Bir Delinin Hatıra Defteri *

Le Vent Nous Portera Add comments

Anlatmaya nereden başlamalı bilemiyorum ama yine de…

I.

Sevgili Günlük…

Küreler vardır. Çeşitli renklerde küreler bulunur. Bazıları mavidir. İşte o mavi kürelerden bir tanesi kutuplardan basık ekvatordan şişkindir ki, o şekle coğrafyada “geoit”; o mavi küreye de Arapçada “dünya” denir. Dünyayı yönetmek için krallar tahta çıkar, bazen de “dünyanın çivisi çıkar.” Çıkan çiviyi yerine çakma amaçlı devrimler yapılır? Devletin bekası masumlardan daha önemlidir. Demokrasi vardır ve başkalarıyla paylaşılamayacak kadar güzeldir.

Dünya boş bir yer değildir. Orada, zaman her şeyin boş olduğunu düşünen bir dünya dolusu insan yaşar. İnsanlar boy boy, renk renk, enva-i çeşittir. Siyah insanlara “zenci” denir. Siyah ve beyaz Beşiktaş’ın renkleridir. Sarı ve kırmızı da Kayserispor’un renkleri olmakla birlikte, bunlara orak ve çekiçte eklenirse halk arasında “Komünizm” denilen şey olur.

Boyu 1.80 cm.in üzerinde olanlar uzun sayılmakla birlikte, yeryüzünde “boyu devrilesiceler” sayılamayacak kadar çoktur. Bazı insanlar “bir âlem”dir. Bunun yanı sıra insanların pek önemsemediği nebatat, hayvanat, hububat ve bakliyat gibi farklı âlemlerde bulunur.

İnsanlar için cinsiyet faktörü çok önemlidir. Öyle durumlar vardır ki, erkekler yaptıklarında “hovardalık”; kadınlar yaptıklarında “namussuzluk” olur ?! Bay ve Bayan WC ler vardır. Erkek reyonları hep bodrum katta, kadın ve çocuk reyonları ise hep üst katlardadır. Etiketli ürünlerde sezon sonu indirimi diye bir şey vardır ve bu dünyayı daha yaşanılabilir kılar.

İnsan dediğimiz varlıklar ayrıca kısım kısım ve 72 millettir. Bunlara ek olarak bir de Birleşmiş Milletler bulunur. Bu milletlerden birisi “ruhen aristokrat, davranış itibarıylada demokrattır.” Onlara Çerkes denir; fakat onlar kendilerine bazı özel durumlarda Adige, Abhaz, Oset… vs derler.

Kafkasya diye bir yer vardır. Dağları yüksek, doğası muhteşem, kızları da türkülere konu olabilecek kadar güzeldir. ** Herkes onlara türkü yaksa da kendileri mermi yakmayı tercih ederler. Çünkü tarih sahnesinin bütün dönemlerinde Ruslar vardır. Ruslar hep Kafkasya’yı aşarak sıcak denizlere inmeye çalışırlar. Tarih kitapları vardır ve böyle şeyleri yazarlar. Bu nedenle bütün çocuklar Rusların sıcak denizlere inmek istediklerini bilerek büyürler. Biz hepimiz bilmekteyiz ki Turizm “Bacasız Sanayi”, Turist “Altın Yumurtlayan Tavuk”, Antalya da “Bir Tatil Cenneti”dir ve Ruslar sıcak denizlere inmek için ülkemize gelirler. Böyle alternatiflerin olmadığı dönemlerde savaşlar çıkmıştır. Zaten Kafkasya da savaşlar hiç bitmemiştir. Yüzlerce yıl sürerler ve kaybedilirler. İşte tam bu noktada “Göç” denilen olgu yaşanır.

- Hayır efendim, ne münasebet? Yaşanan bir göç değil, “sürgün”dür. Dolayısıyla bir “soykırım” söz konusudur. “Genosit” dedikleri de soykırımın ecnebicesidir.

Yollar vardır. Her yolunda bir yakışanı vardır. (Mesela uzun ince olanları gündüz gece gidilir.) Sürgün böyle yollardan geçip gider. Bu yollardan biriside deniz yoludur. Gemilere balık istifi binilir, ölen birisi olursa cesedi Karadeniz’e atılır. Bu nedenle “bahtım gibi kara deniz” de denilir. Hastalıklar vardır ve gemilerde hep ölümcül olanları denk gelir. Yollar boyunca açlık vardır, hatta “açlık çoğunluktadır.” ***

Trabzonlu gemiciler ve köle tüccarları vardır. Demek ki bazı durumlarda insan da ticareti yapılabilen bir maldır… Parayı insan hayatından daha çok severler. Bugün bile zürriyetleri sevgi ile yad edilir?!

Hepimizin dedesi işte böyle sürgün olagelmiştir. Bazı dedeler ise (torunlarının rivayetlerine göre) mallarını mülklerini toplayarak gelmişlerdir. Onların sülale mühürleri, atları, arabaları ve mutlaka yetmiş küsur tane köleleri bulunur.

“Gelmek” fiilini kullanmışken hatırıma geldi, anne tarafından Çerkes olan Lieschteinstein Prensi, yanındaki atlılarla bugün derneğimizi ziyarete geliyor.

Şimdi acilen çıkmam lazım.

Yine yazarım…

_______________________________________________________

* Gogol’ün Aksenti İvanoviç’ine saygı ile…
** “Deme sakın kalp hırsızı / Seviyorum çerkes kızı” Halk Türküsü -/ Bestekâr : selahattin inal
*** “At sırtında taşınan ölü / Kundağa girmeyen bebe / Karanlıklarda açan çiçeklerin / Bir insanın ölümüne dönüşü / Bir insan ölümü olmaya / Çünkü açlık çoğunluktadır.” Turgut Uyar

Tags:


Bu Yazıyı Paylaşın!

Del.icio.usDiggFacebookFurlGoogleRedditSlashDotStumbleUponTechnoratiYahoo

Leave a Reply

Lutfen Guvenlik Kodunu Giriniz:

2011 Ajegu.com.