Boğazında o bildik acı tatla uyandı birden. Çalar saatin çalmasına daha 20 dakika vardı. Son zamanlarda iyice artmıştı uykusuzluğu. Bütün gece bin dereden su getirerek gizlendiği yerden bulup getirdiği uykusuna 2 saatten fazla sahip çıkamıyordu. Hava henüz aydınlanmamıştı. Yataktan çıkmadan bir sigara yaktı, kibritin aleviyle yüzünün duvarda oluşturduğu gölge içi kadar siyahtı. Gözlerini tavana dikti, aklında düşünecek bir şeyler bulmaya çalıştı. Yarım saat sonra gideceği iş.
İşe giderken uğrayacağı pastane.
İlçenin meydanında yanından geçecek olan kuaför kız.
Aklının içerisinde bir müddet dördüncüyü aradı, bunların hiçbiri üzerinde düşünülecek şeyler değildi çünkü. Her sabah aynı sıradanlıkla, hiç değişmeden gerçekleşen şeylerdi. Dördüncüyü bulamadı. Dördüncüyü bulamamanın sebeplerini düşünmeye başlayacaktı ki durdu birden. Daha önce de defalarca yaptığı gibi, bu yüzleşmeden kaçtı. Bu kaçış kararını farkında olarak verip vermediğini kendisi bile bilmiyordu. Sadece kaçıyordu. Read the rest of this entry »
Jun 24
* Kokla şair, bu taşı gazzeden getirdim. Bu görmüş olduğun kurşun, Filistinlinin göğsünden çıktı. Sen Oğuz Atay'da yüzerken, intihar yeyip intihar kusarken, bir çocuk, adam gibi öldü.
-Hakan Albayrak-
Son Yorumlar