<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ajegu.com &#187; Paradogs &#8216;n&#8217; people</title>
	<atom:link href="http://www.ajegu.com/index.php/category/paradogs/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ajegu.com</link>
	<description>Özgürlük, Birlik...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Jan 2012 14:27:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Dur Bi&#8217;dakka</title>
		<link>http://www.ajegu.com/index.php/2010/03/19/son-olsun-artik-bu-kapital/</link>
		<comments>http://www.ajegu.com/index.php/2010/03/19/son-olsun-artik-bu-kapital/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2010 09:16:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ajegu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Paradogs 'n' people]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ajegu.com/?p=699</guid>
		<description><![CDATA[Çocukluğumda seyretmeyi en çok sevdiğim şey çizgi filmlerden daha çok reklamlardı. .Ve bu boşa geçirilen zaman tanımlamasına uygun halim halen devam etmekte. Televizyonun karşısında oturmuş o izlemeye doyamadığım reklâmları seyrederken neden ve nasıl bu denli tüketmeye itildiğimizi düşünmeye başladım. Aristo’nun dediği gibi, farkımız; düşünmemiz. Ben de her gün olduğu gibi bir televizyon yayınını dörde bölen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/03/dusunMenTV.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-700" title="dusunMenTV" src="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/03/dusunMenTV.jpg" alt="" width="244" height="364" /></a>Çocukluğumda seyretmeyi en çok sevdiğim şey çizgi filmlerden daha çok reklamlardı. .Ve bu boşa geçirilen zaman tanımlamasına uygun halim halen devam etmekte. Televizyonun karşısında oturmuş o izlemeye doyamadığım reklâmları seyrederken neden ve nasıl bu denli tüketmeye itildiğimizi düşünmeye başladım.</p>
<p>Aristo’nun dediği gibi, farkımız; düşünmemiz. Ben de her gün olduğu gibi bir televizyon yayınını dörde bölen reklamları seyrederken bu sözün gerçekliği hakkında düşünmeye başladım. Sonu gelmeyen, içinde kaybolduğum bir sistemi sorgularken buldum kendimi.<br />
Küçükken, “büyüyünce ne olacaksın” sorusuna verdiğim cevabın fazlasıyla proleter bir meslek olan çöpçülük olduğunu, lise zamanımda bu olmak işinin, zamanın getirisi olarak, belki de kapitalizmin gereği olarak; reklamcı olmaya yükseldiğini hatırladım.<br />
Bu getiriyi sadece sisteme yüklememek gerek, bunda içimde dindiremediğim yaratma, paylaşma ve beğenilme arzusunun da büyük payı olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>75 yıl önce televizyonun hayatımıza girmesi ve 1941 yılında ilk reklam kampanyasıyla artık bir daha yıkılmayacak şekilde sağlam bir temele oturan kapitalizmi bu günlere getiren neydi?<br />
Her şey ne zaman başlamıştı? Televizyonun hayatımıza girmesiyle mi? Sanayi devrimi? Dünya savaşı? Sebep neydi? Din miydi? Yoksa kullanılan din miydi? İnsanların en zayıf noktalarını din üzerinden kullanmak!?…<br />
Biz insanların derdi neydi?  Güç -iktidar hırsı- hepimizin olmasını istediği şey; sınır tanımamak, amaca ulaşmak için sınır tanımamak&#8230;Yoksa birilerinin güç sahibi olması için tüketmemiz mi?<span id="more-699"></span></p>
<p>Öncesinde Avrupa’da halkın yoksullaşması, feodalitenin çatırdamasıyla süreç başlamıştı zaten. Toprak sahipleri üstünlüklerini kaybetmek üzereydi ve var olan ticaret bu hızlı çöküşü durduramıyordu.</p>
<p>Bu sebeple nüfuzlular yeni bir yol arayışı içerisine girmişlerdi. Güçlerini kaybetmek istemiyorlardı. Kim ister ki..? Bunun için en büyük yardımcıları ise kilise idi. Ve yoksul halkın inançları, eğitim düzeyleri, kilise ve toprak sahipleri tarafından kullanılmaları için oldukça elverişliydi.</p>
<p>O dönemde gücünü kaybetmek istemeyen toprak sahipleri hep halkın zaaflarını kullanmışlar demek ki. Bir de dünya değişiyor diyorlar!..</p>
<p>Değişen ne ki? Sistem hep aynı, sahi sistem dediğimiz, sürekli şikayet ettiğimiz şey nedir? Yaşamımızın merkezi ne olmalıydı?</p>
<p>Rekabete dayalı üretim ve buna bağlı olarak emeğin kar amacıyla kullanılması ile ticareti hayatımızı kolaylaştıracak bir iş sahası olmaktan çıkarıp, yaşamımızın merkezine koyarak kapitalizmin en büyük hizmetçisi yapmak mı?</p>
<p>Kapitalizmin beslendiği iki temel olgu vardı, biri net olarak savaşlar ve elden edilen kapital, diğeri ise iş gücünün sömürülmesiydi. Savaşlar, din adamlarının hâkimiyetinin kalmayışı, feodalitenin yıkılışı ve sanayi devrimi ile kapitalizm artık tam anlamıyla doğmaya hazırdı. Reklamlar için harcanacak paraların; modern köleliğin başlangıcıydı.</p>
<p>Bitip tükenmek bilmeyecek isteklerimizin başlangıcıydı. …Ve iste sonsuz arzulamamız için gerekli olan şey: Reklam!</p>
<p>Reklamlar insanlardaki temel dürtülerin karşılanmasını, giderilmesini, insanların ihtiyaçlarına kavuşmalarını sağlamak amacıyla yapılan, kişileri ikna ederek, satın alma kararını verdirmeyi hedefleyen planlı etkileme çabalarıdır.<br />
Aslında John Logie BAIRD kendi icadı olan &#8216;çorap altı çorap&#8217; ürününün patentini almaya çalışırken, bu ürünün reklamını geniş kitlelere ulaştırabilmek amacıyla, aklına gelen görüntü ve sesi bir araya getirme fikri ile şimdiki televizyonlara benzemeyen, birkaç şapka kutusu, büyükçe bir teneke, birkaç dikiş iğnesi, bir bisiklet lambası ve biraz mühür mumunun bir araya gelmesiyle oluşan bir alet olan televizyonu icat etti.</p>
<p>1924 yılında tarihin ilk televizyon patentini aldı. 1928&#8242;e gelindiğinde ilk görüntüler Londra&#8217;dan New York&#8217;a ulaştı. 1929da ilk deneme yayına başlayan BBC 1936 da artık düzenli televizyon yayınına başlamıştı. 1941 yılında ise televizyon ekranına 20 saniyelik ücreti 9 dolar olan Bulova marka bir saat görüntüsü geldi ve bir spiker bu statik görüntünün üzerine reklam spotu okudu.</p>
<p>Reklam kampanyaları televizyon ile başlamamış olsa da, önceleri zengin sınıflara hitap eden reklamlar, günümüzde her evde televizyon olmasının bir sonucu olarak herkesin izleyip görebileceği programlar haline geldi. Ve günümüzde insanların genelinin sosyo-ekonomik durumları ancak zorunlu ihtiyaçlarını karşılamaya yettiği için, tüketiciye satın alma kararını verdirmeyi hedefleyen planlı etkileme çabaları diye tanımlanan reklamlar öyle bir hal aldı ki artik insanın gerçek olmayan ihtiyaçlarının, bitip tükenmek bilmeyecek istemesini su yüzüne çıkartıp bizi hep daha fazlasını istemeye iter oldu. Ve bizler tarihin her döneminde olduğu gibi, bize dayatılanların esiri olduk.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ajegu.com/index.php/2010/03/19/son-olsun-artik-bu-kapital/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8230;SON</title>
		<link>http://www.ajegu.com/index.php/2010/01/17/son/</link>
		<comments>http://www.ajegu.com/index.php/2010/01/17/son/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 20:22:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ajegu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Paradogs 'n' people]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ajegu.com/?p=613</guid>
		<description><![CDATA[dizginlerini bir türlü elime alamadığım hayat uzaklaştırıyor beni kendimden zamansız. yürüyorum beyazı kalmamış yalanlarıma siyahı tükenmiş saçlarımı hiç taramadan. köhne bedenimden taşan yağmurlar kadar kirlenmiş emanetimi sorgulamadan yürüyorum. hayali bıçak gibi kesiyor dudaklarımı tutunamadığım gülümseyişlerimin çığlık çığlığa bağıramadan susuyorum sessizce. yürüyorum, kasımın soğuk yapraklarına dokunamadan. tüm aynalar kırılana kadar, sararmış yüzüme bir defa daha bakmadan, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/01/kafaet42.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-614" title="kafaet42" src="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2010/01/kafaet42-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a></p>
<p style="text-align: center;">dizginlerini bir türlü elime alamadığım hayat<br />
uzaklaştırıyor beni kendimden<br />
zamansız.<br />
yürüyorum<br />
beyazı kalmamış yalanlarıma<br />
siyahı tükenmiş saçlarımı hiç taramadan.<br />
köhne bedenimden taşan yağmurlar kadar<br />
kirlenmiş emanetimi sorgulamadan<br />
yürüyorum.<br />
hayali bıçak gibi kesiyor dudaklarımı<br />
tutunamadığım gülümseyişlerimin<br />
çığlık çığlığa bağıramadan<br />
susuyorum sessizce.<br />
yürüyorum,<br />
kasımın soğuk yapraklarına dokunamadan.<br />
tüm aynalar kırılana kadar,<br />
sararmış yüzüme bir defa daha bakmadan,<br />
mutsuzluğumu umutsuzluğumla örterek,<br />
bir daha hiç ölmemek için<br />
yürüyorum&#8230;<br />
siyahı tükenmiş saçlarımı hiç taramadan&#8230;</p>
<h6><em>(6 KASIM 2007 ISTANBUL)</em></h6>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ajegu.com/index.php/2010/01/17/son/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

