Masal…

Franco León Add comments

 

Bir varmış,

Bir yokmuş…

Evvel zaman içinde, zorba bir kralın istila ettiği küçük bir ülkede yaşayan fakir bir aile varmış. Bu ailede herkesin hayatı çok zormuş. Çünkü zorba kral küçük ülkenin halkından öylesine nefret edermiş ki onlara elinden gelen her kötülüğü yaparmış.

Günlerden bir gün zorba kral başka ülkelerle savaşa girmiş. Bu büyük ve çok kanlı bir savaşmış ve kral savaşı kazanmak için küçük ülkenin cesur insanlarını da zorla ordusunda savaştırmış. Ama savaşı kazanınca küçük ülkenin hep nefret ettiği tüm halkını ihanetle suçlayıp kimsenin yaşamadığı soğuk ve ıssız topraklara sürgün etmiş. İşte bu sürgünde fakir ailenin yüzünü güldürüp kalplerini umutla dolduran bir şey olmuş. Koca dağlar gibi sağlam yiğitlerin bile dayanamadığı soğuğa rağmen evin hamile annesi en küçük çocuğunu doğurmuş. “Yaşamaz” demiş ihtiyarlar, “bu soğuğa, bu açlığa, bu yokluğa dayanamaz!” Ama yanılmışlar. Küçük bebek sımsıkı sarıldığı annesinin parmağını bırakmamış. İnadına yaşamış.

Sürgünde büyüdüğü yıllar boyunca çocuğun en sık duyduğu kelimeler, “hayır”, “olmaz” ve “yapamazsın” imiş. Küçük çocuk niçin yapamayacağını, neden bazı şeylerin orada ki insanlara yasak olduğunu bir türlü anlayamamış ve körpecik aklından tüm halkını bu zulümden kurtarmayı geçirmiş. Tüm halkını kurtarmak için önce yapamazsın dedikleri ne varsa yapmaya karar vermiş. Çok zor sınavlardan geçmiş, yıllarca süren okullar bitirmiş. Ama her aşamada sürekli birileri karşısına çıkıp hep aynı şeyleri söylemiş. “Olmaz”, “yapamazsın”…

Ve küçük çocukta her seferinde inadına başarmış, inadına yapmış…

Bu sırada zorba kral ölmüş ve onun yerine başka bir zorba geçmiş, sonrada onun yerine bir başkası ve bu böylece devam etmiş. Çünkü bu ülkede kral olabilmek için önce zalim olmak gerekliymiş.

Küçük ülkenin küçük halkı ise binbir zorlukla memleketine dönmeyi başarsa da kralların zorbalığından hiç kurtulamamış. Ta ki sürgünde doğmuş ve yapılamayanları yapmış kendi öz çocukları bir gün aralarına dönünceye kadar. Zorba kralın “özgürlük isteyenleri öldür” emrine uymayan çocuk, memleketine sürgüne gönderilmiş. Ancak kendi halkı onu bir kral gibi karşılamış. “Gel” demişler “başımıza geç, bizi bu zulümden kurtar”… ve küçük bir çocuk olarak halkının arasından çıkan bu adam bir lider olarak yine aralarına dönmüş.

Hem ne dönüş… Küçük halk içinde nasıl bir güç sakladığını tüm dünyaya göstermiş. Çelikler kuşanmış, ölümler yağdıran zorba orduya karşı kanının son damlasına kadar savaşmış. Çünkü artık bir liderleri varmış, yapılamayanları yapan, olmaz denilenleri başaran… Yani artık umut varmış… Umut özgürlükmüş…

***

Bu masalın sonunda mutlu bir son ve gökten düşecek 3 elma bekleyen iyi niyetli insanlar…

Bu masalın bir sonu yok…

Çünkü bu masal henüz yazılıp bitirilmedi…

Hala umut var…

Hala umut özgürlük…

Ama size masalın başına dair bir sır verebilirim , yalnız aramızda kalsın:

Yapılamayanları yapıp halkına ışık olan o adamın adı Cohar Dudaev’miş…

***

Bugün 21 nisan 2010…

Cohar Dudaev’in şehadetinin 14. yıldönümü…

Bugün belki onun bedeni, çok sevdiği vatan toprağının göğsünde ama yaktığı özgürlük ateşi damarlarımızda hala yanmakta…

Ey şehit!

Ruhun şad, mekanın cennet olsun!

Tags: ,


Bu Yazıyı Paylaşın!

Del.icio.usDiggFacebookFurlGoogleRedditSlashDotStumbleUponTechnoratiYahoo

Leave a Reply

Lutfen Guvenlik Kodunu Giriniz:

2011 Ajegu.com.