Bir varmış,
Bir yokmuş…
Evvel zaman içinde, zorba bir kralın istila ettiği küçük bir ülkede yaşayan fakir bir aile varmış. Bu ailede herkesin hayatı çok zormuş. Çünkü zorba kral küçük ülkenin halkından öylesine nefret edermiş ki onlara elinden gelen her kötülüğü yaparmış.
Günlerden bir gün zorba kral başka ülkelerle savaşa girmiş. Bu büyük ve çok kanlı bir savaşmış ve kral savaşı kazanmak için küçük ülkenin cesur insanlarını da zorla ordusunda savaştırmış. Ama savaşı kazanınca küçük ülkenin hep nefret ettiği tüm halkını ihanetle suçlayıp kimsenin yaşamadığı soğuk ve ıssız topraklara sürgün etmiş. İşte bu sürgünde fakir ailenin yüzünü güldürüp kalplerini umutla dolduran bir şey olmuş. Koca dağlar gibi sağlam yiğitlerin bile dayanamadığı soğuğa rağmen evin hamile annesi en küçük çocuğunu doğurmuş. “Yaşamaz” demiş ihtiyarlar, “bu soğuğa, bu açlığa, bu yokluğa dayanamaz!” Ama yanılmışlar. Küçük bebek sımsıkı sarıldığı annesinin parmağını bırakmamış. İnadına yaşamış. Read the rest of this entry »
* Kokla şair, bu taşı gazzeden getirdim. Bu görmüş olduğun kurşun, Filistinlinin göğsünden çıktı. Sen Oğuz Atay'da yüzerken, intihar yeyip intihar kusarken, bir çocuk, adam gibi öldü.
-Hakan Albayrak-
Son Yorumlar