<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ajegu.com &#187; Akuytz</title>
	<atom:link href="http://www.ajegu.com/index.php/category/akuytz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ajegu.com</link>
	<description>Özgürlük, Birlik...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Jan 2012 14:27:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Çok yaşa Abhazya&#8217;m</title>
		<link>http://www.ajegu.com/index.php/2010/09/30/cok-yasa-abhazyam/</link>
		<comments>http://www.ajegu.com/index.php/2010/09/30/cok-yasa-abhazyam/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Sep 2010 00:43:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akuytz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akuytz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ajegu.com/?p=1048</guid>
		<description><![CDATA[14 Ağustos 1992, “Yaz tatilimin en güzel günleri… Daha yedi yaşındayım ben.  Kurşun, sadece bir kalem benim için. Silahlarım boncuk atıyor, su püskürtüyor. Kan kırmızısı, plastik topumun rengi. Barut kokusu, benim için maytap patlaması. Babam ve amcalarım para topluyorlar tüm köylüden. Abhazya için diyorlar. Benim harçlığım yokken nasıl bu kadar bencil oluyorlar anlamıyorum.” 30 Eylül [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="326" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=2688549865838948869#&amp;hl=en" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="326" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=2688549865838948869#&amp;hl=en"></embed></object></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>14 Ağustos 1992,</em></strong></p>
<p>“Yaz tatilimin en güzel günleri… Daha yedi yaşındayım ben.  Kurşun, sadece bir kalem benim için. Silahlarım boncuk atıyor, su püskürtüyor. Kan kırmızısı, plastik topumun rengi. Barut kokusu, benim için maytap patlaması. Babam ve amcalarım para topluyorlar tüm köylüden. Abhazya için diyorlar. Benim harçlığım yokken nasıl bu kadar bencil oluyorlar anlamıyorum.”</p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>30 Eylül 1993,</em></strong></p>
<p>“Babama hala kızgınım, toplanan bütün parayı çoktan derneğe vermiş. Okulum yeni başladı. Önlüğüm geçen seneki önlük. Seneye de giyersin diye büyük aldılar. Suluğum kırık, yenisi için on beşini, maaş gününü beklemem gerekir.”</p>
<p style="text-align: center;"><strong><em> .</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em> .</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em> .</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em> .</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em> .</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em> </em><em>30 Eylül 2010,</em></strong></p>
<p>“Canlar ülkesinde bir can eksik, hiçbir sevgilinin saramayacağı kadar sarılmak isteyen bir can. 17. yaşın kutlu olsun canım. Duyuyorum, soluyorum özgürlüğü, unutmuyorum güneşin en güzel battığı yerler için savaşan ve ölen yürekli insanları.</p>
<p><strong>Çok yaşa Abhazya’m. Çok yaşa! Ve ben de göreyim.</strong>”</p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ajegu.com/index.php/2010/09/30/cok-yasa-abhazyam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“ааи &amp; aры&#8221;</title>
		<link>http://www.ajegu.com/index.php/2010/08/22/%e2%80%9c%d0%b0%d0%b0%d0%b8-a%d1%80%d1%8b/</link>
		<comments>http://www.ajegu.com/index.php/2010/08/22/%e2%80%9c%d0%b0%d0%b0%d0%b8-a%d1%80%d1%8b/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Aug 2010 04:26:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akuytz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akuytz]]></category>
		<category><![CDATA[evet]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[referandum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ajegu.com/?p=957</guid>
		<description><![CDATA[Bu satırları yazmadan önce gözlerimi sıkıca bağladım; objektif kalabilmek ve siyasi düşüncelerimin etkisinden kurtulabilmek adına. Sonra sol elime bir terazi aldım; doğru ve yanlışları tartıp kendi doğrumu bulabilmek adına. Sonra sağ elime bir kılıç aldım ve hükmü verdim. EVET. Ama siz benim EVET dediğime bakmayın. Siz de gözlerinizi sıkıca bağlayın, benim baskımdan kurtulmak adına. Karar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/08/terazi_kiraz.jpg"><img class="size-medium wp-image-961 alignleft" title="terazi_kiraz" src="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/08/terazi_kiraz-230x300.jpg" alt="" width="250" height="350" /></a></strong>Bu satırları yazmadan önce gözlerimi sıkıca bağladım; objektif kalabilmek ve siyasi düşüncelerimin etkisinden kurtulabilmek adına. Sonra sol elime bir terazi aldım; doğru ve yanlışları tartıp kendi doğrumu bulabilmek adına. Sonra sağ elime bir kılıç aldım ve hükmü verdim. EVET.</p>
<p>Ama siz benim EVET dediğime bakmayın. Siz de gözlerinizi sıkıca bağlayın, benim baskımdan kurtulmak adına. Karar vermenize yardımcı olacak, size yol gösterecek bilgiler sizin HAYIR’ınız ise çekinmeden hükmü verin. Ama sonra araştırın, okuyun; benden daha fazla okuyun ve hükmünüz yine HAYIR ise, yakın üstüne bir keyif sigarası ve hissedin vicdanınızın rahatlığını, vatandaş olmanın dayanılmaz hafifliğini.</p>
<p>Bildiğiniz üzere, 12 Eylül’de eller sandığa gidecek. 26 maddelik bir Anayasa değişikliği paketi halkoyuna sunulacak. Neye, niçin hayır diyeceğiz? Kime, neden evet diyeceğiz? Kaç kişi bu soruların cevabını bulabildi, hiç bilmiyorum. Tek bildiğim, bu soruların cevaplarını bulmaya çalışırken baya bir terlediğim. Kaldı ki, az biraz hukukla ilgili bir insan olarak beni bile bu kadar terleten sebep, size nasıl bir işkence sunacak çok merak ediyorum.</p>
<p>Öncelikle referandumla birlikte neler değişecek, 26 maddelik pakette neler var, etraflıca inceleyelim ve değişiklikler üzerine birkaç kelam edelim. Daha sonra da “Evet” ve “Hayır” cephelerinin ortaya koyduğu iddiaları değerlendirelim. Sonra da adaletin terazisi hangi tarafa daha ağır basıyor ona bakalım. Bakalım bakalım, şapkanın içinden tavşanı çıkarabilecek miyiz, yoksa cesaret edip kral çıplak diyebilecek miyiz?</p>
<p><strong><span id="more-957"></span>[NOT:</strong> Okuması çok sıkıcı gelecek, hiç çekemem diyorsanız azcık sabredin diyorum. Biliyorum, ajegu’nun en uzun soluklu yazısı olacak, belki de on kişiden sadece iki kişi okumaya cesaret edecek:) Olsun, o iki kişi işine yarayacak birkaç bilgi bulabilirse bu yazıdan, benim için ‘kar kardır’. Tamam, anlaştık diyorsanız <strong>KÜÇÜK BİR DETAY:</strong> Kırmızı ile yazılmış metinler Anayasa’ya eklenmesi planlanan değişiklik metinleridir. Mavi ile yazılmış metinler ise Anayasa’dan çıkarılması planlanan kısımlardır. AYM ve HSYK ile ilgili kanun metinleri oldukça teferruatlı olduğundan, sizi de daha fazla sıkmamak adına bu kısımlar özet geçildi. En önemli kısımlar özet geçildi demeyin. Bu maddelere dair açıklamalar zaten diğer maddelere bedel olacak. Daha fazla uzatmadan, haydi! Buyrun bakalım “Er” meydanına:) <strong>]</strong></p>
<p><em><strong>1. MADDE:</strong> <strong><span style="text-decoration: underline;">KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ / POZİTİF AYRIMCILIK</span> (Anayasa 10. Madde)</strong></em></p>
<p><em><strong> </strong></em><strong><em>Değişiklik Metni:</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>[… Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. <span style="color: #ff0000;">Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz.</span>]</p>
<p><strong><em>Açıklama:</em></strong></p>
<p><strong> </strong>Anayasa değişikliği paketi üzerinde yapılan tartışmalarda medyada kadınlar lehine çok önemli yeniliklerin olduğu, kadınlara pozitif ayrımcılık getirileceği şeklinde propagandalar yapıldı. Ama değişiklik metnine baktığımızda bunun hiç de öyle olmadığını görüyoruz. Aslında kadınlara yönelik pozitif ayrımcılık getirmek yerine sadece eşitlik sağlamak yeterli olacak ama 2000’li yıllardan beri bu konuda çok ciddi bir gerileme söz konusu. Birleşmiş Milletler &#8220;Kadının Güçlenme Endeksi&#8221;ne göre, Türkiye 2000&#8242;de 64., 2006&#8242;da 72., 2009&#8242;da 101. sırada yer almış. Sonuçta kadınlar için “Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.” cümlesindeki tedbirlerin ne olacağı pratikte önem kazanıyor. Yani, anayasa değişikliklerinden ziyade, uygulamada yapılacak olan değişikliklerin içeriğine bakmak lazım.</p>
<p>Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, gaziler ve şehit yakınları için getirilen pozitif ayrımcılık ise gayet yerinde bir düzenleme. Anayasada sosyal devlet olarak kendini tanımlayan bir yapı, bunun gereklerini de yapmak için anayasal güvenceler getirmek zorundadır. Özellikle yok denecek kadar az olan şehit ailelerin maaşları, iş imkanları ve öğrenim şartlarında yapılacak olan iyileştirmeler de bu madde kapsamında gelişecek gibi gözüküyor.</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong><em> 2. MADDE: <span style="text-decoration: underline;">KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI</span></em></strong> <strong><em>(Anayasa 20. Madde)</em></strong></p>
<p><strong><em>Değişiklik Metni:</em></strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;">[…Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.]</span></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em> Açıklama:</em></strong></p>
<p>Kişisel verilerin korunması ile ilgili yapılan düzenleme aslında herkesin dert yandığı, hukuksuzlukların başlangıcı olarak bilinen “fişleme” sorununa çözüm bulmak içindir. Bu değişiklikle artık her vatandaş kişisel verilerine erişme hakkına sahip olacak ve bunların düzeltilmesini, silinmesini talep edebilecektir. Ayrıca ülkemizde genelde “cemaatçi” diye adlandırılan kesimin asker ve polis tarafından fişlenmesi geleneğinin önü tıkanması hedeflenmektedir. AKP’nin amacı bu olsa da, fişlenen ister cemaatçi, ister komünist(!), isterse illegal düşünce sahibi kişiler olsun, bu kişileri kontrol etmek için fişleme gibi anti-hukuksal bir çözüme hiçbir zaman başvurulmaması gerekir. Bugün birisi için Şu’cu veya Bu’cu diye bir fişleme yapılıyorsa, buna maruz kalan kişinin de gerçekten Şu’cu veya Bu’cu olmadığını yargı önünde ispatlayıp kendi hakkını araması gerekir. İşte, 20. maddede yapılan bu değişiklikle bu hak Anayasal bir güvence altına alınabilecektir.</p>
<p><strong><em>3. MADDE: <span style="text-decoration: underline;">YURT DIŞINA ÇIKMA HÜRRİYETİ</span> (Anayasa 23. Madde)</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong><em>Değişiklik Metni:</em></p>
<p><strong><em> </em></strong>[…Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, <span style="color: #0000ff;">(vatandaşlık ödevi yada ceza)</span><strong> </strong><span style="color: #ff0000;">ancak suç</span> soruşturması veya kovuşturması sebebiyle <span style="color: #ff0000;">hâkim kararına bağlı olarak</span><strong><span style="color: #ff0000;"> </span></strong>sınırlanabilir.]</p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em> Açıklama:</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>Daha önce vatandaşa vergi borcu nedeniyle vergi dairesi tarafından yurtdışına çıkış yasağı konulabiliyordu. Yapılan değişiklikle, bu konudaki kararlar sadece hakim tarafından verilecek. Böylece yurtdışına giden bir işadamı herhangi bir vergi dairesinin yazısıyla havaalanında alıkonamayacak.</p>
<p><strong><em><span style="text-decoration: underline;"> </span></em></strong></p>
<p><strong><em>4. MADDE: <span style="text-decoration: underline;">ÇOCUK HAKLARI</span> (Anayasa 41. Madde)</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong><strong><em>Değişiklik Metni:</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong><span style="color: #ff0000;">[…Her çocuk, yeterli himaye ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir. Devlet, çocuk istismarı, cinsellik ve şiddete karsı çocukları koruyucu tedbirleri alır.]</span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"> </span><strong><em>Açıklama:</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>Anayasa’nın “Ailenin Korunması” kenar başlıklı 41. maddesine “Çocuk Hakları” da eklenerek sosyal devlet olmanın gerekliliği vurgulanmıştır. Özellikle son dönemde terör örgütü başta olmak üzere suç örgütleri veya aileleri tarafından istismar edilen çocukların korunması için bu değişikliğin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkacaktır. Çocukların her türlü şiddete ve baskıya karşı korunmasında devlet üzerine düşen her türlü önlemi almak zorundadır. Avrupa ülkelerinde anne-babanın elinden alınıp devlet tarafından bakılan çocukları çok duymuşuzdur. Değişiklik paketi referandumdan geçerse artık duymakla da kalmayıp bu tür olaylara çok daha fazla şahit olabileceğiz.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>[KARiKATÜR ARASI</strong><strong>]</strong></p>
<p><strong><a href="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/08/karikatur42.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-974" title="karikatur42" src="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/08/karikatur42-300x287.jpg" alt="" width="300" height="287" /></a></strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong><em>5. MADDE:<span style="text-decoration: underline;"> AYNI İŞ KOLUNDA BİRDEN FAZLA SENDİKAYA ÜYE OLABİLME HAKKI</span> (Anayasa 51. Madde)</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong><em>Değişiklik Metni:</em></p>
<p><em> </em>[…Sendika kurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir. <span style="color: #0000ff;">Aynı zamanda ve aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olunamaz. </span>İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenlenir…]</p>
<p><em>Açıklama:</em></p>
<p><strong><em> </em></strong>Anayasa’nın “Sendika Kurma Hakkı” başlıklı 51’inci maddesinin dördüncü fıkrası yürürlükten kaldırılıyor. Böylece, bir kişinin aynı zamanda ve aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olmasının yolu açılıyor. Böylece Uluslararası Çalışma Örgütü’nün Sendika Özgürlüğüne ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin 87 Sayılı Sözleşmesi’ne aykırılık da ortadan kaldırılmış olacak. Örneğin, “gıda” işkolunda yarım gün çalışan bir işçinin yarım gün de “tekstil” işkolunda çalıştığı düşünülecek olursa, bu işçi bu işkollarında bulunan sendikalardan sadece birine üye olabilmektedir. Yapılan değişiklikle birlikte sendika özgürlüğünün işçi lehine gelişmesi beklenmektedir.</p>
<p><strong><em><span style="text-decoration: underline;"> </span></em></strong></p>
<p><strong><em>6. MADDE: <span style="text-decoration: underline;">MEMURLARA TOPLU SÖZLEŞME HAKKI</span> (Anayasa 53. Madde)</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em> Değişiklik Metni:</em></strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;">[…Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Uzlaştırma Kuruluna başvurabilir. Uzlaştırma Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir. Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, Uzlaştırma Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.]</span><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em> Açıklama:</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>Memurlara toplu sözleşme hakkının getirilmesi pozitif bir düzenleme yalnız memurun hala grev hakkının olmaması toplu sözleşme masasına oturan emekçilerin zorlayıcı bir gücünün olmaması anlamına geliyor. Sonuçta toplu görüşme yap dur, senin isteklerin devletin vereceği kadar olacak. Uzlaştırma Kurulunda hükümetin 21 üyesine karşılık, sendikaların 20 üyesinin vereceği kararlar toplu sözleşme hükmündedir deniliyor. Sendikalar zaten kendi aralarında ortak bir karar vermekte zorlanırken, hükümet temsilcileri karşısında oy çokluğunu kolay kolay elde edemeyeceği kesin gözüküyor. 53. maddede yapılan bu düzenleme de sonuçta ‘yetmez ama evet’ler listesine girecek gibi.</p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em> 7. MADDE: <span style="text-decoration: underline;">GREV HAKKI ve LOKAVT</span> (Anayasa 54. Madde)</em></strong></p>
<p><strong><em>Değişiklik Metni:</em></strong><br />
[…Grev hakkı ve lokavt iyi niyet kurallarına aykırı tarzda, toplum zararına ve millî serveti tahrip edecek şekilde kullanılamaz. <span style="color: #0000ff;">Grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu, grev uygulanan işyerinde sebep oldukları maddî zarardan sendika sorumludur. </span>Grev ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller ve işyerleri kanunla düzenlenir. Grev ve lokavtın yasaklandığı hallerde veya ertelendiği durumlarda ertelemenin sonunda, uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Uyuşmazlığın her safhasında taraflar da anlaşarak Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. Yüksek Hakem Kurulunun kararları kesindir ve toplu iş sözleşmesi hükmündedir. Yüksek Hakem Kurulunun kuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir. <span style="color: #0000ff;">Siyasî amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verim düşürme ve diğer direnişler yapılamaz.</span> Greve katılmayanların işyerinde çalışmaları, greve katılanlar tarafından hiçbir şekilde engellenemez.]<strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em> Açıklama:</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>Türkiye grev hakkına en fazla sınırlama getiren ülkeler arasında başı çekiyor. Hal böyle olunca da, işçinin Anayasal hakkı çeşitli sınırlamalarla elinden alınıyor ve cılız bir grev hakkı kendisine tanınmış oluyor. 54. maddede yapılan değişiklikle birlikte bu sınırlamalar kısmen de olsa kaldırılıyor. Siyasi amaçlı grev, dayanışma grevi, işyeri işgali gibi direnişlerin yapılamayacağı hükmünün kaldırılması bunun bir göstergesidir. Yalnız bu değişiklikle birlikte sanki grevlerin bundan sonra siyasi olarak yapılacağı, dayanışma grevlerinin serbest olacağı gibi bir izlenim uyandırılıyor. Fakat bu serzenişler de yerinde değil. Zira aynı maddenin birinci fıkrasında grev ve lokavt hakkının sınırları çizilmiştir. Buna göre işçiler, toplu görüşmeler sırasında uyuşmazlık çıkması halinde grev hakkına sahiptir. Hal böyle olunca, yapılan değişiklik grev hakkının sınırlarını genişletici bir düzenleme olarak algılanmamalıdır.</p>
<p>Grev esnasında verilen zararlardan sendikaların sorumlu tutulacağı konusundaki düzenlemenin kaldırılması da yerindedir. Çünkü burada bir kusursuz sorumluluk söz konusu olmaması gerekir. Sonuçta sendikanın bir yönlendirmesi veya emri olmadan da işçiler kendi başlarına hareket edebilmektedir. Bu durumlarda işyerine veya kişilere verilecek zararlardan dolayı sendikayı sorumlu tutmak adil olmayacaktır. Olsa olsa, zararın kim tarafından verildiği belli olmayan durumlarda sendikanın kusursuz sorumluluğuna gidilebilmesi gerekir. Ayrıca, bu düzenleme ile grev kararı almak sendikalar için daha kolay hale gelecektir. <strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>8. MADDE: <span style="text-decoration: underline;">KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU(OMBUDSMANLIK)</span> (Anayasa 74. Madde)</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em> Değişiklik Metni: </em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong><span style="color: #ff0000;">[…Herkes bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına</span><strong><em><span style="color: #ff0000;"> </span></em></strong><span style="color: #ff0000;">sahiptir.Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak</span><strong><em><span style="color: #ff0000;"> </span></em></strong><span style="color: #ff0000;">kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili</span><strong><em><span style="color: #ff0000;"> </span></em></strong><span style="color: #ff0000;">şikâyetleri inceler.</span><strong><em><span style="color: #ff0000;"> </span></em></strong><span style="color: #ff0000;">Kamu Başdenetçisi Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından</span><strong><em><span style="color: #ff0000;"> </span></em></strong><span style="color: #ff0000;">gizli oyla dört yıl için seçilir. İlk iki oylamada üye</span><strong><em><span style="color: #ff0000;"> </span></em></strong><span style="color: #ff0000;">tamsayısının üçte iki ve üçüncü oylamada üye tamsayısının</span><strong><em><span style="color: #ff0000;"> </span></em></strong><span style="color: #ff0000;">salt çoğunluğu aranır. Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır; dördüncü oylamada en fazla oyalan aday seçilmiş olur. Bu maddede sayılan hakların kullanılma biçimi, Kamu Denetçiliği Kurumunun kurulusu, görevi, çalışması, inceleme sonucunda yapacağı işlemler ile Kamu Başdenetçisi ve kamu denetçilerinin nitelikleri, seçimi ve özlük haklarına ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.]</span></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>Açıklama:</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>Ombudsman, şikayetleri ve birtakım teşebbüsleri ele alıp değerlendiren ve bunlara her iki taraf içinde tatmin edici çözüm bulan kişidir. Batıda bu kuruma “halkın avukatlığı” deniliyor. Bir nevi, arabulucu… Bu kurum sayesinde idarenin işlem ve eylemleri yargıya yük yapılmaksızın halk tarafından dolaylı olarak denetlenmiş oluyor. Özellikle kötü yönetimlerin bir sonucu olarak ortaya çıkan rüşvet, yolsuzluk, güveni kötüye kullanma gibi durumlarda vatandaşın savunucusu konumundadır.</p>
<p>Sistemin yaygın olan şekli parlamento ombudsmanlığıdır. Nitekim, Anayasa değişiklik paketinde yapılan düzenleme de bu şekildedir. İdarenin kendi iç denetimi ve yargı yollarını kullanmadan vatandaş, liyakatına güvenilen ve özerk olan bu kuruma başvurarak kendi hakkını arama yolunu seçebilecek. Yapılan denetimin sonucuna göre kurumun, disiplin soruşturması başlatma, suç unsuru varsa yargıya başvurma ve düzenlemelerle ilgili reform taleplerinde bulunma yetkilerine sahip olacaktır. Böylece hakların bireysel olarak korunmasından başlayarak genel olarak sistemin düzgün işlemesine katkı sağlayacak bir yeniliğin önü açılmış olacaktır.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>[KARiKATÜR ARASI</strong><strong>]</strong></p>
<p><strong><a href="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/08/kurbaga.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-979" title="kurbaga" src="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/08/kurbaga-285x300.jpg" alt="" width="285" height="300" /></a><br />
</strong></p>
<p><strong><em>9. MADDE: <span style="text-decoration: underline;">MİLLETVEKİLLİĞİN DÜŞMESİ</span> (Anayasa 84. Madde)</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em> Değişiklik Metni: </em></strong></p>
<p><span style="color: #0000ff;">[Partisinin temelli kapatılmasına beyan ve eylemleriyle sebep olduğu Anayasa Mahkemesinin temelli kapatmaya iliksin kesin kararında belirtilen milletvekilinin milletvekilliği, bu kararın Resmî Gazetede gerekçeli olarak yayımlandığı tarihte sona erer. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı bu kararın gereğini derhal yerine getirip Genel Kurula bilgi sunar.]</span><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em> Açıklama:</em></strong></p>
<p>Son fıkra yürürlükten kaldırılması planlanmaktadır. Böylece partisinin kapatılmasına neden olan vekilin milletvekilliği devam edecektir. Ülkemizde partisi kapatılıp vekilliği düşse bile siyasete dışarıdan katılmayan milletvekili yok gibi. Hedef kitlelerine bu insanlar bir şekilde ulaşıyor. Sonuçta, teorikte yok gibi görünenler aslında buz dağının arka kısmındakiler. Bu yüzden, yapılacak olan siyasetin hiç olmazsa meclis çatısı altında legal bir şekilde devam ettirilmesi milletin de yararına olacak kanısındayım.</p>
<p><strong><em>10. MADDE: <span style="text-decoration: underline;">TBMM BAŞKANLIK DİVANI</span> (Anayasa 94. Madde)</em></strong></p>
<p><strong><em>Değişiklik Metni:</em></strong></p>
<p>[…Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı için, bir yasama döneminde iki seçim yapılır. İlk seçilenlerin görev süresi iki yıldır, ikinci devre için seçilenlerin görev süresi <span style="color: #0000ff;">(üç yıldır)</span> <span style="color: #ff0000;">ise o yasama döneminin sonuna kadar devam eder.</span>]</p>
<p><strong><em>Açıklama:</em></strong></p>
<p>Anayasa’nın, Meclis’in Başkanlık Divanının oluşumunu düzenleyen 94’üncü maddesinde yapılan değişiklikle divanın ikinci dönem görev süresi iki yıla indiriliyor. Yapılan değişiklikle, 5 yıldan 4 yıla inen genel seçim süresi ile TBMM başkanlık divanının süresinin paralel olması amaçlanmıştır.</p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><em> <strong>11. MADDE: <span style="text-decoration: underline;">YAŞ KARARLARINA YARGI YOLU ve YERİNDELİK DENETİMİ</span> (Anayasa 125. Madde)</strong></em></p>
<p><strong><em>Değişiklik Metni:</em></strong></p>
<p>[…Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askeri Şuranın kararları yargı denetimi dışındadır. <span style="color: #ff0000;">Ancak, Yüksek Askeri Şuranın Silahlı Kuvvetlerden her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıktır.</span> İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar.</p>
<p>Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı <span style="color: #ff0000;">olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz</span>…]</p>
<p><strong><em>Açıklama:</em></strong></p>
<p>Getirilen düzenleme 1996’da YAŞ kararıyla ordudan ihraç edilen Prof. İskender Pala’yı ve bunun gibi 1665 mağdur aileyi akıllara getiriyor. Hükümetin asıl amacının irticai faaliyetler sebebiyle ordudan ihraç edilmiş askerlerin iade-i itibar görmesi ve haklarını araması olmasına rağmen yapılan değişikliği hukuka uygun olarak tasvip etmemiz gerekir. Çünkü bağımsız yargı herkes içindir. Hukuk herkes içindir. Şu veya bu sebeple ordudan ihraç edilmiş bir kişi, hakkını aramak istiyorsa bunun yolu kapatılmaması gerekir. İdarenin, askerin keyfiyetinin yargıya sökmemesi lazım. Ayrıca, idari eylem ve işlemlerle ilgili denetimde ise zaten yerindelik denetimi yapılmayacağı kanunda ve içtihatlarda var olan bir kuraldır. Bu düzenlemenin Anayasaya dahil edilmesinin pratikte çok fazla bir yararı olacağını düşünmüyorum.</p>
<p><strong><em>12. MADDE: <span style="text-decoration: underline;">KAMU HİZMETİ GÖREVLİLERİYLE İLGİLİ HÜKÜMLER</span> (Anayasa 128. Madde)</em></strong></p>
<p><strong><em>Değişiklik Metni:</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>[…Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. <span style="color: #ff0000;">Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.</span>]</p>
<p><strong><em>Açıklama: </em></strong></p>
<p>Anayasanın 53. maddesinde yapılan değişiklikle memurlara getirilen toplu sözleşme hakkının bir uzantısıdır.</p>
<p><strong><em>13. MADDE: <span style="text-decoration: underline;">UYARMA ve KINAMA CEZALARINA YARGI DENETİMİ</span> (Anayasa 129. Madde)</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em> Değişiklik Metni:</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>[…<span style="color: #0000ff;">(Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç)</span>, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz.]</p>
<p><strong><em>Açıklama: </em></strong></p>
<p>Memurlara verilen disiplin cezaları arasında durumun niteliği ve ağırlığına göre, uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve devlet memurluğundan çıkarma cezaları bulunmaktadır. İşte bu yaptırımlar arasından diğerlerine göre kısmen daha hafif olan uyarma ve kınama cezaları yargı denetimi dışında bırakılmıştı. 129. maddede yapılan değişiklikle memurların sicillerini ve terfilerini etkileyen bu cezalar da dahil olmak üzere tüm disiplin kararlarına yargı yolunun açılması planlanmaktadır. Bu hususta, 2007 yılında AİHM, disiplin cezasına mahkûm edilen memura kararın iptali amacıyla dava açma hakkı tanımadığı gerekçesiyle Türkiye&#8217;yi tazminata mahkûm etmişti. Getirilen düzenleme ile bu kararların da nispeten azalacağı beklenmektedir.</p>
<p><strong><em>14. MADDE: <span style="text-decoration: underline;">ADALET HİZMETLERİNİN DENETİMİ</span> (Anayasa 144. Madde)</em></strong></p>
<p><strong><em>Değişiklik Metni:</em></strong></p>
<p><span style="color: #0000ff;">(Hâkim ve savcıların görevlerini; kanun, tüzük, yönetmeliklere ve genelgelere (Hâkimler için idarî nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma, Adalet Bakanlığının izni ile adalet müfettişleri tarafından yapılır. Adalet Bakanı soruşturma ve inceleme işlemlerini, hakkında soruşturma ve inceleme yapılacak olandan daha kıdemli hâkim veya savcı eliyle de yaptırabilir.)</span></p>
<p><strong> </strong><span style="color: #ff0000;">[Adalet hizmetleri ile savcıların idarî görevleri yönünden Adalet Bakanlığınca denetimi, adalet müfettişleri eliyle yapılır. Buna ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.]</span></p>
<p><strong><em>Açıklama: </em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>Maddenin şu anki haliyle değişiklik metni arasında aslında çok da büyük bir fark olduğunu düşünmüyorum. Sonuçta denetim yine Adalet Bakanlığına bağlı adalet müfettişleri tarafından yapılacak. Sadece yapılacak denetim yetkisini kıdemli hakim ve savcılara da verebilen bakan bu yetkisinden imtina etmiş olacak. Bu düzenleme idari görevleri yönünden savcıları Adalet Bakanının yani yürütmenin etki ve baskısı altına sokabilecek bir düzenleme. Elbette hakimlerin ve savcıların idari yönden denetimini sağlayacak bir mekanizma olması şart. Sonuçta yargı bağımsız da olsa onların da bağımsızlığının denetimi yapılması lazım. Ama bunu yapacak kişilerin de yürütme olmaması gerekir. HSYK’nin kurulca seçebileceği bir denetçi veya müfettiş kadrosu mevcut düzenlemeye nazaran daha tarafsız ve hukuki olabilirdi. Ayrıca ‘adalet hizmetlerinden’ kasıt nedir? Bunlara hakimler de dahil midir? Madde metni bu şüpheleri ortadan kaldırmadıkça yapılan denetimlerin de çok da sağlıklı olacağını sanmıyorum.</p>
<p><strong><em>15. MADDE: <span style="text-decoration: underline;">ASKERİ YARGI</span> (Anayasa 145. Madde)</em></strong></p>
<p><strong><em>Değişiklik Metni:</em></strong></p>
<p>Askerî yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler, asker kişilerin; <span style="color: #0000ff;">(askerî olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerî mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak isledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler. Askerî mahkemeler, asker olmayan kişilerin özel kanunda belirtilen askerî suçları ile kanunda gösterilen görevlerini ifa ettikleri sırada veya kanunda gösterilen askerî mahallerde askerlere karsı isledikleri suçlara da bakmakla görevlidirler.)<span style="color: #ff0000;"> </span></span><span style="color: #ff0000;">sadece askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri askerî suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerinde görülür. Savaş hali haricinde, asker olmayan kişiler askerî mahkemelerde yargılanamaz. </span>Askerî mahkemelerin savaş <span style="color: #0000ff;">veya sıkıyönetim hallerinde</span> hangi suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili oldukları; kuruluşları ve gerektiğinde bu mahkemelerde adlî yargı hâkim ve savcılarının görevlendirilmeleri kanunla düzenlenir. Askerî yargı organlarının kurulusu, işleyişi, askerî hâkimlerin özlük isleri askerî savcılık görevlerini yapan askerî hâkimlerin mahkemesinde görevli bulundukları komutanlık ile ilişkileri, mahkemelerin bağımsızlığı, hâkimlik teminatı, <span style="color: #0000ff;">askerlik hizmetinin gereklerine</span> göre kanunla düzenlenir. <span style="color: #0000ff;">Kanun, ayrıca askerî hâkimlerin yargı hizmeti dışındaki askerî hizmetler yönünden askerî hizmetlerin gereklerine göre teşkilatında görevli bulundukları komutanlık ile olan ilişkilerini de gösterir.</span></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>Açıklama:</em></strong></p>
<p>Yerinde bir düzenleme. Aslında askeri yargının alanı daha da daraltılmalı. Mümkünse Askeri Yargıtay ve AYİM  kaldırılmalı. Sivil yargıyı etkin hale getirmek lazım. Asker kişiyi ilgilendiren her uyuşmazlıkta görev ve yetki askeri yargıda mı, adli yargı da mı diye ayrım yapmanın hiçbir mantığı yok. Yapılan değişiklikle askerin sadece görevi ile ilgili işlediği suçlarda askeri yargı yetkili kılınmıştır. Devletin güvenliğine, anayasal düzene veya işleyişe karşı suçlarda ise adliye mahkemeleri yetkili olacaktır. Böylece siviller savaş hali dışında sıkıyönetim hallerinde bile askeri mahkemelerde yargılanamayacak.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>[BİR KARiKATÜR ARASI DAHA</strong><strong>]</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><a href="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/08/19guk3.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-983" title="19guk3" src="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/08/19guk3-300x265.jpg" alt="" width="300" height="265" /></a><br />
</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><em>16. MADDE: <span style="text-decoration: underline;">ANAYASA MAHKEMESİ’NİN KURULUŞU</span> (Anayasa 146. Madde)</em></strong></p>
<p>Anayasa Mahkemesinin kuruluşunu düzenleyen 146’ıncı maddesinde değişiklik yapıldı. Halen 11 asıl 4 yedek üyeli olan mahkeme, 17 asıl üyeden oluşacak. Mevcut yedek üyeler de doğrudan asıl üye olacak. Buna göre, TBMM, 2 üyeyi, Sayıştay Genel Kurulu’nun gösterdiği 3′er aday arasından, 1 üyeyi ise baro başkanlarının avukatlar arasından göstereceği 3 aday arasından gizli oyla seçecek. Cumhurbaşkanı, 3 üyeyi Yargıtay, 2 üyeyi Danıştay, 1 üyeyi Askeri Yargıtay, 1 üyeyi Askeri Yüksek İdare Mahkemesince gösterilecek 3′er aday içinden; en az ikisi hukukçu olmak üzere 3 üyeyi ise YÖK&#8217;ün kendi üyesi olmayan yüksek öğretim kurumları öğretim üyeleri arasından göstereceği 3′er aday içinden seçecek. Cumhurbaşkanı, 4 üyeyi de üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, 1. sınıf hakim ve savcılar ile en az 5 yıl raportörlük yapmış Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından belirleyecek. <em>(detaylar için bkz. aşağıdaki tablo)</em></p>
<p><em><a href="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/08/image002.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-985" title="image002" src="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/08/image002-300x283.jpg" alt="" width="300" height="283" /></a></em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> <strong>Açıklama:</strong></em></p>
<p><em> </em>İşte dananın kuyruğu bu maddeyle kopuyor. Peki bu çığırtkanlığın asıl sebebi ne? AYM’nin üye sayısının çoğaltılması ve yüksek yargının etkinliğinin azaltılması. Durum gerçekten öyle mi bir bakalım. Yukarıdaki tabloyu incelediğimizde çeşitli kuruluşların aday gösterdiği üyelerin seçimini Cumhurbaşkanı ve TBMM yapıyor. Bunun mevcut düzenlemeden farkı üye sayılarının arttırılmasıyla orantılı olarak Cumhurbaşkanın etkinliğinin artması ve TBMM’nin artık üye seçimine katkıda bulunması. Aslında bu sistem 1961 anayasasının benimsediği mekanizmaya çok benziyor. Hatta Zühtü Arslan buna “Anayasal Reenkarnasyon” demişti. Bir nevi, 1982 Anayasasının katı anlayışından vazgeçiş, yeniden doğuş… Bu noktada eleştiriler meclisin AYM üyelerini seçmesiyle birlikte kuvvetler ayrılığı ilkesinin zarar göreceği, yargının siyasi etkilere açık olabileceği yönünde birleşiyor. Ben bu eleştirilere kısmen de olsa katılıyorum. Yalnız, yürütme ile yasamayı birbirine karıştırmamak gerekir. Pek çok Avrupa ülkesinde yasama organları AYM’ye belli oranlarda üye seçer. Genelde bu seçim de tüm partilerin mümkün olduğu kadar ortak noktada buluştuğu kişilerde olur. Bunu gerçekleştirebilmek için de mecliste 2/3 oranı uygulanır. Anayasa değişiklik paketinde ise TBMM bu oranı 1/2 olarak kabul etmiş. Bu oran bence güçlü iktidarların kendi istekleri doğrultusunda şekillendirdiği bir işleyişin oranıdır. Bu yüzden mecliste bir konsensüsün sağlanabileceğine pek ihtimal vermiyorum. İktidar partisi kendi görüşlerine daha uygun kişileri seçebilecek, yargı bağımsızlığı esas olarak değilse de şeklen zedelenebilecektir. Sonuç olarak, sorun meclisin AYM’ye üye seçmesi değil, üye seçerken 2/3; nitelikli çoğunluk oranının uygulanmamasındadır.</p>
<p>Mevcut düzenlemede YÖK’ün gösterdiği adaylar arasından Cumhurbaşkanı AYM’ye bir üye seçiyor. Değişiklikle birlikte bu üyelerin sayısı 3’e çıkarılıyor. AYM’ye öğretim üyeleri arasından üye seçilmesi yararlı ve genel olarak Avrupa ülkelerindeki uygulamalarla paralel bir düzenleme. Ancak meselenin siyasi açısı biraz karışık. Daha düne kadar YÖK kapatılsın diyen iktidarın YÖK’ü kendi çizgisine aldıktan sonra AYM’nin üye seçimlerinde bu kadar etkin kullanmasına şüpheli yaklaşıyorum maalesef. Meseleye ne kadar siyasi açıdan bakmaktan kaçınmaya çalışsak da böyle bir durumun varlığını inkar etmek de hoş olmayacaktır. Özellikle cumhurbaşkanının re’sen seçeceği 4 üye, TBMM’nin pek de adil olmayan bir şekilde seçeceği 3 üye ve YÖK’den gelen diğer 3 üye ile birlikte yüksek yargı dışından AYM’ye 10 üye seçiliyor. Sorun yüksek yargı dışından üye seçilmesi değil elbette. Sorun seçilenlerin bağımsız ve tarafsız olabilmesidir. Evet, Avrupa’da bile bazı ülkelerde yüksek yargı başkanını kral seçiyor. Ama kral her zaman yüksek yargıya güveninden onların birinci sırada aday gösterdiği üyeyi seçiyor. Bizde ise ne öyle yargıya güvenen kral var ne de krala güvenen halk var.</p>
<p>Teorikte, tarafsız bir cumhurbaşkanı, bağımsız bir yargı ve görevini yapan bir TBMM var. Pratik de böyle olsaydı, getirilen düzenleme de aslında birkaç nokta dışında hukuki olarak sorun teşkil etmeyecekti. Ama, yargı desen kendi yargısını oluşturmuş, birbirlerini seçip duran kendi görüşleri dışından herkesi öteleyen, hukuki kararlarından çok siyasi kararları konuşulan bir yargı. Cumhurbaşkanı desen ne kadar tarafsız gözükse de iktidar partisinin tabanından gelmiş o çizgiye aykırı karar almayacağı kuvvetle muhtemel bir cumhurbaşkanı. TBMM desen al birini vur ötekine dercesine bir keşmekeş. Birinin kaça ne giydiği, diğerinin havuzlu villasından başka konuların konuşulmadığı bir garip yer.</p>
<p>Özetle, AYM’nin yapısında yapılan bu değişiklik pratikte yargı ve iktidarın siyasi çekişmesine sahne olmuş durumda. Amaçlar belli birileri koltuk kaptırmamak kaygısında, birileri de koltuk kapmak kaygısında. Tüm bu siyasi yönlerini bir kenara itebiliyorsanız eğer, TBMM’nin üye seçimi hariç diğer düzenlemeler aslında hukuksal olarak Avrupa ülkeleriyle benzerlik gösteriyor. Eğer, siyasi olarak değil hukuki olarak karar vereceğim diyorsanız AYM için yapılan değişiklikler % 60-70 yerinde düzenlemeler. Evet demek için %50 yeter diyorsan buyur ister ‘evet’ de, ister ‘yetmez ama evet’ de. Ben her zaman hukuki olandan yana olmak zorundayım; siyasi amaçlar ve çıkarlar canımı sıksa da. Çünkü kişileri değiştirmekten ziyade yapıyı değiştirmek her zaman daha mantıklıdır.</p>
<p><strong><em>17. MADDE: <span style="text-decoration: underline;">ANAYASA MAHKEMESİ ÜYELİĞİ</span> (Anayasa 147. Madde)</em></strong></p>
<p><strong><em>Değişiklik Metni:</em></strong></p>
<p>[<span style="color: #0000ff;">Anayasa Mahkemesi üyeleri altmışbeş yaşını doldurunca emekliye ayrılırlar. </span><span style="color: #ff0000;">Anayasa Mahkemesi üyeleri oniki yıl için seçilirler. Bir kimse iki defa Anayasa Mahkemesi üyesi seçilemez. Anayasa Mahkemesi üyeleri altmışbeş yaşını doldurunca emekliye ayrılırlar. Zorunlu emeklilik yaşından önce görev süresi dolan üyelerin başka bir görevde çalışmaları ve özlük işleri kanunla düzenlenir.</span>]</p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>Açıklama:</em></strong></p>
<p>Anayasa mahkemesi üyelerinin 65 olan yaş haddini doldurarak emekli olana kadar görev yapabilme süresine limit getiriliyor. Getirilen bu limit de 12 yıl olacak. Değişiklik metni haliyle “Mahkeme kadıya mülk değil” anlayışının medyada bolca dillendirilmesine yol açtı. Zaten AYM üyeliğine gelene kadar yaşları kemale ermiş hukuk adamlarının 12 yıldan sonra da emekliye ayrılmasını da çok görmemek lazım. Değişim ve yenilik her konuda düzenin kendi kendini denetlenmesini de beraberinde getirir. İyi veya kötü yönetimler kemikleşmediği sürece, yapılan değişikliklerle sorunlara çözüm bulmak daha kolaydır. O yüzden hukuk adamlarının tutarlı olması beklemek yerine, sistemin sürekli tutarlı hukukçular yetiştirmesini beklemek daha mantıklı olacaktır.</p>
<p><strong><em>18. MADDE: <span style="text-decoration: underline;">ANAYASA MAHKEMESİ’NE BİREYSEL BAŞVURU VE YÜCE DİVA KARARLARINA YARGI YOLU</span></em></strong><em>(Anayasa 148. Madde)</em></p>
<p>Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerini düzenleyen 148. maddesinde yapılan değişikliğe göre, vatandaşa kişisel başvuru hakkı tanınıyor. Böylece AİHS ile güvence altına alınmış hak ve özgürlüklerle ilgili mahkemelerce nihai olarak karar verilmesine rağmen, bu sonuçtan memnun olmayan vatandaşın yeniden inceletme hakkı olacaktır. AYM bu düzenlemeyle birlikte bir nevi Türkiye İnsan Hakları Mahkemesi gibi görev yapabilecektir.</p>
<p>Malumunuz, Rusya’dan sonra aleyhinden en fazla dava açılan ülke Türkiye. Hatta alınan mahkumiyetler açısından da Rusya’yı bile geride bırakmış durumda. AİHM, dava açmada ön şart olarak iç hukuk yollarının tüketilmesini öngörmektedir. Yapılan değişiklikle birlikte birey ve devlet AİHM öncesi son kez uzlaşma içine girmiş olacaktır. Böylece hem AİHM’e açılacak davalar kısmen de olsa azalacak hem de sorunların Avrupa’ya taşınmadan çözülmesinin yolu açılacak.</p>
<p>148. maddede yapılan diğer değişiklik ise Yüce Divan kararlarına karşı yargı yolunun açılması. Buna göre, cumhurbaşkanlarının ve başbakanların yargılanabildiği Yüce Divan’da artık meclis başkanı, Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve Jandarma Genel Komutanı da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı yargılanabilecekler. Yüce Divan kararlarına karşı yeniden inceleme başvurusu yapılabilecek. Genel Kurulun yeniden inceleme sonucu verdiği kararlar da kesin olacak. Ülkemizde cumhurbaşkanından başbakanına bütün bürokratların işlediği suçlar bakımından yargılanması mümkünken, komutanların görevleriyle ilgili suçlardan yargılanması mümkün olmamaktadır. Daha doğrusu askeri mahkemelerde bu mümkün ama Genelkurmay Başkanını yargılayacak bir askeri mahkemeyi bu ülke daha görmedi. Bu yüzden, yapılan değişikliğin de sivil yargıya geçişte büyük bir adım olacağını düşünüyorum.</p>
<p><strong><em>19. MADDE: <span style="text-decoration: underline;">ANAYASA MAHKEMESİ ÇALIŞMA VE YARGILAMA USULÜ</span> (Anayasa 149. Madde)</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>149. madde değişikliği ile, Anayasa Mahkemesinin bölümleri başkanvekilinin başkanlığında 4 üyenin katılımı ile; Genel Kurul ise mahkeme başkanının veya başkanın belirleyeceği başkanvekilinin başkanlığında en az 12 üye ile toplanacak. Bölümler ve genel kurul, kararlarını salt çoğunluk ile alacak. Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik incelemesi için komisyonlar oluşturabilecek.</p>
<p>Siyasi partilere ilişkin dava ve başvurulara Yüce Divan sıfatıyla Genel Kurul bakacak. Bireysel başvurular ise bölümlerce karara bağlanacak. Anayasa değişikliğinde iptale, siyasi partilerin kapatılmasına ya da devlet yardımından yoksun bırakılmasına karar verilebilmesi için üye tam sayısının üçte ikisinin oyu aranacak.</p>
<p><strong>Açıklama: </strong></p>
<p>Bu düzenlemeyle AYM, anayasa değişikliğinde iptale, partilerin kapatılmasına veya devlet yardımından yoksun bırakılmasına karar verebilmesi için 2/3 oy çokluğu aranacaktır. Mevcut düzenlemede bu oran 3/5 idi.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>[KARİKATÜRE DEVAM]</strong></p>
<p><a href="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/08/yigitozgurkarikaturlw0.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1000" title="yigitozgurkarikaturlw0" src="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/08/yigitozgurkarikaturlw0-300x284.jpg" alt="" width="300" height="284" /></a></p>
<p><strong><em>20. ve 21. MADDE: <span style="text-decoration: underline;">ASKERİ YARGITAY ve AYİM</span> (Anayasa 156. ve 157. Madde)</em></strong></p>
<p><strong><em>Değişiklik Metni:</em></strong></p>
<p>Askerî Yargıtay’ın kuruluşu, işleyişi, mensuplarının disiplin ve özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı <span style="color: #ff0000;">ve</span> hâkimlik teminatı <span style="color: #0000ff;">(ve askerlik hizmetlerinin gereklerine)</span><span style="color: #ff0000;"><span style="color: #0000ff;"> </span>esaslarına </span>göre kanunla düzenlenir. (156 md.)</p>
<p>Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kuruluşu, işleyişi, mensuplarının disiplin ve özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı <span style="color: #ff0000;">ve</span> hâkimlik teminatı <span style="color: #0000ff;">(ve askerlik hizmetlerinin gereklerine)</span> <span style="color: #ff0000;">esaslarına</span> göre kanunla düzenlenir. (157 md.)</p>
<p><strong><em>Açıklama:</em></strong></p>
<p>Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve Askeri Yargıtay üyeleri için adli mahkemelerde olduğu gibi sadece hakimlik teminatı ve yargı bağımsızlığı ilkesi göz önünde bulundurulacak. ‘Askerlik hizmetlerinin gerekleri’ gibi ucu açık ve askeri alanı genişleten düzenlemelere yer verilmeyecek. Sivil yargıyı etkin kılmak gerektiğini daha önce de belirtmiştik.</p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em> 22. MADDE: <span style="text-decoration: underline;">HSYK’NIN YAPISI</span> (Anayasa 159. Madde)</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>HSYK’nın yapısını düzenleyen Anayasanın 159’uncu maddesinde yapılan değişiklikle, halen 7 olan HSYK’nın üye sayısı 22’ye, 5 olan yedek üye sayısı ise 12’ye çıkarılıyor. HSYK, 3 daire halinde çalışacak. HSYK’nın Başkanı, Adalet Bakanı olmaya devam edecek. Şu anki haliyle, 5 üyenin tümünü Yargıtay ve Danıştay&#8217;ın gösterdiği adaylar arasından cumhurbaşkanı atıyor. Değişikliğe göre ise, mevcut 5 üye, sürelerini tamamlayıncaya kadar görevlerini sürdürecek. Gelen 15 yeni üyenin 4’ünü cumhurbaşkanı re’sen atıyor; 1&#8242;ini Adalet Akademisi seçiyor; 10&#8242;unu ise, ilk derece mahkemelerinin hakim ve savcıları, birinci dereceye yükselmiş 4 bin 500 hâkim ve savcı arasından seçecek. Aşağıdaki tabloda da bu durum detaylı olarak gösterilmiştir.</p>
<p><a href="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/08/image004.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-987" title="image004" src="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/08/image004-300x227.jpg" alt="" width="300" height="227" /></a></p>
<p>Ayrıca, Kurulun “meslekten çıkarma” cezasına ilişkin kararlarına itiraz yolu getirilecek. Diğer kararlara itiraz yolu ise kapalı olacak.</p>
<p><strong><em>Açıklama:</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>Kıyamet kopartılan maddelerden birisi de bu. Yapılan değişiklikle HSYK’nın yapısı büyük ölçüde değiştiriliyor. Peki bu değişiklik iddia edildiği gibi bağımsız yargının kontrol altına alınmasına mı sebep olacak, yoksa mevcut durumdan çok daha iyi bir denetim mekanizmasına sahip sivil bir yargının oluşmasına zemin mi hazırlayacak?</p>
<p>Öncelikle, ilk göze çarpan husustan başlayalım. Kurulun başkanının ve doğal üyesinin Adalet Bakanı ve müsteşarı olması. Pakette bu husus hakkında can alıcı bir değişiklik yok. Adalet Bakanı şu anda olduğu gibi yine kurulun başkanı, müsteşar ise doğal üyesi. Sadece Adalet bakanın yetkilerinin kısmen kısıtlanması söz konusu. Başkan, dairelerin çalışmalarına katılamayacak ve daireler kendi başkanlarını kendi üyeleri arasından seçecek. Yani yürütmenin en etkin güçlerinden biri olan Adalet Bakanı, yasamanın en etkin kurulu olan HSYK’nın başında bulunacak. Birisi kuvvetler ayrılığı mı demişti? İşte bu sistemin en sağlıksız tarafı bu. Adalet Bakanı ve müsteşarı kurulda bu kadar etkin olduğu sürece, bağımsız yargının bağımlı olma riski de o kadar çoğalıyor. Her ne kadar Adalet Bakanının yetkileri kısmen kısıtlansa da bakanlık müsteşarıyla birlikte 2 oyu bulunan yürütmenin etkinliğini göz ardı etmemek gerekir. Hele bir de bu üyeler kurulun başkanı ve doğal üyesiyse. Evet, mevcut düzenlemeye göre kısmen daha iyi bir değişiklik ama Adalet Bakanının etkinliğinin daha da azaltılması ve konumunun sembolik bir yürütme temsili haline getirilmesi hukuk devleti açısından da ülkemiz açısından da daha hayırlı olacaktır.            Eleştirilen diğer hususlardan biri, ilk derece mahkemelerinden gelecek olan hakim ve savcıların kurulda çok fazla sayıda temsil edilmesi. Özellikle Yargıtay’dan ve Danıştay’dan seçilen üyelerin etkisinin bir hayli azalmasına sebep olacak bu düzenlemeye en çok karşı çıkanlar da tahmin edeceğiniz üzere konumu sarsılacak olan bu kişiler. Peki binlerce hakim-savcıyı kim temsil edecek kurulda? Yargıtay ve Danıştay üyeleri mi? Elbette hayır. Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi ilk derece hakim ve savcılarının kurula üye olması, taşradaki meslektaşlarını temsil etmesi hukuk devleti açısından yerinde bir düzenleme. Bu konuda beni düşündüren tek mesele ise, ilk dereceden gelen bu kişilerin amaçlarının zaten Yargıtay ve Danıştay üyeliklerine seçilmek olması. Hal böyle olunca da, üstteki ağabeyleriyle çatışma ortamına girmek istemeyen bu kişiler kurulda karar verirken ne kadar objektif olabilecekler? Yine al gülüm, ver gülüm mü olacak? Ben seni seçeyim, sen de benim istediğim gibi oy ver mi diyecekler? Türkiye böyle bir düzenin ülkesi işte… Kurumu düzeltmek yetmiyor ki, kafaları düzeltmeyince. Artık bize de, olumlu düşünmekten, ‘umarım vicdanlarıyla hareket ederler’ demekten başka bir şey kalmıyor.</p>
<p><strong><em>Avrupa Ülkelerinde HSYK:</em></strong></p>
<p>Avrupa ülkelerinde yargı kurulları tek tip bir yapılanmaya sahip değil. Almanya, İngiltere ve Avusturya gibi ülkelerde buna benzer bir yargı kurulu bile yok. HSYK benzeri yargı kurullarına sahip olan Fransa, İtalya, Belçika, İspanya, Portekiz, İrlanda, Polonya, Macaristan, Bulgaristan, Estonya, Litvanya, Slovakya ve Romanya gibi Avrupa ülkelerinin uygulamaları birbirinden farklı. Bu ülkelerdeki yargı kurulları genel olarak karma yapılı ve çok sayıda üyeden oluşuyor. İlk derece ve istinaf mahkemelerinde görev yapan hâkimler kurulda ağırlıklı olarak temsil ediliyorlar. Parlamentolar bu kurullara üye seçiyorlar.</p>
<p>Örnek olarak aşağıdaki tabloyu incelediğimizde Fransız yüksek yargısının nasıl şekillendirildiği ve bu konumlanmada hükümetin, meclisin ve diğer kurumların rolünü daha rahat görebiliriz.</p>
<p><a href="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/08/image0061.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-991" title="image006" src="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/08/image0061-300x196.jpg" alt="" width="300" height="196" /></a></p>
<p><strong>23<em>. MADDE: <span style="text-decoration: underline;">EKONOMİK ve SOSYAL KONSEY</span> (Anayasa 166. Madde)</em></strong></p>
<p>4641 sayılı kanunla amacı, ekonomik ve sosyal politikaların oluşturulmasında, toplumsal uzlaşma ve işbirliğini sağlayacak, sürekli ve kalıcı bir ortam yaratarak, istişari mahiyette ortak görüş belirlemek olarak belirtilen bu kurum Anayasal güvenceye kavuşturuluyor. Aslında bu bir değişiklikten ziyade, var olan bir kanunun Anayasal güvence altına alınmasıdır. Hükümetler, sendikalar, ticaret ve sanayi odaları temsilcilerinden oluşan &#8216;Ekonomik ve Sosyal Konsey&#8217; AKP döneminde toplanmaya başlamıştı. Getirilen bu düzenlemeyle hükümet değişikliklerinden sonra da konseyin sürekliliği sağlanmış olacak.</p>
<p><strong>24<em>. MADDE: <span style="text-decoration: underline;">12 EYLÜL DARBECİLERİNE YARGI YOLU</span> (Geçici 15. Madde)<span style="text-decoration: underline;"> </span></em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em> Değişiklik Metni:</em></strong></p>
<p><span style="color: #0000ff;">[12 Eylül 1980 tarihinden, ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanını oluşturuncaya kadar geçecek süre içinde, yasama ve yürütme yetkilerini Türk milleti adına kullanan, 2356 sayılı Kanunla kurulu Millî Güvenlik Konseyinin, bu Konseyin yönetimi döneminde kurulmuş hükümetlerin, 2485 sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanunla görev ifa eden Danışma Meclisinin her türlü karar ve tasarruflarından dolayı haklarında cezaî, malî veya hukukî sorumluluk iddiası ileri sürülemez ve bu maksatla herhangi bir yargı merciine başvurulamaz. Bu karar ve tasarrufların idarece veya yetkili kılınmış organ, merci ve görevlilerce uygulanmasından dolayı, karar alanlar, tasarrufta bulunanlar ve uygulayanlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.]</span></p>
<p><strong><em>Açıklama:</em></strong></p>
<p>Şimdi yürürlükten kaldırılması planlanan geçici 15. madde ne diyordu? 12 Eylül’ü yargılayamazsınız. Karar veren ve tasarrufta bulunanlar hakkında hiçbir sorumluluk ileri süremezsiniz. Sonra 1982 anayasası bu haliyle halkoyuna sunuluyor ve kabul ediliyor. Yani, halk tarafından bir nevi af çıkartılıyor bu insanlar için. Sonra ne oluyor? 20 yıl sonra biz bir yanlış yapmışız, sizi affetmekten vazgeçtik tekrar yargılayacağız diyor devlet. İşte yürekler böyle istese de hukuk böyle bir şeye müsaade etmeyecek maalesef, etmemesi gerekir. Elbette ki yapılanların kimsenin yanına kar kalmaması gerekir ama bu şekilde değil. Kanunlar geçmişe yürümez. Hukuk herkes içindir. Kendi bildiğimiz doğrular için hukuk sistemini zedelemekle gerçekten doğruya ulaşamayız. Ama hükümet öyle bir propagandaya başladı ki, Kenan Evren bile yargılanıp müebbet yiyecek sanki. İddia ediyorum, referandumdan evet oyu çıksa bile 12 Eylül failleri yargılanamayacak. Evet çok klişe bir laf ama, 12 Eylül kendi hukukunu yarattı bir kere. Daha doğrusu kendi hukuksuzluğunu. O yüzden referanduma evet veya hayır derken bu hususu bu şekilde yorumlamak bence daha mantıklı olacaktır.</p>
<p><strong><em>25. ve 26. MADDE: <span style="text-decoration: underline;">AYM VE HYSK İLE İLGİLİ DÜZENLEMELER</span> (Geçici 18. ve 19. Madde)</em></strong></p>
<p>AYM, bazı kurumların, Anayasa Mahkemesi ile Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’na üye seçiminde, birden fazla adaya oy kullanmalarını engelleyen hüküm ile Cumhurbaşkanının, “İktisat, siyaset bilim dalları ve üst kademe yöneticilerinden” HSYK’ya üye atamasına olanak sağlayan düzenlemeyi, anayasanın değiştirilemez ilkelerinden “hukuk devleti” ilkesine aykırı buldu ve oybirliği ile iptal etti. Geçici 18. ve 19. maddelerin geriye kalan kısımları ise AYM ve HSYK’nın kanun yürürlüğe girdikten sonraki işleyişi ile ilgili düzenlemeleridir. Üzerinde çok fazla durmaya gerek de yoktur.</p>
<p><strong>[BİR NOT DAHA: </strong>Siyasi partilerin kapatılmasının zorlaştırılması ile ilgili 69. maddede yapılan değişiklik meclis tarafından reddedildiği için konu son anda paketten düşürüldü ve referandumda gündeme alınmayacak.<strong>]</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong> </strong><strong>[SON'A DOĞRU, SON KARİKATÜR</strong><strong>]</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><a href="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/08/6266585selinlevlenmek7rn.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-990" title="6266585selinlevlenmek7rn" src="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/08/6266585selinlevlenmek7rn-300x248.jpg" alt="" width="300" height="248" /></a><br />
</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>SON’A DOĞRU, Subjektif Yorumlar</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>Tüm dünyada oldukça başvurulan ve özelikle ABD’de seçim kazandırdığına inanılan  4 altın kural var. Bunlardan en önemlisi insanlardaki &#8220;değişim&#8221; arzusunu tetiklemekmiş. Diğerleri umut aşılamak, alternatif oluşturmak ve pozitif propagandaya ağırlık vermek. Erdoğan için ne kadar her şey lehine ise, Kılıçdaroğlu için ise o kadar aleyhine görünüyor bu yönteme göre. Buna rağmen AKP’nin 12 Eylül’le hesaplaşma biçiminde şekillendirdiği propagandanın ise hiç etik olduğunu düşünmüyorum. Gönül isterdi ki, ucuz hesaplar ve siyasi rant çekişmeleri yerine adam akıllı pakette ne var ne yok onlar atılsın. Ama nerde? Amigolar gibi evet-hayır naraları atıyor liderler. Vatandaşın referandum konusunda bilgilendirilmesi yerine oy toplama mantığı ile hareket ediliyor. Seçim ile referandumu kimsenin birbirine karıştırmaması gerekir. Erdoğan veya Kılıçdaroğlu hakkındaki kararı bırakın genel seçimlerde versin herkes. Sert suçlamalarla, içi boş hangi maddeye neden karşı çıkıldığı belli olmadan yapılan muhalefetin geri dönüşü de hiç pozitif olacağa benzemiyor. Böylesine önemli bir konuda yapılan strateji yanlışlığının vebalini de tabanlarına anlatacak olan liderin “vay haline” diyorum.</p>
<p>CHP cephesi “Yargı elden gidiyor”, “Yürütme çok daha güçlü hale gelecek” gibi söylemlerle referanduma karşı çıkıyor gibi görünüyor. Aslında durum öyle değil. CHP 1982 Anayasasının statükocu ve katı halinden her zaman en fazla nasiplenen parti olmuştur. Yargıtay, Danıştay, HSYK, Anayasa Mahkemesi gibi bürokrasinin kapalı devre seçilmiş kurumları CHP’nin varlığının doğal bir parçası aslında.  Hal böyle olunca da insan oturduğu dalı kesemiyor. Hukukun üstünlüğü, yargının bağımsızlığı gibi ilkeler görünürde neden kalıyor. Sonuçta “HAYIR” anlamındaki her sonuç Recep Tayyip Erdoğan’nın karizmasını bitirecek. Böylece genel seçimlere büyük bir moralle girecek CHP. Siyaseti bu yüzden sevmiyorum işte. Aslolan amaçlar araç oluyor, benim sadık yarim kara toprak oluyor. Hukuk, yargı, adalet; çıkar dengesinde ikinci planda kalıyor. Önemli olan arz-talep dengesi değil; arz-arz dengesizliği oluyor.</p>
<p>Peki AKP cephesinin amacı gerçekten yargıyı kontrol altına almak mı, bağımlı bir yargı yaratmak mı? Evet, kısmen de olsa ‘Evet’. Parlamenter sistemlerde kuvvetler ayrılığı üçlü bir sacayak gibidir. Yasama, yürütme ve yargı&#8230; Aslında hiçbir ayağın tek başına üstteki sacı kaldırma gücü yok. Ama kendi alanında bağımsız her ayak, üstteki sacı dengede tutmak için elinden geldiği kadar güçlü olmak zorunda. İki hele üç kuvvetin aynı elde toplanması, istibdada yol açar der, Montesquieu. Buna göre, her organ kendi alanında tamamen bağımsız kalacak ve diğer organlar üzerinde hiçbir etkide bulunma imkanına sahip olmaksızın, o alanda milli iradeyi temsil edecektir. Bu sebeple, yürütmenin özellikle güçlü iktidarların yargıyı kontrol altına alma çabaları korkutucu oluyor. Bu durum sinir bozucu ve kızgınlık verici aslında. Bu yetmezmiş gibi birbiriyle alakası olmayan maddeler bir pakete toplanmış ve doğru ve yanlışı ayırt etmemiz isteniyor. Tamam, ayırt ediyoruz. Bu sefer de tartıp karar vermemiz isteniyor. Kurunun yanında yaşların yanmasına gönlüm razı olmuyor ama bir karar vermek gerekiyor. Pek de iyi niyetli olduğuna inanmadığım bir değişiklik girişimi rahatsızlık verse de HUKUK yatıştırıyor sinirlerimi. Evrensel hukuk kuralları, Avrupa Birliği normları yapılan değişikliklerle çerçevesel anlamda paralel gidiyor. Durum böyle olunca da, iskeleti bozuk bir inşaat dikip, insanları içine yerleştirmek mantıklı gelmiyor. Bari temeli biraz olsun sağlam olsun bu inşaatın da içindeki insanların iyi niyetli ve hukuka saygılı olmaları için dua edeyim diyorum. Ama siz benim kadar olaya hukuki bakmayabilirsiniz veya bakmak istemeyebilirsiniz. Bunda da sonuna kadar özgürsünüz. Ülkemizin siyasi ve etnik yapısından tutun da farklı farklı bin türlü sebepler sunarak referanduma ‘Evet’ veya ‘Hayır’ diyebilirsiniz. Seçim sizin, karar da sizin; bana sadece vereceğiniz karara ışık tutmak düşer.</p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>SON</em></strong></p>
<p>Bugüne kadar referanduma sunulmuş dünya anayasaları içinde sadece 1946 Fransız Anayasası halk tarafından birinci oylamada reddedilmiş. O da daha sonra ikinci referandumda kabul edilmiş. Türkiye ezber bozar mı, bilemem. Ama 26 maddeyi eğrisiyle doğrusuyla tarttığımda en mantıklı yolun ezber bozmamak olduğunu düşünüyorum. Evet, yukarıda ayrıntısıyla incelediğimiz değişikliklerde hukuki olmayan, yanlış olan birtakım hususlar var. Gönül isterdi ki birbiriyle ilgili olmayan maddeler tek tek oylamaya sunulsun. Öyle olmadı maalesef. Öyle olmadığına göre, bir karar vermemiz gerekir doğru veya yanlış. Kararımızın doğruluğunu zaman gösterecek belki ama o günler geldiğinde hiç yoktan araştırdım, okudum, üzerime düşeni yaptım demek kadar “Huzurlu Bir Bahane” olmayacak.</p>
<p>Ve benim elimden şimdilik isteksiz bir EVET geliyor. Daha sivil, yepyeni bir anayasa için bir başlangıç olsun bu diyorum. Ve hayal ediyorum. Paket servis halinde sunulan değişiklikler yerine sivil toplum örgütlerinden, meclisteki her vekilden, hükümetten cumhurbaşkanına kadar uzlaşı içinde çıkarılacak bir anayasa düşlüyorum. Çok mu hayalciyim? Onu da bilmiyorum. Ama Z.N Hurston ne güzel demiş:</p>
<p><strong><em>“Annem her fırsatta çocuklarına, güneşe doğru zıplamalarını öğütlerdi. Güneşe ulaşamazdık ama hiç olmazsa ayaklarımız yerden kesilirdi.”</em></strong></p>
<p>Benim de yaptığım sadece zıplamak aslında. Hayal ettiğim anayasa için referandumda bir kere zıplamak…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ajegu.com/index.php/2010/08/22/%e2%80%9c%d0%b0%d0%b0%d0%b8-a%d1%80%d1%8b/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küçülmüş de büyümüş</title>
		<link>http://www.ajegu.com/index.php/2010/06/13/kuculmus-de-buyumus/</link>
		<comments>http://www.ajegu.com/index.php/2010/06/13/kuculmus-de-buyumus/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2010 14:07:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akuytz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akuytz]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ajegu.com/?p=890</guid>
		<description><![CDATA[&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; &#199;ocukluk&#8230; &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Dizlerdeki yaranın kabuk bağlayamadığı zamanlar. Bağlasa ne fayda! Kavlattık&#231;a kanayan yaradan haz alan bir &#231;ocuk i&#231;in hayat o kadar mı g&#252;zel gelirmiş insana. Işıklı ayakkabıların ışıltısı gibi parıl parıl bir d&#246;nem. En k&#246;t&#252; g&#252;n&#252;m&#252;z b&#246;yle olsun: &#8220;Tetris&#8217;in pilinin bittiği g&#252;n.&#8221; &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;Zaman bu kadar hızlı ilerleyebilir mi diye d&#252;ş&#252;nemiyorum artık. Zira yelkovana [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: trebuchet ms,helvetica,sans-serif"><font color="#000000"><span _fck_bookmark="1" style="display: none">&nbsp;</span>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<a href="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/06/23247693ou5.png"><img alt="" class="aligncenter size-medium wp-image-891" height="246" src="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/06/23247693ou5-300x246.png" title="23247693ou5" width="300" /></a></font></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center"><span style="font-size: 9px"><span style="font-family: trebuchet ms,helvetica,sans-serif"><font color="#000000">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<span style="font-size: 12px">&nbsp; &Ccedil;ocukluk&hellip;</span></font></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: trebuchet ms,helvetica,sans-serif"><font color="#000000"><span style="mso-tab-count: 1">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>Dizlerdeki yaranın kabuk bağlayamadığı zamanlar. Bağlasa ne fayda! Kavlattık&ccedil;a kanayan yaradan haz alan bir &ccedil;ocuk i&ccedil;in hayat o kadar mı g&uuml;zel gelirmiş insana. Işıklı ayakkabıların ışıltısı gibi parıl parıl bir d&ouml;nem. En k&ouml;t&uuml; g&uuml;n&uuml;m&uuml;z b&ouml;yle olsun: &ldquo;Tetris&rsquo;in pilinin bittiği g&uuml;n.&rdquo;</font></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: trebuchet ms,helvetica,sans-serif"><font color="#000000">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</font></span></span><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: trebuchet ms,helvetica,sans-serif"><font color="#000000">Zaman bu kadar hızlı ilerleyebilir mi diye d&uuml;ş&uuml;nemiyorum artık. Zira yelkovana eğilip dikkatlice bakmak bile dehşete kapılmak i&ccedil;in kafi geliyor. &ldquo;Tik-tak, tik-tak&rdquo; diye acımasızca ilerleyen bir saate ağlamaklı bakmayı, &ldquo;Ne olur biraz daha yavaş&rdquo; diye yalvarmayı kim istemez ki? Aldırış etmiyor ama zaman. İstediğin kadar bağır, &ccedil;ağır, isyan et. Zaman, karabasan gibi bir zaman. Sesini bile &ccedil;ıkaramıyorsun, &uuml;st&uuml;ne &uuml;st&uuml;ne oturuyor adeta. Ama &ccedil;ocukluğum, film şeridi gibi g&ouml;zlerimin &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;meye başladığında hep bir tebess&uuml;m beliriyor y&uuml;z&uuml;mde. &Ccedil;ocukluk oyunları, &ccedil;ocukluk aşkları, &ccedil;ocukluğuma dair her şey&hellip;</font></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"><span id="more-890"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: trebuchet ms,helvetica,sans-serif"><font color="#000000">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </font></span></span><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: trebuchet ms,helvetica,sans-serif"><font color="#000000">Sabahın k&ouml;r&uuml;nde hangi kuvvet kaldırabilirdi ki o &ccedil;ocuğu, Susam Sokağındaki Minik Kuş olmazsa. Nerden &ouml;ğrenecekti ki d&uuml;nyanın yuvarlak olduğunu Tusubasa olmazsa. On y&uuml;z bin milyon baloncuk sayesinde matematik biraz daha zorlaştı belki de. Ama sayı kavramları hep u&ccedil;uk ka&ccedil;ık değil miydi o zamanlar? Dayak yediğin kişiler onlarca, gollerin y&uuml;zlerce, &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n hayvanlar milyonlarca, babanın maaşı milyarlarca.</font></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: trebuchet ms,helvetica,sans-serif"><font color="#000000">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </font></span></span><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: trebuchet ms,helvetica,sans-serif"><font color="#000000">&Ccedil;ocukluk, hayal g&uuml;c&uuml;n&uuml;n sınırlarını &ccedil;izememek aslında. Bazen sulug&ouml;zle ekşi ekşi bakan bir surat, bazen Big Babol&rsquo;la balon i&ccedil;inde balon yapıp ikinci kattan atlayan deli bir cesaret gibi. Sonunu d&uuml;ş&uuml;nen &ldquo;&ccedil;ocuk&rdquo; olamaz! Evde yiyeceği dayağı, verilecek cezayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r m&uuml; bir &ccedil;ocuk? D&uuml;ş&uuml;nseydi yaramazlık yapmanın ne heyecanı kalırdı ki. Evden verilen parayı avcunun i&ccedil;inde sımsıkı tutarak bakkala giden, artan parayla &ldquo;Meybuz&rdquo; alabilir miyim acaba diye hayal kuran &ccedil;ocuk yarınki oyun planlarından başka ne d&uuml;ş&uuml;nebilir ki.</font></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: trebuchet ms,helvetica,sans-serif"><font color="#000000">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </font></span></span><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: trebuchet ms,helvetica,sans-serif"><font color="#000000">Hi&ccedil;bir şeyin &ldquo;de&rdquo; hali, &ldquo;den&rdquo; hali falan da yok o anlarda. Her şey yalın, en saf haliyle. Hele aşk&hellip; Bu kadar doğal halini hi&ccedil;bir zaman bulamazsın. Komşunun kızını etkilemek i&ccedil;in gerekirse &ldquo;S&uuml;permen&rdquo; olup kafa g&ouml;z yararsın, gerekirse en moda elbiseni giyip &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;ersin; oduncu g&ouml;mleğin ve Amerikan tıraşlı sa&ccedil;larınla. Hele bir de misafirliğe geldiyseler yandın &ccedil;ocuk. Heyecandan ne dediğini bile bilmezsin belki. Kimi azarlarsın, kimi dalga ge&ccedil;ersin ama neden b&ouml;yle davrandığını sen bile bilemezsin. Buna rağmen bir bahaneyle tuttuğun o elleri, eksik dişlerle g&uuml;l&uuml;mseyen o ifadeyi hala unutamazsın.</font></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: trebuchet ms,helvetica,sans-serif"><font color="#000000">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</font></span></span><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: trebuchet ms,helvetica,sans-serif"><font color="#000000">Manuel &ccedil;ekilmiş fotoğraf kareleri &ccedil;ok daha hissettiriyor aslında zamanın hızını. Doğum g&uuml;n&uuml; seremonilerinde masanın bir k&ouml;şesinde &ouml;ylece duran 2,5 litrelik kola b&uuml;t&uuml;n olayı aydınlatıyor aslında. Bir sene kırk beş bin, diğer sene altmış bin olmuş, zaman su gibi akıp gitmiş anlaşılan. Şeytan da ayrıntıda gizliymiş o anda anlıyorsun, &ccedil;ocukluğumuzu &ccedil;alıp g&ouml;t&uuml;ren zaman gibi.&nbsp;</font></span></span><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: trebuchet ms,helvetica,sans-serif"><span style="mso-tab-count: 1"><font color="#000000">&nbsp; </font></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: trebuchet ms,helvetica,sans-serif"><font color="#000000"><span style="mso-tab-count: 1">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>&ldquo;60lık &ccedil;ekme kasetler, Hugo ve Tolga abi, &ccedil;itlenbik ağa&ccedil;ları, su ge&ccedil;irmez Casio saat, Cartel, Bmx bisiklet, sporcu kağıtları, mega tasolar, atari kasetleri ve hepsine dair bir s&uuml;r&uuml; anı&hellip; &Uuml;&ccedil;kağıt&ccedil;ılığı, bozuk atari kasetini takas ettirmeye &ccedil;alışmakla; karizmayı, deste deste sporcu kağıtlarını &ldquo;kapış kapış&rdquo; yaparak &ouml;ğrenirsin. Ellerini yıkamak zorunda olduğunu taso oynadıktan sonra anlarsın. Annelere gerek yoktur aslında ama anlatamazsın. Kaldırımdayken adam akıllı y&uuml;r&uuml;, ezan okununca doğru eve, pazarda &ouml;n&uuml;ne gelen meyveye atlama, onu yapma, bunu yapma. Azla yetinmeyi &ouml;ğrenememişiz bir t&uuml;rl&uuml;. &Ouml;yle miydi ger&ccedil;ekten? Mikasa top olmadığı zaman plastik topla, plastik top olmadığı zaman teneke kolayla, o da yoksa &ccedil;am kozalağıyla top oynayan m&uuml;tevazi ufaklıklara haksız bir itham değil miydi bu? Hayal g&uuml;c&uuml;n&uuml;n sınırı, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n sınırı &ldquo;eldeki imkanlar dahilinde&rdquo; değil miydi o d&ouml;nemlerde?</font></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: trebuchet ms,helvetica,sans-serif"><font color="#000000">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bazen d&uuml;ş&uuml;yorum, d&ouml;n&uuml;lecek yerin yine &ccedil;ocukluğu &ouml;zlemek olacağını bilseydik, b&uuml;y&uuml;mek i&ccedil;in uğraşır mıydık bu kadar diye. G&ouml;ğs&uuml;nde &ccedil;ıkan &uuml;&ccedil; t&uuml;yle &ouml;v&uuml;nen, okul &ccedil;ıkışlarında arkadaşını kollamak i&ccedil;in volta atan, k&uuml;fretmek algısı &ldquo;ağzını burnunu kırarım senin&rdquo; olan, ıstakanın yarısı kadar boyuyla bilardo salonlarında gezen bir b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş de k&uuml;&ccedil;&uuml;lm&uuml;ş olur muyduk yine? Aslında bir elinde beslenme &ccedil;antası, bir elinde suluk olan tek haneli yaşlardaki bir &ccedil;ocuk i&ccedil;in bu kadar b&uuml;y&uuml;mek fazlaymış bile.</font></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: trebuchet ms,helvetica,sans-serif"><font color="#000000">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </font></span></span><span style="font-size: 12px"><span><font color="#000000"><span style="font-family: 'trebuchet ms','sans-serif'; mso-fareast-font-family: 'times new roman'; mso-bidi-font-family: 'times new roman'; mso-ansi-language: tr; mso-fareast-language: tr; mso-bidi-language: ar-sa">Zamanı yanlış bu &ccedil;ocukluğun, hem de &ccedil;ok. Benjamin Button da yanlış yolda. Hafızamı yitirmediğim, bunamadığım, bilincimin kapalı olmadığı bir d&ouml;nemde gelmeliydi bu &ccedil;ocukluk. 30&rsquo;lu yaşlarda belki. Belki o zaman bir elimde kumanda, bir elimde meybuz&rsquo;um ve karşımda &ccedil;izgi film kuşağım, hayata nanik yapabilmek, inadına &ccedil;ocuk kalabilmek, inadına o g&ouml;zlerle bakabilmek i&ccedil;in belki başarabilirdim.</span></font></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ajegu.com/index.php/2010/06/13/kuculmus-de-buyumus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİR MUHABBET, BİN ANALİZ: Türk AMA bir iyi, bir iyi…</title>
		<link>http://www.ajegu.com/index.php/2010/04/30/bir-muhabbet-bin-analiz-turk-ama-bir-iyi-bir-iyi/</link>
		<comments>http://www.ajegu.com/index.php/2010/04/30/bir-muhabbet-bin-analiz-turk-ama-bir-iyi-bir-iyi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 23:34:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akuytz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akuytz]]></category>
		<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[ironi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ajegu.com/?p=814</guid>
		<description><![CDATA[NOT: Hikayemizdeki kişiler, kurumlar ve atıflar tamamen hayal mahsul&#252;d&#252;r. &#8220;Amacımız kimseyi kırmak değildir. Şurdakini de buraya koymak değildir.&#8221; Hikayemiz Anadolu&#8217;nun şirin ve muhafazakar kentlerinin bir tanesinde, &#246;zellikle de nevi şahsına m&#252;nhasır &#199;erkes milletinin sayıca azımsanmayacak derecede k&#252;meleştiği bir kahvede başlamaktadır.&#160; Hatta bu kahve &#246;yle bir kahvedir ki; okeye d&#246;rd&#252;nc&#252;n&#252;n sadece yabancı kontenjanından olabileceği, kontenjan dışındakilerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/04/40520100209235030t_600.jpg"><img alt="" class="alignleft size-medium wp-image-816" height="269" src="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/04/40520100209235030t_600-300x269.jpg" title="40520100209235030t_600" width="300" /></a> <strong><span style="color: #000000;">NOT: </span><em><span style="color: #000000;">Hikayemizdeki kişiler, kurumlar ve atıflar tamamen hayal mahsul&uuml;d&uuml;r. &ldquo;Amacımız kimseyi kırmak değildir. Şurdakini de buraya koymak değildir.&rdquo;</span></em></strong> Hikayemiz Anadolu&rsquo;nun şirin ve muhafazakar kentlerinin bir tanesinde, &ouml;zellikle de nevi şahsına m&uuml;nhasır &Ccedil;erkes milletinin sayıca azımsanmayacak derecede k&uuml;meleştiği bir kahvede başlamaktadır.&nbsp; Hatta bu kahve &ouml;yle bir kahvedir ki; okeye d&ouml;rd&uuml;nc&uuml;n&uuml;n sadece yabancı kontenjanından olabileceği, kontenjan dışındakilerin ise sadece yancı[1] olabileceği bir mekandır. Omuzları dik, kaşları kalkık, altın sa&ccedil;lı, deniz g&ouml;zl&uuml; efsanevi insanların boş(!) vakitlerini ge&ccedil;irdikleri bu yerde fısıltı gazetesine rağbet de epeyce fazladır.&nbsp; Kim kimin arkasından ne demiş, kimin kızı kime ka&ccedil;mış, kimin oğlu adam olmaz, b&uuml;t&uuml;n bu bilinmeyenler(!) bu sosyal kuruluşta g&uuml;n y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkar, toplum vicdanı ebediyen huzura ererdi. <strong><em><span style="color: #000000;"> (Biraz daha betimleme, Xabze&rsquo;nin 4. </span><span style="font-style: normal; font-weight: normal;"><strong><em><span style="color: #000000;">maddesini<span style="font-style: normal;"><span style="font-weight: normal;">[2]</span></span></span></em></strong><span style="color: #000000;"> </span><strong><em><span style="font-style: normal; font-weight: normal;"><strong><span style="font-weight: normal;"><strong><em><span style="color: #000000;">ihlalden bir yığın tepkiye sebebiyet verir. O bakımdan hikaye de hemen başlatılır.)</span></em></strong></span></strong></span></em></strong></span></em></strong> Toplum vicdanının rahat bir nefes alacağı pazar g&uuml;n&uuml;yd&uuml;. Bayram Amca, ailesiyle birlikte g&uuml;zelce kahvaltısını yaptı. Cebinden hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;rmediği k&ouml;stekli saatini siyah yeleğinin &ouml;n cebine koydu. Yine en afili, en temiz takımlarını &ccedil;ekti ve aynanın karşısında ş&ouml;yle bir pozunu aldıktan sonra: <span id="more-814"></span>&ldquo;Hanım bana m&uuml;saade, yolcu yolunda gerek. Sen &lsquo;G&Uuml;N&rsquo;&uuml;ne[3], ben kayfeme&rdquo; dedi ve kapıyı usulca kapatarak kutsal mekana gitmek i&ccedil;in yola koyuldu. <strong><em><span style="color: #000000;">(Emeklilik bu olsa gerek. &ldquo;Cebinde kahve paran varsa, sağlığın da yeşil ışığı tek t&uuml;k yakmaya devam ediyorsa, &ccedil;ak o zaman &ccedil;aaak &ccedil;aak &ccedil;ak&rdquo;)</span></em></strong> <em> </em> Bug&uuml;nk&uuml; kurbanın kendisi olacağından bihaber Bayram Amca, kahvenin kapısından heybetli bir şekilde girdi ve tam k&ouml;şedeki Thamade&rsquo;ler masasındaki her zamanki sandalyesine oturdu. &Ccedil;ok ge&ccedil;meden de kadro tamamlandı ve a&ccedil;ılış yapıldı: -H&uuml;seyiiiiin, d&ouml;rt &ccedil;ay, bir de soğuk su. Cengiz abin şimdiden i&ccedil;sin. Malum, bug&uuml;nk&uuml; yenilginin acısı b&uuml;y&uuml;k olacak. <strong><em><span style="color: #000000;">(Cengiz kalır mı bu lafın altında? Kalmadı da&hellip;) </span></em></strong> <em> </em> -Bu arada hayırlı uğurlu olsun Bayram Ağabey. Serpil&rsquo;i vermişsiniz? <strong><em><span style="color: #000000;">(Gayet iyi niyetli bir temenni gibi g&ouml;z&uuml;k&uuml;yor ama maalesef değil. Cengiz aylardır bu anı bekledi, sırf bu lafı sokmak i&ccedil;in. Niye mi? Kızımız zamanında b&uuml;y&uuml;k konuşmuş, &ldquo;Hayatta yabancı birisiyle evlenmem, ASLA ve ASLA&rdquo; demiş. Eee, kahve arkadaşı can arkadaşıdır. Zamanında kendi oğlu i&ccedil;in istettiği kızın babasının bu mutlu g&uuml;n&uuml;nde ona destek olmaz mı? Bi hayırlı uğurlu olsun demez mi yahu(?)</span></em></strong> <strong> </strong> <strong> </strong>-Sağolasın, Cengiz. &Ccedil;ocuklar anlaşmışlar, birbirlerini sevmişler. Yapacak bir şey yok, verdik biz de. <strong> <em><span style="color: #000000;">(A&ccedil;ıklamaya dikkat: &ldquo;Elden ne gelir, biz de isterdik &Ccedil;erkes olmasını ama g&ouml;n&uuml;l bu &hellip;&rdquo; diye devam edecek sanıyorsunuz değil mi? Değil işte&hellip; Allah belanı versin Nurdan, beş para etmeyen adamlara beni rezil r&uuml;sva ettin ya, ne diyeyim sana diye s&ouml;yleniyor aslında Bayram Amca i&ccedil;ten i&ccedil;e.)</span></em></strong> <strong><em> </em></strong> <em> </em>-&Ouml;yle &ouml;yle Bayram Ağabey. Elden ne gelir, kuş u&ccedil;muşsa kafesten artık yapacak bir şey yoktur elbet. <strong><em><span style="color: #000000;">(Elbet yoktur tabi, bi de bu laflar k&ouml;t&uuml; bir g&uuml;l&uuml;mse ile dudak arasından s&ouml;yleniyorsa neylesin Bayram Amca. Devam mı etsin darmadağın olduğu okey masasındaki oyuna, yoksa savunmaya mı ge&ccedil;sin hemen. Altta kalmasın değil mi? Kalmadı, bu sefer de Bayram Amca altta kalmadı(!) </span></em></strong> <strong><em> </em></strong> <strong><em> </em></strong>Aradan 15 dakika ge&ccedil;mesine rağmen, a&ccedil;ılan muhabbet nasıl oturduysa Bayram Amca&rsquo;nın y&uuml;reğine, birden seslendi: -Ama Cengiz, &ccedil;ocuğu g&ouml;rsen bir efendi, bir saygılı ki g&ouml;rsen &ldquo;&Ccedil;erkez&rdquo; dersin vollehi[4]. Allah seni inandırsın, bizim adetlerin hepsini &ouml;nceden &ouml;ğrenmiş sanki. İ&ccedil;kisi yok, kumarı yok, evi var, mayışı[5] var, daha ne&nbsp;olsun? Zaten şu zamanının &Ccedil;erkez gencinden ne hayır gelir allahesen![6] Aylak aylak geziyorlar &ccedil;arşıda. Bi baltaya sap olabilen ka&ccedil; kişi var sayabilin mi? O y&uuml;zden, biraz olsun i&ccedil;im rahat yani. <strong><em><span style="color: #000000;">(Her zaman derim, olaylara hep pozitif a&ccedil;ıdan bakmak gerekir. Ya i&ccedil;kici, kumarcı, ipsiz sapsız bir &Ccedil;erkes&rsquo;e gitseydi kızımız, daha mı iyi olacaktı? &nbsp;Neymiş? Bakış a&ccedil;ısı her şeydir.)</span></em></strong> <em> </em>. . . . . Ve aynı saatlerde, mahallenin en sosyal akitivitesi olan G&Uuml;N&rsquo;de, g&uuml;n&uuml;n diğer mağduru olan annemiz de bir şeyler a&ccedil;ıklamaya &ccedil;alışıyordu: -T&uuml;rk ama bir iyi bir iyi&hellip;</p>
<p style="text-align: center;"><em>-MUTLU MU SON?-</em></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Kıssadan Hisse:&nbsp;<span style="font-weight: normal;">&ldquo;Varıp yad ellere meyil verirsen dostum, gış ola bağlana yolların dostum&rdquo;[7]</span></span></strong></p>
<hr size="1" />
<address><span style="font-style: normal;"><em><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">[1]</span><span style="color: #000000;"> </span></span>D&ouml;rt kişilik okey oyununa ortak olamayan ama &ccedil;aylara ortak olabilen şahıs.</em></span></address>
<address><span style="color: #000000;">[2]</span> 4. Madde: B&uuml;y&uuml;klere saygı</address>
<address><span style="color: #000000;">[3]</span> Mahallenin ev hanımları tarafından &ccedil;eyrek altın g&uuml;n&uuml; şeklinde yapılan ve genelde pasta, b&ouml;rek vb. unlu mam&uuml;llerin t&uuml;ketildiği, sınırsız dedikodunun yapıldığı sosyal eğlenti faaliyeti.</address>
<address><span style="color: #000000;">[4]</span> &ldquo;Vallahi&rdquo; kelimesinin &Ccedil;erkes toplumundaki s&ouml;yleniş bi&ccedil;imi.</address>
<address><span style="color: #000000;">[5]</span> Orta Anadolu b&ouml;lgesinde, memurların aldıkları aylık, maaş.</address>
<address><span style="color: #000000;">[6]</span> Allah aşkına</address>
<address><span style="color: #000000;">[7]</span> Bkz. Alltaki video.</address>
<address><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="quality" value="high" /><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/u1XuVffkFTc" /><embed pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" quality="high" src="http://www.youtube.com/v/u1XuVffkFTc" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object></address>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ajegu.com/index.php/2010/04/30/bir-muhabbet-bin-analiz-turk-ama-bir-iyi-bir-iyi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Annem&#8217;e (sıxara)</title>
		<link>http://www.ajegu.com/index.php/2010/03/24/anneme-sixara/</link>
		<comments>http://www.ajegu.com/index.php/2010/03/24/anneme-sixara/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Mar 2010 01:54:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ajegu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akuytz]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[sıxara]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ajegu.com/?p=722</guid>
		<description><![CDATA[Dün gibi hatırlıyorum anne. Ağlamaktan usanmadığım, gün boyu azarlandığım günü. Sadece bir erikti aslında. Çalmak da demeyelim, almak… Niye bu kadar kızmıştın ki anlam veremedim günlerce. Olsun derdin. Bunun için yetiştirmiyoruz biz seni. Kul hakkını işte orda öğrendim anne. Kaç kere kalbin sıkışmıştır benim yüzümden? Sayamadım. Affet beni anne… Milletin çocukları akıllı uslu olurdu ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify"><strong><em><a href="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/03/anne.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-719" src="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/03/anne-216x300.jpg" alt="" width="216" height="300" /></a></em></strong>Dün gibi hatırlıyorum anne. Ağlamaktan usanmadığım, gün boyu azarlandığım günü. Sadece bir erikti aslında. Çalmak da demeyelim, almak… Niye bu kadar kızmıştın ki anlam veremedim günlerce. Olsun derdin. Bunun için yetiştirmiyoruz biz seni. Kul hakkını işte orda öğrendim anne.</p>
<p style="text-align: justify">Kaç kere kalbin sıkışmıştır benim yüzümden? Sayamadım. Affet beni anne… Milletin çocukları akıllı uslu olurdu ya ben olamadım. Haftada bir iki kez itinayla kafasını gözünü kıran, mahallenin dokuz canlı çocuğunun annesi, hani kan revan içinde kapıya dayandığım günlerden birinde yine şoke olmuştun ya. İşte o zaman bisikletten düşmemiştim anne. İtiraf ediyorum, inşaatın üçüncü katından düşmüştüm. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar diyordun ya. Kaç yastı geçti hala sönmedi o mumlar. Ama yalan söylemenin en büyük günah olduğunu öğrettin ya. Şimdi geç de olsa doğruyu söylüyorum ve söndürüyorum o mumları: “inşaata girmek yasak ve tehlikeliymiş” affet beni anne.</p>
<p style="text-align: justify">Baban gibi olma, Abazalara benzeme, namazını kıl derdin ya&#8230; Yapamadım. Tek tük gittiğim cumalar ve sayende eksiltmediğim bayram namazlarıyla cennetten bir hayli uzaklaştım anne. Dedenin mezarını ziyaret et “üç kulhu, bi elham” oku diye tembihliyordun ya, kaç yıl oldu, uğrayamadım dedemin yanına. Biliyorum dedem bahane dinlemez, kızacak beni yalnız bıraktın diye ama ben gönlünü alırım bu bayram. Yine de, affet beni anne.</p>
<p style="text-align: justify">Bazen gizli gizli babamla konuşmalarınızı dinlerdim. Çocuk çok duygusal, üstüne gelme aylarca konuşmuyor ondan sonra diyordun ya. Hiçbir şey değişmedi anne, iş inada binince babamı bile dinlemiyorum hala.</p>
<p style="text-align: justify"><span id="more-722"></span>Hani küvetli bir eve çıkamamıştık ya anne. Halbuki asıl küvet, naylon leğenin içinde kaynar suyla “cıp cıp” yapmakmış, şimdi anlıyorum anne. Hep gözüm yanıyor diye yakınır, suçu “Hacı Şakir Amca”ya atıp dururdum. “Muz”un sadece misafirlikte yenildiği “Dalin” kullanan çocuklara özene özene geçen çocukluk yılları. “Ah ah” diyorum şimdi.  Kokusunu her defasında içime çektikçe, “Yaşasın Hacı Şakir Amca” diyorum ve kızıyorum kendime sana mızmızlanan, her defasında sesini yükselten o çocuğa.</p>
<p style="text-align: justify">Doğum günü seremonilerimizi hatırlıyor musun anne? Üç dört katlı, üstünde cıvıl cıvıl patlayan maytaplar olan doğum günü pastaları… Tabi ki bunlar sadece rüyalarda görülen ve sabah kalktığında muhtemelen unutulan şeylerdi. Benim kremşantisini yamuk yumuk sıktığım, seninde kalbinle yoğurduğun hamurdan yaptığımız tek katlı pastamızın tadını hangisi verdi ki? Unutturma bak, 25. yaş günümde mutfakta başrollerde yine ikimiz olacağız.</p>
<p style="text-align: justify">Mantı mı bükelim, psihalve mi yapalım diye sorardın ya.</p>
<p style="text-align: justify">-Patatesli yapacaksan psihalve yapalım anne.</p>
<p style="text-align: justify">-Ama önce elini yüzünü yıka ondan sonra otur hamurun başına.</p>
<p style="text-align: justify">-Anne neden seninkiler üçgen de benimkiler yuvarlak?</p>
<p style="text-align: justify">Özlüyorum anne hem de çok…</p>
<p style="text-align: justify">Ve “ilk ayrılık”…Yine yanımda sen vardın anne. Evdekilere çaktırmadan gizli gizli banyoda ağlanılan o anlarda. Üzülme oğlum senin gibisini mi bulacak derdin ya, haberini alıyorum bulamamış anne. Zaten hangi kız koşulsuz sevebildi ki, kusurlarını yüzüne vurmadan, Romeo’sunu aramadan…  Hangi kız?</p>
<p style="text-align: justify">Hayat, tozpembe rengini pek göstermek istemedi belki bize. Bankaların kapıya dayandığı, borcun bini aştığı anlarda dikiş dikip, eşarp satan, ekmeğini taştan çıkaran, eli öpülesi annem hatırlıyor musun? Evdeki ekmek bitmesin diye tek öğün yemek yediğimiz zamanları? İşte o zaman söz vermiştim kendime anne. Elini sıcak sudan soğuk suya değdirmemek için yemin ettim. Az kaldı anne, sözümü tutamadığım her gecenin hatırına yine de affet beni anne.</p>
<p style="text-align: justify">Biliyor musun? Artık her yatağa yattığımda duvarı öpüyorum. Çünkü duvarın öteki ucunda sen varsın. Sensiz geçen yılların hasreti ancak böyle çıkıyor anne.</p>
<p style="text-align: justify">Yazacak o kadar çok şey var ki aslında ama çok geç oldu uyanacaksın diye korkuyorum. Ve sonunda mektubumu bitiriyorum anne sabah namazı kalkıp işe gideceğin sırada oku diye. Ben uyurken, bir öpücük kondur yanağıma. Bi de, bu gece çok üşüdüm anne, nedenini bilmiyorum ama ayaklarım üşüyor. Biliyorum kızacaksın ama patiğimin teki İzmir’de kalmış yeni farkettim. Tıpkı her şeyin yarısını İzmir’de bıraktığım gibi… Sana zahmet yarın aynı renkten patiklerimi ör anne.</p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Selam ve dua ile ANNE</em></p>
<p><em>Seni Seviyorum. Biricik oğluşun…</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>24.03.2010 – Saat: 03:50</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ajegu.com/index.php/2010/03/24/anneme-sixara/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Artık ölümsüzsün&#8230;</title>
		<link>http://www.ajegu.com/index.php/2010/03/04/artik-olumsuzsun/</link>
		<comments>http://www.ajegu.com/index.php/2010/03/04/artik-olumsuzsun/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 16:54:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akuytz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akuytz]]></category>
		<category><![CDATA[Ardzınba]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ajegu.com/?p=687</guid>
		<description><![CDATA[İnsan hiç görmediği birisinin ölümüne bu kadar üzülebilir mi? Sabah kalktığında bu kadar acı bir haberi duyduğunda gözleri dolabilir mi? Doluyor işte, içinde Kuzey Kafkasyalılık ruhunu taşıyan her kalp bugün biraz daha acıyor sanki, biraz da yakıyor adeta… Hani ateş de düştüğü yeri yakar diyorlar ya! Nasıl bir ateş bu Allahım? Moskova’da bir hastanede düşüyor; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><a href="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/03/ddn-e1269435484713.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-688" src="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/03/ddn-e1269435484713.jpg" alt="" width="291" height="404" /></a></p>
<p style="text-align: justify"><a href="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/03/ddn.jpg"></a>İnsan hiç görmediği birisinin ölümüne bu kadar üzülebilir mi? Sabah kalktığında bu kadar acı bir haberi duyduğunda gözleri dolabilir mi? Doluyor işte, içinde Kuzey Kafkasyalılık ruhunu taşıyan her kalp bugün biraz daha acıyor sanki, biraz da yakıyor adeta…</p>
<p style="text-align: justify">Hani ateş de düştüğü yeri yakar diyorlar ya! Nasıl bir ateş bu Allahım? Moskova’da bir hastanede düşüyor; Abhazya’yı, diasporayı, her yeri yakıyor. Ardından konuşmaya gerek var mı diyorum kendi kendime. Hangisini anlatsam ki insanlara, seni tanımayanlara, bilmeyenlere. Özgürlük aşkını mı anlatayım, bağımsızlık inancını mı, bitmek bilmeyen umudunu mu? Ellerim yazmıyor bugün, yazamıyorum.</p>
<p style="text-align: justify">Rahat uyu unutulmaz kahraman. Oğulların, tırnaklarınla inşa ettiğin Abhazya için her dakika ölmeye hazır bekliyor. Hepsi birer Efkan, hepsi birer Bahadır her zamanki gibi. Ruhun şad olsun, artık ölümsüzsün…</p>
<p style="text-align: justify">
<p style="text-align: justify">
<p style="text-align: justify">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ajegu.com/index.php/2010/03/04/artik-olumsuzsun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TA-BU!</title>
		<link>http://www.ajegu.com/index.php/2010/01/05/ta-bu/</link>
		<comments>http://www.ajegu.com/index.php/2010/01/05/ta-bu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jan 2010 18:06:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akuytz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akuytz]]></category>
		<category><![CDATA[prenses]]></category>
		<category><![CDATA[tabu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ajegu.com/?p=580</guid>
		<description><![CDATA[Beyaz atlı prenses istiyorum. Çok şey mi istiyorum sanki? Bineceği atı kendisi getirecek kadar mütevazı olamaz mı bir prenses? Şöyle soylu bir aileden gelse, parası pulu olsa; ben de fakir ama gurur yapmayan bir delikanlı olsam. Kime ne zararı var tabuları yıksam. Bodrum katından bile kaçırabilir beni. Hem bak, ne Rapunzel gibi uzun saçlara ne de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left"><img class="alignleft size-medium wp-image-583" src="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/01/Niamh1-300x193.jpg" alt="" width="240" height="188" />Beyaz atlı prenses istiyorum. Çok şey mi istiyorum sanki? Bineceği atı kendisi getirecek kadar mütevazı olamaz mı bir prenses? Şöyle soylu bir aileden gelse, parası pulu olsa; ben de fakir ama gurur yapmayan bir delikanlı olsam. Kime ne zararı var tabuları yıksam.</p>
<p style="text-align: left">Bodrum katından bile kaçırabilir beni. Hem bak, ne Rapunzel gibi uzun saçlara ne de görkemli bir şatoya ihtiyacımız var. Bir de siyah bir gelinlik giyse ne olur? Toz mu olur, söz mü?</p>
<p style="text-align: left">Aranan Prens Kriterlerinde(APK) son sırada olayım kimin umurunda? Prensesin test çözmeye son sorudan başladığını kim bilebilir benden başka. Gökkuşağındaki renklere bir de siyah-beyaz eklese benim hatırıma ne olacak? Sanki her şey tozpembe mi hayatta, her şey rengarenk mi? Kıssadan hisse bir filmimiz olsa, tabi ki siyah-beyaz… İzlerken nostalji yapmaktansa, nostaljiyle yaşayamaz mıyız, çok mu zor?</p>
<p style="text-align: left"><span id="more-580"></span>Her şey rutin mi olacak canım, biraz farklılık isteyemez miyim? Deniz mavisi gözleri, başak sarısı saçları olmasa, az biraz da çirkin olsa ne olur? Tabuları yıkmadık mı sonuçta? Susacağı zaman konuşsa, konuşacağı zaman sussa, burnu Kafdağı’nda olsa; hafif ukala, biraz deli, baya da asabi, olabildiği kadar kusurlu olsa, hiç dert etmesem. En iğrenç esprileri yapsa, ben katılsam ona ama gülmekten… O sağcı olsa, ben de solcu; o ana muhalefet, ben de ona muhalefet; baraja takılsak ikimizde, yine dönsek kürkçü dükkanına. Ortak hayallerimiz ortada kesişse, ama ben onun hayallerinin alt kümesi olsam hep. Yüzyıllar sonra bizden bahsetseler ama ağlatmasa bizim kafe’miz; yüzlerde hafif bir tebessüm bıraksa.</p>
<p style="text-align: left">Aramızdaki şeyin adını AŞK koymasak, onun da bir adı olsa; yaş gününü kutlasak, mum yaksak, üflesek, söndürsek… Bizden ayrı bir kişiliği olsa, biz kişiliklerimizi kaybettiğimizde ona bir şey olmasa. Üç kişilik yaşasak bazı şeyleri. Ben onu aldatsam, o beni aldatsa, en sonunda da “O” bizi aldatsa. Ve her ayrılık beraberinde yeni bir başlangıç, yeni bir “ilk elli öpücük” getirse, dünya sağdan sola doğru dönse, kendi etrafında periyot atsa, biz ritim tutsak! Bir de şiirimiz olsa düz yazının içinde gizli, kafiyesiz, uyaksız, başı sonu belli olmasa, okuyan anafikir çıkaramasa, tak diye bitse…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ajegu.com/index.php/2010/01/05/ta-bu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Padişahım biraz da biz yaşasak?</title>
		<link>http://www.ajegu.com/index.php/2009/12/11/izlenimler/</link>
		<comments>http://www.ajegu.com/index.php/2009/12/11/izlenimler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Dec 2009 00:32:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akuytz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akuytz]]></category>
		<category><![CDATA[Genel kurul]]></category>
		<category><![CDATA[Kaffed]]></category>
		<category><![CDATA[kral]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ajegu.com/?p=545</guid>
		<description><![CDATA[Siyaseti çok fazla sevmediğimden olsa gerek bu yazıyı yazarken baya zorlandığımı itiraf etmeliyim. Kaçan kovalanır ya, siyaset de beni fazla kovalamasın istedim belki Tıpkı siyasallaşamayan Çerkeslerimizin şu dönemlerde azıcık siyasette ilerleme kaydetmesi gerektiğinin bilincinde olduğum için önce kendimden başlayayım dedim. Hafta sonu Ankara’da olmam sebebiyle bir KAFFED genel kurulunda bulunmak kaçınılmaz oldu. Siyasetin nispeten ağır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-547" src="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2009/12/konuk0303-061.jpg" alt="konuk0303-06" width="250" height="248" />Siyaseti çok fazla sevmediğimden olsa gerek bu yazıyı yazarken baya zorlandığımı itiraf etmeliyim. Kaçan kovalanır ya, siyaset de beni fazla kovalamasın istedim belki <img src='http://www.ajegu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Tıpkı siyasallaşamayan Çerkeslerimizin şu dönemlerde azıcık siyasette ilerleme kaydetmesi gerektiğinin bilincinde olduğum için önce kendimden başlayayım dedim.</p>
<p>Hafta sonu Ankara’da olmam sebebiyle bir KAFFED genel kurulunda bulunmak kaçınılmaz oldu. Siyasetin nispeten ağır topları protokolde yerlerini almış, camianın ismi çok bilinen taşra derneklerinde yüzü az görülen simaları tüm şıklığıyla boy gösteriyor, yıllarını derneklere adamış üstadlar kendinden emin, yaşlarına rağmen heyecanlı bir şekilde konuşmaları takip ediyorlar. Platformda ise yine kraldan çok kralcı(!), buna rağmen biraz daha cüretkar ve sitemkar bir yazı dikkat çekiyor: “Biz bu topraklar için ölürken Türkçe bilmiyorduk. Şimdi anadilimizi bilmiyoruz!”</p>
<p>Sırayla siyasiler başlıyor konuşmalarına: Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Nihal Atsız’a ithafen: Bu ülkede diz boyu ırkçılığın, asimilasyonun olduğunu itiraf ediyor ve anadilde konuşup bunu gelecek nesillere öğretmenin önünde hiçbir engel olmaması gerektiğini vurguluyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, Çerkes Ethem konusunda Çerkeslere haksızlık yapıldığını söylüyor, Abhazya ile Türkiye arasında uçak ve gemi seferlerinin başlatılması gerektiğinden tutun da Çerkesler için çifte vatandaşlık verilmesine kadar her türlü engellerin kaldırılması gerektiğini savunuyor. Keza Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Dursun Akdemir ve Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener’in konuşmaları da diğerlerinden farklı değil. Çelik, Çerkesler için 1 milyon diyor, Öymen itiraz ediyor 4 milyon diye. “Allah Allah” diyorum yoksa bunlarda mı Çerkes <img src='http://www.ajegu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Elbette ki, siyasilerin çıkarının olmadığı yerde bu sözleri söylemeleri mümkün değil. Ama bundan 20-30 yıl öncesinde bu istekleri bizim kurumlarımız bile dile getiremiyordu. Şimdi ise KAFFED başkanı Cihan Candemir, iktidar partisini genel başkan yardımcısının karşısında eleştirebiliyor ve muhatabı tarafından haklı bulunuyor.<span id="more-545"></span></p>
<p>Bazı etnik grupların, söke söke(?) haklarını almaya çalıştığı, hükümetin ise biz istemesek de zorla(!) bizlere haklarımızı vermeye çalıştığı bir ortamda peki bizler ne yapıyoruz? Birkaç örnek de oradan vereyim: Kayseri Derneği, federasyonu topa tutuyor: “Rusya’nın iç meseleleri hakkında, askeri ve siyasal gelişmeler hakkında görüş bildirmeyeceksin, kardeş özerk cumhuriyetlerimizin R.F’nin gönüllü üyesi olduğunu unutmayacaksın! Türkiye’deki siyasi partilerle, oluşumlarla ilgili görüşme yapmayacaksın, karar almayacaksın” diyor. Aksi takdirde KAFFED’den ayrılacaklarını ima ediyorlar. Yine “Allah Allah” diyorum bu federasyon değil miydi Rusçulukla suçlanan? Şimdi Rusya’da olan bitene karşı görüş bildirmesinden şikayetçi olanlar bile var.</p>
<p>Diğer yandan Abhaz derneklerinin KAFFED’den ayrılıp Abhaz Dernekleri Federasyonunu kurma çabaları. İtiraf etmeliyim bir Abaza olarak yaşanan gelişmelerden ben bile sıkıldım artık. 1992-1993 yıllarında çıkan Abhazya-Gürcistan savaşında Abhazya’ya destek amaçlı kurulan ve görevini tamamlamasına rağmen halen ne için uğraştığı belli olmayan Kafkas-Abhaz Dayanışma Komitesi’nin tabanından gelmeyen istekler doğrultusunda halkına zarar vermeye çalıştığı aşikardır. Ticari kaygıları ve Abhazya konusunda tek söz sahibi olma gibi bir egoistliğin içinde bulunan bu kurum bırakın Kafkas dayanışmasını, Abhaz dayanışmasına bile zarar verecektir. Nitekim, Düzce mitingine çomak sokmak için ellerinden geleni yapan, halkına bu denli kötülük yapan kişileri içinde barındırıp yeterli zararı zamanında vermiştir de. Şimdi de Abhaz derneklerini örgütleyerek Abhazya konusunda siyasi rant sınırlarının doruk noktasına ulaşmış durumdalar. Zaman her şeyi çok net gösterecektir. Umarım ben yanlış düşünüyorumdur da bu ayrılışın Abhazya’ya ve diasporadaki Abhazlara çok daha fazla yararı olur. Abhazların yetiştirdiği en büyük isimlerden olan Dirmit Gulya zamanında ne güzel mesaj vermiş toplumuna: “Küçük halkları toparlamak, birlik sağlamak, daha kolaydır. Ama küçük halkların kötü bir hastalıkları var, o hastalığı yenemezsek, daha da genişleyip yayılacak. O hastalığın adı kıskançlıktır. Kötü anlamda kıskançlık. Bu daha çok bilgisizlik ve kültürsüzlükten doğmaktadır. Onu boğmak için mücadele gerekir. Dünyada bize en çok zarar veren nedir diye sorarsanız, hemen cevap veririm; kıskançlık. Ama onu yenebilecek güçteyiz.”</p>
<p>Neyse, bunca kargaşa arasında da anıtkabirdeki askerleri andıran, platformun arkasında nöbet tutan Çerkeska’lı bir genç bu yorgunluğa dayanamıyor ve yere yığılıyor. Kim bilir, belki de içinden haykırmak gelmiştir: “Sizin yüzünüzden” diye…</p>
<p>Velhasıl, böyle gergin, bir o kadar da enteresan bir ortamda Cihan Candemir, bırakmak istemesine rağmen kimsenin başkan adayı olmaması yüzünden tekrar başkan seçildi. Bizlere ise hayırlı uğurlu olsun demekten başka çok şey düşüyor da bu konulara hiç girmeyeceğim. Sadece az konuşup çok iş yapanları, ön yargıdan uzak, kurumları sığ düşünceleriyle eleştirmek yerine düzeltilmesine katkıda bulunanları saygıyla selamlıyorum.</p>
<p>Yazının başında belirttiğim gibi, asiyasal bizlerin bari bu açılım sürecinde biraz olsun siyaseti kullanarak kendi çıkarlarımızı öncelikli olarak düşünmemizin zamanı geldiği kanısındayım. Dış politikada birlik olamıyoruz, bari siyasi konjonktür gereği muhatap alındığımız şu zamanlarda önümüze sunulan tarihi fırsatı kaçırmayalım. Artık kraldan çok kralcı olmanın değil, kralın kızına kaşenlik teklifi etmenin zamanı geldi. Kim bilir belki ilerde de kaçırırız <img src='http://www.ajegu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Hay marje…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ajegu.com/index.php/2009/12/11/izlenimler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tanrı, Reenkarnasyon ve Açılım</title>
		<link>http://www.ajegu.com/index.php/2009/10/04/tanri-reenkarnasyon-ve-acilim/</link>
		<comments>http://www.ajegu.com/index.php/2009/10/04/tanri-reenkarnasyon-ve-acilim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Oct 2009 20:45:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ajegu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akuytz]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[ceylan]]></category>
		<category><![CDATA[tanrı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ajegu.com/?p=497</guid>
		<description><![CDATA[K&#252;&#231;&#252;kt&#252;&#8230;Daha 13 yaşında. A&#199;ILIM falan bilmezdi Ceylan. Belki bildiği tek a&#231;ılım k&#246;ydeki amcalarının, dedelerinin lastik ayakkabıdan k&#246;seleye ge&#231;me yolundaki b&#252;y&#252;k a&#231;ılımıydı. Zaman zaman helikopterler k&#246;y&#252;ne bombalar yağdırır anlam veremezdi ABD mi ter&#246;rist avında yoksa T&#252;rkiye mi Kuzey Irak&#8217;a giriyor; savaş mı &#231;ıktı yoksa Pe-ke-ke mi ateşkesi bozdu? Bilmiyordu&#8230; Televizyondan izledikleriyle babasının anlattıklarını birleştirmeye &#231;alışıyor yine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width="319" height="239" alt="7_entellekt&uuml;el" src="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/ceylan.jpg" title="ceylan" class="alignleft size-full wp-image-495" /> K&uuml;&ccedil;&uuml;kt&uuml;&hellip;Daha 13 yaşında. A&Ccedil;ILIM falan bilmezdi Ceylan. Belki bildiği tek a&ccedil;ılım k&ouml;ydeki amcalarının, dedelerinin lastik ayakkabıdan k&ouml;seleye ge&ccedil;me yolundaki b&uuml;y&uuml;k a&ccedil;ılımıydı. Zaman zaman helikopterler k&ouml;y&uuml;ne bombalar yağdırır anlam veremezdi ABD mi ter&ouml;rist avında yoksa T&uuml;rkiye mi Kuzey Irak&rsquo;a giriyor; savaş mı &ccedil;ıktı yoksa Pe-ke-ke mi ateşkesi bozdu? Bilmiyordu&#8230; Televizyondan izledikleriyle babasının anlattıklarını birleştirmeye &ccedil;alışıyor yine de puzzle&rsquo;ın hi&ccedil;bir par&ccedil;asını adamakıllı yerine oturtamıyordu. Etraftan silah sesleri ve pervane uğultuları gelmeyince sular duruldu diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; Ceylan. Annesinden izin istedi ve dışarı &ccedil;ıktı. Uzun zamandır bu kadar &Ouml;ZG&Uuml;R hissetmiyordu kendini. HAYDİ KIZLAR OYUNA! diye diye o kadar yorulmuştu ki g&uuml;n boyu koşuşturmaktan, en sonunda eve doğru y&ouml;neldi ve seslendi:<span id="more-497"></span></p>
<p>&ldquo;Anne bana makarna pişirseneeeee&rdquo;</p>
<p>Biraz fazla A&Ccedil;ILMIŞ olacak ki, NERDEN GELDİĞİ BİLİNMEYEN(!) bir havan topu k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bedenini bir anda parampar&ccedil;a etti. Sonrasını ise hi&ccedil; hatırlamadı Ceylan. Ne annesinin arkasından d&ouml;kt&uuml;ğ&uuml; g&ouml;zyaşlarını ne de arkadaşlarının o anlamsız bakışlarını.</p>
<p>Savcı, can g&uuml;venliğim yok diye olay yerine gitmedi. Asker, su&ccedil; işlemiş olmanın verdiği korkuyla ortalığa bile &ccedil;ıkmadı; k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuklar gibi saklandı. Otopsiyi de hastanedeki temizlik&ccedil;i yaptı. &Ouml;yle ya, ses &ccedil;ıkaranların temizlenmesi lazımdı. &Ouml;zellikle de BAŞKA DİLDE SES &Ccedil;IKARANLARIN. Gazeteci yazmadı, haberci g&ouml;stermedi, muhalefet eleştirmedi, iktidar A&Ccedil;ILMADI. Her zaman olduğu gibi herkes &Uuml;&Ccedil; MAYMUN&rsquo;u oynadı. &Uuml;&ccedil; m&uuml;, beş mi artık kimse sayamadı. Toplumun yarısı olanlardan bihaber, yarısı da vicdanından bihaber kaldı. Daha doğrusu 70 milyon sınıfta kaldı.</p>
<p>Yalnız, hikayenin bundan sonrası daha garip bir hal almaya başladı.</p>
<p>Milyonların vicdanı rahat olsa da, Tanrı&rsquo;nın vicdanı k&uuml;&ccedil;&uuml;k Ceylan&rsquo;ın bu durumuna razı olmadı. Ve şu ana kadar yapmadığı bir şey yaptı. Bir şans daha verdi Ceylan&rsquo;a:</p>
<p>&ldquo;D&uuml;nyaya geri g&ouml;ndereceğim seni. Ama bir şartım var etnik kimliğini bu sefer sen se&ccedil;eceksin&rdquo; dedi.</p>
<p>T&uuml;m şaşkınlığına rağmen kabul etti hemen k&uuml;&ccedil;&uuml;k. &Ouml;yle ya; yolun başındaydı, d&ouml;nmesi gerekiyordu. Daha &ccedil;ok oynanacak oyun var. Saklamba&ccedil;, k&ouml;şe kapmaca, sek sek&hellip;</p>
<p>Tanrı, elinin ucundaki d&uuml;nyayı &ccedil;evirmeye başladı yavaş&ccedil;a ve Ceylan&rsquo;dan parmağıyla rastgele bir yeri işaret etmesini istedi. Ceylan sabırsızca hemen bir yer g&ouml;sterdi:</p>
<p>&ldquo;Burayı istiyorum amca burayı&rdquo;</p>
<p>Tanrı ise :</p>
<p>&ldquo;Ne yaptın sen kızım? Burası &Ccedil;e&ccedil;enistan&hellip;&rdquo;&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ajegu.com/index.php/2009/10/04/tanri-reenkarnasyon-ve-acilim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

