<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ajegu.com &#187; özgürlük</title>
	<atom:link href="http://www.ajegu.com/index.php/tag/ozgurluk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ajegu.com</link>
	<description>Özgürlük, Birlik...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Jan 2012 14:27:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>! öz-gür-lük ?</title>
		<link>http://www.ajegu.com/index.php/2009/12/18/oz-gur-luk/</link>
		<comments>http://www.ajegu.com/index.php/2009/12/18/oz-gur-luk/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Dec 2009 20:03:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ajegu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sapere Aude]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ajegu.com/?p=575</guid>
		<description><![CDATA[Pek küçüktüm… Pek ufak… Hani anıların hayal meyal, kesik kesik olduğu bir yaşta… Bana uzun gelen bir feribot yolculuğundan sonra denizin ortasında koca bir kadın gösterdiler bana. Bak dediler, iyi bak bu kadına, özgürlük bu kadının adı. Özgürlük kavramıyla da sözcüğüyle de karşılaştığımı ilk hatırlayışım o gündür&#8230; New York’ta Liberty adasındaki Özgürlük Anıtı’nı ziyarete gitmiştik. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-576" title="9_ozgurluk_1" src="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2009/12/9_ozgurluk_1.jpg" alt="9_ozgurluk_1" width="333" height="249" />Pek küçüktüm… Pek ufak… Hani anıların hayal meyal, kesik kesik olduğu bir yaşta… Bana uzun gelen bir feribot yolculuğundan sonra denizin ortasında koca bir kadın gösterdiler bana. Bak dediler, iyi bak bu kadına, özgürlük bu kadının adı. Özgürlük kavramıyla da sözcüğüyle de karşılaştığımı ilk hatırlayışım o gündür&#8230; New York’ta Liberty adasındaki Özgürlük Anıtı’nı ziyarete gitmiştik. Anıtın içine girip tacına çıkmak istemiştik ancak adı özgürlük olan bu kadının içindeki -bana oldukça ilginç gelen- zorlu tırmanma serüvenimiz boğazına kadar ilerleyebilmiş, adı özgürlük olan kadının boğazında takılmıştık. Sonrası gerisin geri ayaklara iniş oldu&#8230; Özgürlükle ilk resmi tanışmamda ben özgürlüğün boğazına takılmıştım ve sonrasındaki yirmi yıllık hayatımda da, işte öyle özgürlük benim boğazımda takılmış kalmıştır… Şimdi özgürlük üstüne yazmam gerekince boğazıma takılan, ne yutmayı ne çıkarmayı başaramadığım düğüm sanırım bundandır.<span id="more-575"></span></p>
<p>Hafızamı zorluyorum- ben ne zaman özgür oldum? , ben ne zaman özgürdüm? , özgür oldum mu?</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-577" title="9_ozgurluk_2" src="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2009/12/9_ozgurluk_2.jpg" alt="9_ozgurluk_2" width="332" height="255" /> Ben hiç özgür olmadım aslında… Çok yakınındayım sandım ama bana sunulan seçenekler içinde seçim yapabilecek kadar özgür oldum ya da bana verilen sınırlar dahilinde…</p>
<p>İnsanoğlu hiçbir zaman salt özgür olamadı ki… Babanın müsaade ettiği kadar özgürsün, ya da kocanın kabullenebildiği kadar. Olmadı mahalle baskısının kaldırdığı kadar özgürsün&#8230; Milletin, büyük adamların hesaplarına uyduğu kadar özgür, ülken onların çıkarlarına geldiği kadar bağımsız&#8230; Dilinin izin verdiği kadar özgür düşüncelerin, ve dili kuranların düzenlediği anlamlar dahilinde&#8230;  Cebinin zenginliği kadar özgürsün yaşam koşullarını belirlemeye&#8230; Bilgiye sahip olduğun kadar özgürsün, bilginin iktidarlarının bilmeni istedikleri arasında&#8230; Sana sunulan seçenekler kadar seçme özgürlüğün ve sonuçlarına katlanabildiğin kadar&#8230; Bir denizi kucaklama özgürlüğün, yandaki adam sana garip garip bakmaya başlayana kadar&#8230; Kendi zincirlerini kırabildiğin kadar özgürlüğünün sınırları…</p>
<p>Hafızamı zorluyorum da&#8230; Özgürlük beni aştı sanırım&#8230; Özgürlük ve ben karşılıklı birbirimizin boğazında takıldığımız bir lokma&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ajegu.com/index.php/2009/12/18/oz-gur-luk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Özgürlük Üzerine…</title>
		<link>http://www.ajegu.com/index.php/2009/08/05/ozgurluk-uzerine%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.ajegu.com/index.php/2009/08/05/ozgurluk-uzerine%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Aug 2009 18:01:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ajegu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Franco León]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[saygı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ajegu.com/?p=463</guid>
		<description><![CDATA[Sitemizin de öncelikli olarak benimsediği ilkesi olan özgürlük üzerine birkaç kelam etmenin pek zararı olmayacağını düşünerek bu yazıyı kaleme alma ihtiyacını duydum. Esasen “benim” özgürlüğe bakış açımı açıklamam gerektiğini hissettiren olaylar yaşadım son günlerde… Sevdiğim insanların beni, inancımı ve halkımı yargılamakta ki acelecilik ve hoyratlıkları sevk etti beni bu açıklamaları yapmaya. Özgürlük “benim anladığım” şekliyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-462" title="agac" src="http://www.ajegu.com/wp-content/uploads/2009/08/agac.JPG" alt="agac" width="358" height="269" />Sitemizin de öncelikli olarak benimsediği ilkesi olan özgürlük üzerine birkaç kelam etmenin pek zararı olmayacağını düşünerek bu yazıyı kaleme alma ihtiyacını duydum. Esasen “benim” özgürlüğe bakış açımı açıklamam gerektiğini hissettiren olaylar yaşadım son günlerde…<br />
Sevdiğim insanların beni, inancımı ve halkımı yargılamakta ki acelecilik ve hoyratlıkları sevk etti beni bu açıklamaları yapmaya.</p>
<p>Özgürlük “benim anladığım” şekliyle hep aynı surette canlanır gözümde. Kimsesiz bir tepenin üzerinde, ulu dalları göğü kaplamış bir ağacın altından seyrettiğim rüzgarla dalgalanan yemyeşil buğday başaklarıdır, her “özgürlük” deyişimde aklıma gelen…<br />
Öyle ahenkle dalgalanır ki başaklar, onları benim gibi yukarıdan izleyen bir misafir, karşısında yemyeşil ve kocaman bir deniz var sanabilir. Gözünü kapattığında o yabancı, benim yaptığım gibi, rüzgarla hışırdayan yaprakların anlattığı eski zamanlara dair hikayeleri duyabilir…<br />
Her şeyi yapabileceğini sanır insan öyle bir anda…<br />
Damarlarında ateş gibi bir güç hisseder, doğru bildikleri için mücadele edecek…<span id="more-463"></span></p>
<p>Tek başına anlamsız olsa da bu görüntü, özgürlüğün “benim için” tanımı yakından bağlantılıdır o ağacın altıyla…<br />
“Özgürlük” için mücadele ettiğini söyleyen kim varsa kendi yerime onu koyarım o ağacın altına. Onun bu muhteşem deneyimden ne çıkaracağını düşünürüm kendi kendime…<br />
Ve yakışır mı o yabancı o ağacın altına ona bakarım birde…<br />
Kıymetini bilebilir mi kimsesiz tepenin…<br />
Aşağıda aynı rüzgar altında farklı yönlere bükülen buğday başaklarının birbirlerine düşmanlık etmeden kardeşçe nasıl yaşadıklarını görüp göremeyeceğini hesap ederim kendimce…</p>
<p>Sözgelimi Ruanda’da Hutuların katlettiği Tutsilerden birini koyarım oraya, bıçakların önünden alıpta…<br />
Derin bir oh çeker Tutsi, rüzgara verip göğsünü, bir başaklara bakar birde gökyüzüne, sonra bembeyaz dişlerini ortaya döken koca bir gülümseme konar yüzüne…</p>
<p>Yada Tayland’da köle gibi çalıştırılan henüz 13’ünde ki bir çocuktur tepede bağdaş kurup oturan. Ciğerlerini mahveden tinerin kokusunu verip koca bir nefesle, rüzgar doldurur gövdesine derince. Küçük vücudu da salınır artık narince ve başaklara öykünürcesine…</p>
<p>“Bir fikrim var” diyemeyen bir Afgan kadın gelir sonra ağacın dalları altına…Bunca zaman, içinde tuttuğu ne varsa haykırarak savurur başak tarlasına, rüzgarla yarış edercesine hem de…<br />
Kimsenin sırtında sopa kıramayacak olmasından aldığı cesaret huzura dönüşür bir süre sonra belki de…</p>
<p>Böyledir işte benim ağacım…Kim ki özgürlük diler orada durur önce benim zihnimde… Ağzını yaya yaya ve başkalarının inançlarına, fikirlerine, haklarına tükürürcesine “özgürüm bende” diye bağıranlar hariç elbette ki…Onların davaları ilgilendirmez beni. Yolları kesmediği sürece benimkini, ne halleri varsa görsünler, öyle ya bana ne…</p>
<p>Bu kadar romantizm fazla geldiyse keskin sınırlar isterse illa keyfiniz açıkçası şudur işin;<br />
Başkasının özgürlüğüne karşı durmadığı müddetçe herkesin yaşam ve düşünce biçiminin serbest olması gerektiğine inanırım. Kimse kimseyi sevmek zorunda değildir ama, saygı duymak mecburiyetindedir. Bununda ötesinde “insan” olan hiçbir mahluk hiçbir halde aşağılanamaz, baskı altına alınamaz, hele hele hayatına kesinlikle kastedilemez.</p>
<p>Örnek mi gerek? Hemen söyleyiverelim: mesela bir Hıristiyan bir Müslüman’ı dini sebebiyle aşağılayamaz, aynı Müslüman’ın onu aşağılamayacağı gibi, yada bir zengin bir fakiri hor göremez, aynı fakirin zengine malı sebebiyle düşmanlık edemeyeceği gibi, veyahut bir sağcı bir solcuyu dövemez, aynı solcunun sağcıya saldıramayacağı gibi… Bu liste böyle uzar gider…</p>
<p>Birde modern dünyanın gündemde ki bir konusu olan lakin bizim toplumumuzda pek konuşulmayan “tercihler” meselesi var ki buna cinsel olanlarda dahil! Özgürlükler listesinde her ne kadar toplumun genelinde tasvip edilmese de eşcinsellerinde yeri var. Bu insanları bir türlü sevemesem de onların bile toplum tarafından baskı görmemesi hele hele hayatlarına kastedilmesi gibi bir durumun kesinlikle yaşanmaması gerektiğini düşünüyorum. Ancak bana son derece aykırı olan bu yönelime sahip insanlarla herhangi bir diyaloga girmeyi de kendime zül addettiğimi belirtmeliyim. Tabi bu bahsettiğim grup içine teşhircilik yapan hatta etini satan ve yine de “özgürlük” diyebilenler dahil değil. Onlar az yukarıda bahsettiğim [Ağzını yaya yaya ve başkalarının inançlarına, fikirlerine, haklarına tükürürcesine “özgürüm bende” diye bağıranlar] grubuna giriyorlar ki durumları bende bir tepki oluşturmuyor.</p>
<p>Netice itibarı ile özgürlük dünyanın neresinde olursa olsun her insan evladının hakkı ve bu hakkı korumakta her insan evladının üzerine vazife…</p>
<p>Yazı vesilesiyle not: Arkadaşlarımdan her fırsatta beni yargılamaktan ve mahkum etmekten vazgeçmelerini yada daha doğrusu zaten kafalarında beni, inançlarımı, fikirlerimi ve halkımı mahkum ettikleri bir davada tekrar tekrar yargılamamalarını rica ediyorum. Ben neysem oyum, ne fazla, ne eksik… Görünen ve görünmeyen ayrı ayrı yüzlerim yok, farklı amaçlarım yok, kimseleri kandırmaya da çalışmıyorum. Beni incitmek ve yaralamak için bu gayretin ve bana karşı bu öfkenin sebebini de ciddi olarak merak etmekteyim…Duyurulur…</p>
<p>Saygı ve sevgi ile,<br />
Özgür Kalın…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ajegu.com/index.php/2009/08/05/ozgurluk-uzerine%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

