Hadi toparlan.
Toparlan da, kalk gidelim.
Şöyle tozun dumanın olmadığı,
kimsenin kimseye karışmadığı bir yere…
Dizimize kadar çiçekler olsun
ve bir türlü göremeyelim tarlaların sonunu.
Bulutlar var diye surat asılmayan,
Bulutlardan hayal kurulan bir yere gidelim.
Alabildiğine yeşil olsun,
Alabildiğine mavi…
Pastel boyalardaki gibi değil de;
zeytindeki, denizdeki gibi..
Genetiği değiştirilmiş kırmızı değil de;
dağ çileği rengi olsun topladığımız.
Hadi, hadi
hiç oyalanma, kalk gidelim
kimsenin bizi yargılamadığı, yönetmediği,
yargılamaya ve yönetmeye çalışmadığı,
hakkımızda ahkam kesmeye kalkmadığı bir yere…
Bize sahip olmak isteyenlerin olmadığı,
Kendimize sahip çıkmak için
bunca didinmemiz gerekmeyen bir yere gidelim.
Öyle olmalı, böylesi uygun, şu da gerekli’leri bırakalım arkamızda.
Dingin ve sakin-
Gürültüsüz ve patırtısız.
Bir şey kanıtlanması gerekmeyen,
İhtiraslar ve hırslardan uzakta,
hatta zamanın da- hayattan kaçmak yerine yaşamayı beklediği,
günün geceden kalabalık ve yorucu,
gecenin günden kasvetli ve yasaklı olmadığı bir yere gidelim.
Geniş tarlaları olsun dedim ya hani,
Diz boyu başaklarında çocuklar;
koşsun,
uçurtmaları uçsun havada,
kendileri mayınlarla havaya uçmasın.
Kalk- kalk- kalk!
Hiç durma-
Hemen gidelim buradan.
Kimsenin dininin, renginin, milliyetinin olmadığı,
olsa da değerinin bunlar üzerinden biçilmediği
bir yere gidelim.
Suyun, sesi dinlenebilecek kadar bol olduğu,
tükenmediği bir yere gidelim.
Ayakkabıyı, çantayı,
9.5 punto topuğu, kravatı atıp,
toprağa ve çamura bulanalım.
Üstümüz başımız pis olsun
kirlenelim doya doya
ama gözlerimizin içine bakabilecek kadar
temiz kalsın bakışlarımız.
Şık ve en olanları bırakıp gidelim
İlkel ve derme çatma bir yere n’olur…
Daha çok, daha az, daha güzel, daha çirkin..
“daha” kavramının ve doymaz karşılaştırmanın
öğrenilmediği, bilinmediği bir yere gidelim.
Kalıpların dışına çıkınca
Her şeyin tek ve biricikliğini fark edebilen gözlerin olduğu
Bir yer bulalım
Keyfimiz yoksa surat asabileceğimiz
veya mutluysak havalara zıplayabileceğimiz,
mesai saati yüzünden kendimizi ve birbirimizi
ertelemeyeceğimiz bir yere gidelim hemen.
Evimiz de olmasın, arabamız da
hiçbir şeyimiz olmasın.
Hiçbir şeye sahip olunmayan bir yere gidelim.
Hadi kalk.
Al beni kağıdın-kalemin başından,
gidelim buralardan…
Lütfen…
-hemen…
Gidelim
ve sonra
-duralım- orda…
* Kokla şair, bu taşı gazzeden getirdim. Bu görmüş olduğun kurşun, Filistinlinin göğsünden çıktı. Sen Oğuz Atay'da yüzerken, intihar yeyip intihar kusarken, bir çocuk, adam gibi öldü.
-Hakan Albayrak-
Son Yorumlar