Silsile

Çelişken No Comments »

hayat diyorum
bazen
ne garip
neler yaptırıyor insana
ya da insan
neler yapıyor hayata
değil mi ya?
neden hep edilgeniz ki
bir numaralı failiyken hayatımızın üstelik
e ama maktül de biziz
nasıl bir oyun bu
tetiği çeken elle kurşunun girdiği kafa aynı bedende
intihar!

 

yaşamak intihar öyleyse
hadi ordan!
nasıl bir tümevarım bu
tüm?
tüm olan ne var ki
her şeyin bir şeyi eksik
olan şeyler de birbiriyle çelişiyor üstelik
çelişki
bir tek çelişirken çelişmiyorum kendimle
çelişmek konusunda çok tutarlıyım
bırak ironiyi be adam!

üç nokta

Tags: , ,

-Buraya bir başlık gelecek-

Çelişken No Comments »

Gelin kafanızın büyüüük bir bölümünü meşgul eden 3-5 kötü giden şeyi değil de üzerinde düşünme gereği bile duymadığımız hayatımızda yolunda giden şeyleri düşünün bir anlığına. Buzdolabınız tıkır tıkır çalışıyor mesela, herhangi bir faturayı yatırmayı da unutmadınız, her şey işliyor. Sindirim sisteminiz de pek ala yerinde maşallah, sağlıklı olmadığı durumda bir insanın en büyük problemi olabiliyor, bunu biliyoruz. Romantik bir polyannacılık oynamak değil niyetim. Pek tabi üç beş şey olması gerektiği gibi gidiyor diye bayram edecek değiliz. Ama üç beş şey yolunda gitmediğinde kafamızı dolduruyoruz onunla, hak etmediği şekilde beynimizi ipotek ettiriyoruz üçe beşe? Aslında her şey normal(!). Biz homo sapiensler o cevval, uzun boylu, parlak dişli, düzgün fizikli kuzenlerimiz neanderthalleri alt ettiğimizden -beyin gücünün fizik gücü üzerinde hakimiyet kurduğundan- beri bu sistem böyle işliyor. Beynimiz yolunda gitmeyen şeylere odaklanmaya programlanmış -gora 216 esprisi yapılabilir, bir düşünelim bakalım-. Hayatınızda yolunda giden, önemi katbekat fazla olaylar varken yolunda gitmeyen ufacık bir mevzu tadınızı kaçırabiliyor. Çünkü beyin o anda yolunda giden hiç bir şeyle ilgilenmiyor. O ufaklığı istiyor; "canına okuyacağım senin!".

Aslına bakarsanız insanlık tarihi de bu dürtü çerçevesinde şekilleniyor. Teknolojideki, yaşam standartlarındaki bu gelişimin yegane sebebi problem çözme, olmadığında problem üretip sonra yine çözme dürtümüz. O yüzden siz en iyisi iyi şeyleri düşünmeyi boş verin, gelişimimize ket vurmayalım durduk yere -yazar burada kendisiyle çelişiyor, mahlasıyla ironi bile kuramamış pehh-.
Bir düşünsenize binlerce yıl önceki insanlar bizim bugün sahip olduğumuz olanakları cennet olarak görüyorlardı büyük ihtimalle. Ama biz cennette yaşıyor gibi değiliz, biraz gerçekçi/kötümser olursak cehenneme bile yaklaşıyoruz diyebiliriz. Kim bilir belki de cennet beynimizdeki bu dürtümüzün -aka nefsimizin- alındığı bir dünyadır sadece?
Tags: , , , ,

Tanrı bu satırları okuyor!

Çelişken No Comments »

Yazdıklarımı yakından takip ediyormuşsun Tanrım medyun-u şükranım. "Nasıl yani, bilmediğimi mi düşünüyordun?" dediğini duyar gibiyim, haşa. Her şeyi gören/bilen ve şah damarımızdan daha yakın olan senin, buna halel getirmek değil niyetim. Ne bileyim, beni böyle yakından takip ettiğini düşünemedim/aklıma gelmedi diyelim. Yani benim eksikliğim Tanrım. Beşerim, Adem'den bu yana da şaşıyorum.

 
Efendim hatırlarsanız bir önceki yazımda mutluluğu sorgulamıştım tüm beşer aklımla. "Mutlu muyuz bu hayatta?" diye sual etmiştim hem kendime hem sizlere ve yine beşerce sebeplerle mutlu olmadığımı/olmadığımızı vurgulamıştım. Tanrı bu yazımı okumuş olacak ki "mutluluğu" anımsattı bana. Ne olup ne olmadığını, nerede bulunduğundan vs. bahsetti biraz. Binlerce hamdüsenalar olsun ki O'na anladım ve bu yazımda anladıklarımı acizane sizlerle paylaşmaya karar verdim.
 
Efendim mutluluk; sıkılmakmış. Yapacak bir şey bulamadığından dolayı sıkılmak ne büyük bir özgürlükmüş. O anlarda bunu anlamamak ne büyük bir nankörlükmüş, bilemedim, affet Tanrım.
 
Efendim mutluluk; gözün kulağın tetikte olmadan uyuyabilmekmiş. Hoyratça uyuduğum zamanların kıymetini bilememişim, affet Tanrım.
 
Efendim mutluluk; kendi hacetini görebilmekmiş -affınıza mahsuben-. Kendi başına, hür iradenle, acı çekmeden bu eylemi gerçekleştirmek ne büyük bir özgürlükmüş, bilemedim, affet Tanrım.
 
Efendim mutluluk; Azrail'den uzak yaşamak/yaşadığını sanmakmış. Her gün Azrail'in gözlerinin içine bakmak ne büyük ızdırapmış, bilemedim, affet Tanrım.
 
Hasılı -fazla uzatmayacağım- mutluluk; yaşadığımız zamanlarda kıymetini bilmediğimizmiş, sen o zamanlardaki mutluluğumuzu aratma Tanrım.
 
Biraz sitemkar bir yazı gibi oldu ama haşa, Sen biliyorsun sitem etmediğimi buradakilere de anlatalım. Binlerce hamdüsena sana olsun, şükretmeyi unuttuğumuz tüm zamanlar adına sana şükürler olsun.  Başa gelebilecek çok daha kötü durumlar var, biliyorum, çok uzakta değil görebiliyorum. O yüzden dünden kötü, yarından iyi bu halimize şükrediyorum sana Tanrım. Dert Sende, derman Sende. Sen azca Kahhar çokça Gaffarsın. Gaffarlığınla sev bizi Rabbim.
Tags: , ,

Mutluluk

Çelişken 2 Comments »

Mutluluk insanın hayatı boyunca ulaşmaya çalıştığı, temelde hayatın amacı olan bir olgudur. Her birimiz hayat amacımızı mutluluğa ulaşmak diye tanımlamasak da hepimiz mutlu olmayı istiyoruzdur. Bu noktada önemli bir soru akla geliyor; mutlu muyuz? Bunun birçok değişkeni var tabi biliyorum, aklınıza gelen zibilyon tane kriterden haberim var merak etmeyin. En kaba haliyle değerlendirmenizi istiyorum, hayatınızdaki mutlu olduğunuz ve olmadığınız anları birbirinden çıkarın ve elde ettiğinize bir bakın. Bu noktada mutsuz olmadığınız zamanları mutlu olarak değerlendirmemeniz gerekiyor. Çünkü mutsuz olmamanız mutlu olduğunuz anlamına gelmiyor. Ne çıktı sonuç? Yo yo bana söylemeyin sizin bilmeniz kafi. Ben burada kendi sonucum üzerinden devam edeceğim.


Read the rest of this entry »

Tags: , ,

Üç adım (2. adım)

Çelişken 1 Comment »

Atmayanlar için birinci adım burada.

Bu kadar sıradanlığın içerisinde kendi hayatının da sıradan olabileceğini düşündü bir an ve irkildi. Bu irkilme, farklı olma hayalleri içerisinde yaşayan birinin bir gün sıradanlığının tüm heybetiyle karşısına dikildiğinde duyduğu irkilme gibi değildi. Bu irkilme, kendi yaşadıklarının sıradan olmasının, yani diğer insanların da bunları yaşamış olabileceğinin verdiği irkilmeydi. Uzunca bir süredir çevresine karşı bir hayli duyarsız olsa da bir başkasının böyle bir hayatı yaşamış olabileceği içini acıttı. Kim bilir belki de o "bir başkası" üzerinden kendine acıdı. Read the rest of this entry »

Tags: ,

Üç adım (1. adım)

Çelişken 2 Comments »

Boğazında o bildik acı tatla uyandı birden. Çalar saatin çalmasına daha 20 dakika vardı. Son zamanlarda iyice artmıştı uykusuzluğu. Bütün gece bin dereden su getirerek gizlendiği yerden bulup getirdiği uykusuna 2 saatten fazla sahip çıkamıyordu. Hava henüz aydınlanmamıştı. Yataktan çıkmadan bir sigara yaktı, kibritin aleviyle yüzünün duvarda oluşturduğu gölge içi kadar siyahtı. Gözlerini tavana dikti, aklında düşünecek bir şeyler bulmaya çalıştı. Yarım saat sonra gideceği iş.
İşe giderken uğrayacağı pastane.
İlçenin meydanında yanından geçecek olan kuaför kız.
Aklının içerisinde bir müddet dördüncüyü aradı, bunların hiçbiri üzerinde düşünülecek şeyler değildi çünkü. Her sabah aynı sıradanlıkla, hiç değişmeden gerçekleşen şeylerdi. Dördüncüyü bulamadı. Dördüncüyü bulamamanın sebeplerini düşünmeye başlayacaktı ki durdu birden. Daha önce de defalarca yaptığı gibi, bu yüzleşmeden kaçtı. Bu kaçış kararını farkında olarak verip vermediğini kendisi bile bilmiyordu. Sadece kaçıyordu. Read the rest of this entry »

Tags: , , ,
2011 Ajegu.com.