. Nasıl aşılmaz, sonsuz bir güvenimiz var. Ve nasıl hak görüyoruz kendimize her şeyi..
Artık her şeyin rant için yapıldığı bir dönemde, kişisel gelişim de bir rant aracına döndü. Okudukça, aydınlandıkça, bir şeylerin özüne varıp yalınlaşacağımıza karmaşıklaşıyoruz git gide. Ve bu karman çormanlıkla, bir şeyler bilmenin, entelektüel bir birikime sahip olmanın, sosyal bir duruş benimsemiş olmanın verdiği haklı silahlarla saldırıyoruz çevremize.. Merak ediyorum biz olmaya, olgunlaşmaya çalışırken, ilkelleşip, kibar saldırganlara mı dönüyoruz acaba. Araçlar ve yöntemler değişiyor ama yaptığımız hala birilerini ezmek, yargılamak, bir şekilde iktidar kurmak çabası. Bilgiyle ezmek, eleştirel bakış ayağıyla aşağılamak, yargılamak, bilgi ve birikim ile iktidar kurmak…
Hem çevremizde yarattığımız etki, hem kendi içimizde, bir türlü sonu gelmeyen bir dinememek, dinginleşememek, huzurlanamamak..
Merak ediyorum acaba kurbanlarımıza mı acı veriyoruz daha çok kendimizi mi kurban ediyoruz farkında olmadan..
İnsanların gerçeklerini, inançlarını ve hatta duygularını yargılamaya ve onlar adına doğru ya da yanlış yolda olduğuna karar vermeyi nasıl da hak görüyoruz kendimize. Ve “sen de bir gün benim şu anda düşündüğüm noktaya geleceksin, ben senin yaşayacaklarını ileri sarıp, sonuca ulaştırdım, yargıyı verdim amaaa çabalama şimdilik sen anlamazsın” içeriğinde yarı acıma yarı ezen-sevecen bir tavır takınmayı ne de güzel beceriyoruz..
İyi kötü mürekkep yalamış yutmuş, birkaç ortama girmiş çıkmış, sonunda da kendimize kendimizce bir yol tutturmuşuz ya, bir de modern düşünce kisvesi altında süslemişiz tutturduğumuz yolu.. Bizim gibi olmayan, biz anlamayanları, ya da bizim anlayamadıklarımızı nasıl da yargılama infaz etme sevdalısıyız..
Öyle bir entelektüel güvenimiz var ki; başkalarının inançlarına, yaşayışına, aşklarına, kararlarına müdahale etme, paldır küldür üzerine konulup çıkarımlarda bulunabilme hakkı veriyor bize.. Hem de bütün bunları bir entellektüelin eleştirel tespitleri olarak atıyoruz ortaya..
Gerçekten nerden buluyoruz bu güveni.. Okuduğumuz hangi kitap yaşamın sır formülünü açıklayan, hangi deneyim bizden bir başkasının gerçekliğini inkar etmemize kaynaklık edebilen?
Gerçekten yazık, okunan onca satır nasıl okunmuş kimbilir..
Tags: entellektüel, küstahlık
* Kokla şair, bu taşı gazzeden getirdim. Bu görmüş olduğun kurşun, Filistinlinin göğsünden çıktı. Sen Oğuz Atay'da yüzerken, intihar yeyip intihar kusarken, bir çocuk, adam gibi öldü.
-Hakan Albayrak-
Son Yorumlar