Kaç yıl geçti aradan hiç değişmemişsin…
Gözlerin aynı mercan parlaklığında.
Kaderin de değişmemişe benziyor.
Bir sürgünle gelmiştin.
Yine başka sürgünlerle gidiyorsun…
Bu sefer tek kişi tarafından gönderiliyorsun.
Fark eder mi gerçi?
Hep sevdiklerin kaldı arkanda!
Paylaştıkların, şakalaştıkların, üzüldüklerin ve sevindiklerin…
Yıllar önce Karadeniz’in kara sularıyla tanışmıştın.
Sahi o sürgünün sebebi neydi?
Cennetten bir köşe olan vatanın mı?
Yoksa gözünü kin bürümüş insan müsveddelerinin hırsları mı?
En güzele sahip olmak kaybetmeyi göze almaktır değil mi?
Sahi göze almış mıydın vatanını bir gün terk etmeyi?
Bilirim hiç istemedin…
Geldiğinde en çok hangisine ağladın?
Ardında bıraktığın vatanına mı, savaşta ölen kocana mı,
kucağında ölen yavruna mı…
Hangisi bir diğerinden hafif olabilir haklısın.
Sığındığın limandan soğuk bir rüzgar esmiştir, böyle ince ince işlemiştir gözyaşlarına, belki buz tutmuştur onlarda…
Seni alıp götürdükleri yer neresidir?
Ne dil bilirsin ne yol, söyle gittiğin yerde ne edeceksin?
Sarsalar bile seni en içten böyle sıkı sıkı,
Hep diğer yarını isteyeceksin
Hangi kapıya gitsen hep diğerine gönderileceksin…
Anlatmaya dermanın olmaz belki dermanın olsa lisanin…
Yine içinde biriktireceksin…
Yavaş yavaş geçer zaman evlenirsin,
Biraz daha yavaş geçer zaman çocuğun olur
Çok yavaş geçer zaman katlanamazsın
Her şeyden vazgeçersin!
Gözlerin hiç değişmemişte ,
Yüzündeki çizgiler o günden mi?
“Savunmaları ile ölümsüzleştirdikleri sahillerden kaçış başladı. Çerkesya artık yok. Dağlardaki artıkları da askerlerimiz yakında temizleyecek ve savaş kısa zamanda sona erecek…”
St.PETERSBURG GAZETESİ
Rus gazeteleri, Kuzey Kafkasya halklarının 300 yıllık bağımsızlık mücadelesinde ayakta kalan son siyasi yapısı Çerkesya Meclisi’nin ezilişini, Rusya’ya bu şekilde duyurmuştu. Kbaada’da yaşanan son büyük çarpışmayla, Kerç boğazı’ndan Soçi’ye, kıyı boyundan Mezdeug’a kadar tarihi Çerkes topraklarında halklarımızın sürdürdüğü varlık mücadelesi fiilen son bulmuş oldu. Artık geriye ne Çerkes Milli Meclisi, ne de Çerkesleri koruyacak bir ordu kalıyordu. Rus gazetelerinde temizleneceği söylenen artıklarsa, Çerkes halkından geriye kalan savunmasız kabilelerden başkası değildi.
Tarihin kaydettiği en acımasız soykırımla halklarımız Çerkesya kıyılarından söküldü. Adige ve Ubıh halkları ve Adler’e kadar Abaza boylarını kapsayan katliamlarla pek çok boy yeryüzünden silindi. Sürgünle anavatanından uzaklaştırılan Çerkesya halkları önce Karadenizin azgın dalgalarına, ardından da açlık ve salgın hastalıklara yüz binlerce can verdi. Tarihçi Abramov, Kafkas Dağlıları adlı eserinde yaşanılan trajediyi şöyle tarif ediyordu:
“O zamanlar dağlıların başına gelenleri anlatmaya sözcüklerin gücü yetmez. Binlercesi yollarda, binlercesi açlık ve sefaletten öldüler. Kıyılar ölü ve ölmek üzere olan insan doluydu. Annesinin soğumuş cesedinde süt arayan yavrular, donup öldüğü halde çocuğunu kucağından bırakmayan analar ve sırf ısınmak için sıkışarak yattıkları yerde birlikte donarak ölen gruplar, Karadeniz sahilinde olağan manzaralardı…”.
Topraklarını işgal edip, soykırım ve sürgünle yok ettiği bir halktan sağ kalanlara artık muamelesi yapan bu zihniyet bugün hala Rusya’da hüküm sürüyor ve bir yandan eski günahlarını örtmeye çalışırken bir yandan da bu günahlara yenilerini ekliyor. Rus propaganda aygıtı, vatanında kalmayı başaran Çerkesleri ve Çerkes diasporasını Rusya ile gönüllü birliktelik yalanlarıyla kendi tarihinden kopararak pasifize etmeye çalışırken; Çerkes soykırımının en dehşetli sahnelerine tanık olan Soçi ve Kbaada’nın kanlı tarihini olimpiyat oyunlarıyla örtmeye çalışıyor. Bir soykırım bölgesi olan öz be öz Çerkes şehri Soçi’yi dünyaya bir Kazak şehri olarak sunmak niyetinde olan Rusya, 300 yıllık bir savaş ardından, 150 yıldır Çerkesya hayaletiyle kavga halindedir. Örtbas etmek istedikleri gerçek ise Çerkesya’nın Çerkeslere ait olduğudur.
Kaybedilen savaş ve terketmek zorunda kaldığı vatanı ardından, Çerkesya Meclisi’nin son lideri Hacı Girandük Berzeg şöyle söylüyordu:
“ …Bir gün atımın üstünde ve kılıcım elimde yurduma geri döneceğim… Eğer dönemeden ölecek olursam, bedenimden hiç değilse bir parçayı Anayurduma getirin ve köyümün mezarlığına gömün!..”
Gerçek, Çerkesya lideri Hacı Giranduk Berzeg’in kişiliğinde ete kemiğe bürünen, özgürlük ruhu ve vatan sevgisinin Çerkes diasporası üzerindeki etkisidir. Gerçek, önce Abhazya ardından Çeçenya’da yaşanan savaşlarda tüm gücüyle kardeşlerinden yana saf tutan Çerkes diasporasının varlığıdır. Gerçek şimdi artık kimliği tehdit edilen ve üzerindeki baskı her geçen gün artan Çerkes halkının, kendi tarihsel mücadelesi için sahneye çıktığı ve varlığını tüm dünyaya haykırmaya hazırlandığıdır. Gerçek, Ruslar’ın zafer günü olarak kutladıkları 21 Mayıs’ın artık üzerinde Çerkesler’in yaşadığı tüm ülkelerde Rusya’ya karşı direniş günü haline geldiğidir.
Gerçek, yok ettiklerini sandıkları Çerkesya’nın varolduğudur.
Gerçeği haykırmaya 22 Mayıs’ta Taksim’e!
KAFKASYA FORUMU
Keşke demişti küçük çocuk
Vatanım cebime sığabilseydi
Özledikçe çıkarır koklardım
Hem o zaman
Hasreti de bir avuç olurdu,
Fazlası değil.
Bir avuç vatana
Bir avuç hasret…
Düşününce…
Adilmiş gibi geldi bana da
Bir avuç yüreğe
Bir avuç özlem işte…
Şimdi o çocuktan geriye
Bir saçları kaldı aklımda
Güneş gibi sapsarı…
Vatanı…
Neresiydi acaba?
Merak ettim.
Benim dağlarımın çocukları da
Aynı böyle,
Güneş saçlı olurdu da…
…23 Şubat 1944′te vatanlarından topyekun sürülen ve sürgün yollarında yüzbinlerce evladını kaybeden Waynakh halkının anısına saygıyla…
http://www.worldchechnyaday.org/page/Turkish
* Kokla şair, bu taşı gazzeden getirdim. Bu görmüş olduğun kurşun, Filistinlinin göğsünden çıktı. Sen Oğuz Atay'da yüzerken, intihar yeyip intihar kusarken, bir çocuk, adam gibi öldü.
-Hakan Albayrak-
Son Yorumlar