Mutluluk

Çelişken Add comments

Mutluluk insanın hayatı boyunca ulaşmaya çalıştığı, temelde hayatın amacı olan bir olgudur. Her birimiz hayat amacımızı mutluluğa ulaşmak diye tanımlamasak da hepimiz mutlu olmayı istiyoruzdur. Bu noktada önemli bir soru akla geliyor; mutlu muyuz? Bunun birçok değişkeni var tabi biliyorum, aklınıza gelen zibilyon tane kriterden haberim var merak etmeyin. En kaba haliyle değerlendirmenizi istiyorum, hayatınızdaki mutlu olduğunuz ve olmadığınız anları birbirinden çıkarın ve elde ettiğinize bir bakın. Bu noktada mutsuz olmadığınız zamanları mutlu olarak değerlendirmemeniz gerekiyor. Çünkü mutsuz olmamanız mutlu olduğunuz anlamına gelmiyor. Ne çıktı sonuç? Yo yo bana söylemeyin sizin bilmeniz kafi. Ben burada kendi sonucum üzerinden devam edeceğim.


Mutlu değilim. Hatta bu anlamda baya bir zarardayım diyebilirim. Sizin sonucunuz nasıl çıktı bilmiyorum ancak benimkinden pek farklı olduğunu düşünmüyorum açıkçası. Böyle düşünüyorum ancak böyle düşününce takıldığım bir nokta daha çıkıyor ortaya; eğer siz de benim gibi düşünüyorsanız nasıl yaşayabiliyorsunuz bir deyin hele. Ya da en güzelini mi yapıyorsunuz; düşünmüyorsunuz. Halbuki her “nasılsın” sorusunun cevabında “iyi” oluyoruz hepimiz, nasıl oluyor bu kadar mutsuz oluyoruz? O “iyi” gerçek iyi değil değil mi? Biliyorum. Ben denedim efendim, “nasılsın” sorusuna iyi olmadığım zaman -ki ekseri değilim- “iyi değilim” dedim ama olmadı. Ezber bozmak insanlar tarafından tercih edilen bir durum değil ne yazık ki. Bir anlık afallamadan sonra geçiştiriliyorsunuz, onlarınki de bir nevi savunma mekanizması. Beklenmeyen durumlar oluştuğunda hafif saçmalayıp toparlanıyorlar sonra. Ben de o günden sonra hep “iyi” olmaya karar verdim zaten. İyi ya ne olsun, senden ne haber?

 

Şimdi düşünüyorum efendim -düşünen bir hayvanız en nihayetinde, ara ara yapıyorum ben de bunu- bu dünyadaki yegane amacımız mutlu olmak, varmak istediğimiz son nokta hep mutluluk. Diğerleri hep o son noktaya varmak için bir araç. İyi güzel de mutlu değiliz be kardeşim, ne olacak o iş? Değişik alternatifler var tabi; birisi ümit etmek. Mutlu olacağınız anın ümidiyle çalışmak, çabalamak, güzel şey. Diğeri ise hiç düşünmemek. Bence en yapılması gereken şey. Başka türlü baş edilmiyor çünkü, ben edemiyorum en azından. Bir üçüncüsü gelmiyor aklıma. Hal böyleyken ilkinden çaktık zaten, yeni ümitler yeşertecek gücü olan ne ala. Vallahi bende yok azizim. “Düşünmemek” ise yapmayı en çok istediğim şey. Ancak nereye düşünmüyorsun? Kafada zibilyon tane soru işareti dururken nereye düşünmüyorsun arkadaş?

 

Haliyle çıkılmıyor işin içinden. Sonra bir soru daha geliyor akla; “neden?”. İnanırsınız inanmazsınız o kısmını bilemem ama ben inananlar tarafındayım. Yani yaratıcıya, ölümden sonraki hayata vs. inanıyorum. Sana inanıyorum Tanrım, inandığım şekilde yaşayamıyorum belki afedersin ama sana inanıyorum inan bana. Evet istediğin gibi biri olamadım biliyorum ama elimden geleni yaptım. “Erken pes ettin” dediğini duyar gibiyim, bilmiyorum Tanrım sen öyle diyorsan öyledir ama bana sorarsan “ben bu kadarım”. Biliyorum Tanrım, ne senin istediğin gibi biri olabildim ne kendi doğrularımı savunabildim ne de diğerlerinin doğrularını kabul edebildim. Arafta kaldım hep, benim gibiler için mi yarattın orayı Tanrım? Yapamadım. Düşündüğümü söyleyemedim, doğru bildiğimi yapamadım, sizin istediklerinize ayak uyduramadım. Hepsinde yarım kaldım. Ne kendime yaranabildim, ne size ne de O'na. Biliyorum Tanrım kızgınsın bana :(

Çözemiyorum ben bu denklemi, hikmetinden sual olunmaz Tanrım inan ben de etmiyorum. Bendedir eksiklik beceremedim, çözemiyorum. Ama ben bundan fazlasını yapabileceğime inanmıyorum. Çırpındıkça çamur sıçrıyor etrafıma, çamur deryasında çırpınıyorum başka şansım yok. Hal böyle olunca “çırpınmak niye?” diyorum Tanrım. Olmuyor ikimiz de görüyoruz. Ama çıkacak yolları da kapatmışsın be Tanrım. İsyan ediyorum sanma haşa, ama istediğim zaman gelebilmeyi isterdim sana. Kudret sende tabi “ben istediğim zaman gelirsin” diyorsuın, anlıyorum seni Tanrım. Bekliyorum, çok geç olmamasını ümit ederek. Orada çok güzel karşılanacağımı falan düşündüğümden değil, amenna ve saddakna ne gelirse kabulüm. Ama burası Tanrım, nasıl desem… hem belki seni çok özlemişimdir, “inna lillah” dedik “ve inna ileyhi raciun” zamanı gelmedi mi hala? Vuslat diyorum Tanrım, vuslata hasret kaldım.

Tags: , ,


Bu Yazıyı Paylaşın!

Del.icio.usDiggFacebookFurlGoogleRedditSlashDotStumbleUponTechnoratiYahoo

2 Responses to “Mutluluk”

  1. Borz Says:

    Allah kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükler; kazandığı iyilik lehine, ettiği kötülük de aleyhinedir. Rabbimiz! Eğer unutacak veya yanılacak olursak bizi sorumlu tutma. Rabbimiz bizden öncekilere yüklediğin gibi, bize de ağır yük yükleme. Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi taşıtma, bizi affet, bizi bağışla, bize acı. -Bakara,286-
    Sabır aga…
    Biliyorum sabrediyorsun ama daha da sabır. Ondan sonra daha fazla sabır. Sonra daha…
    Bir kutlu günün umudu değil mi hepimizi yangınlardan yangınlara dolu dizgin koşturan… Koşturupta ateşlere gark eyleyen…
    Öyleyse yanalım aga…
    Yanmadan vuslata varılmıyor…

  2. Akuytz Says:

    Geçen gün bir rüya gördüm. Nefset İzmir'e dönmüş, Seti ile Yalçın yurtdışında yaşıyor. Senin oğlan 10 yaşında benim kız da 8. Murat hala evlenmemiş. Misafirliğe size gelmişiz. Senin oğlan o odadan giriyor bu odadan çıkıyor. Süpermen mübarek yatakların üzerinden atlıyor. Dikkatlice izliyorum, bildiğin bizim kıza kur yapıyor bu yaşta. Ulan diyorum aynı babası… 
    Derken, muhabbet, sohbet gırla gidiyor. Eskilerden bahsediyoruz yine. Hatkoycity'den, Hakan Hoca'dan… Saat 12'yi geçiyor. Ve Kafkasya'yı kurtarıyoruz hemen. (Bu arada hala 21 Mayıs için Taksim'e gidiyoruz). Çocuklar çoktan uyumuş, hanımlar dedikodu yapıyor. Ve biz yine "Agaaa" diye sesleniyoruz birbirimize.
    Tam o sırada irkiliyorum  ve aniden gözlerimi açıyorum. Rüya imiş bütün bunlar meğersem. Suratımda bir tebessüm beliriyor; ne güzel bir rüya diyorum.
    [Evet aga böyle bir rüya görmedim, ama kabul et iyi yazdım. Çünkü:
    Benim hala umudum var...] 

Leave a Reply

Lutfen Guvenlik Kodunu Giriniz:

2011 Ajegu.com.