Hakkımızda
Merhaba Dünya,
Kafdağı’nın çocuklarından selam yine sana…
Sana dair sözümüz bitmedi hala…
Hem sende bilirsin aslında bizi…Vatanımız olan kadim masal ülkesini bugün bile nasıl hayal ettiğimizi…
Bu sayfalar işte,
Bir zamanlar yaşadığımız göğü yıldızlı, dağları karlı, kırları çiçekli diyarların hiç duyamadığımız şarkılarına özlemdir.
Bu sayfalar,
Saçları güneş kadar parlak çocukların öz dilleri ile bağrışıp çağrışarak oyunlar oynadığı, gönlünün istediğince yaramazlık yaptığı günlere hasrettir.
Bu sayfalar,
Gümüş kamaları su gibi aziz yiğit delikanlıların ve zarif giysilerinin etekleri rüzgarla savrulan naif kızların neşeyle yaşadıkları günlere, yani sevince, yani birliğe, yani bizliğe, kısacası özgürlüğe bir selamdır.
Bu sayfalar,
Dachau ve Auschwitz’de fırına atılan iskelet halindeki Yahudilere ve Romanlara, Nanjing’de süngülenenlere, Biafra’daki gözleri korkudan büyümüş çocuklara, My-Lai’da namlunun ucunda yalvaran anne ve bebeğine, hardal gazıyla boğulan Irak Araplarına, Interhamwe’nin bıçaklarıyla Kigali yolunda doğranan Ruandalı Tutsilere, Çeçenya’da Ruslar tarafından iflah olmaz bir hırsla defalarca bombalanarak, vurularak, işkenceyle katledilen yüzbinlerce Çeçen’e, Abhazya’da Gürcülerin merhamet duymaksızın ve bir anda yok ettiği masum halka ve ismini bilemediğimiz milyonlarca mazluma ağıttır.
Ve bu sayfalar, anlamsız cinayetler tarihinde bize hiç bıkmadan ölümü, kurban olmayı yakıştıranlara inat yaşadığımızı tüm dünyaya haykırmak için birer çığlıktır.
Bu sayfalar unutmamak için kaleme alınmıştır.
Unutturmamak üzere…
Özgürlük için,
Haydi,
Hep beraber,
Bir daha,
Merhaba Dünya…
* Kokla şair, bu taşı gazzeden getirdim. Bu görmüş olduğun kurşun, Filistinlinin göğsünden çıktı. Sen Oğuz Atay'da yüzerken, intihar yeyip intihar kusarken, bir çocuk, adam gibi öldü.
-Hakan Albayrak-
Son Yorumlar