Tanrı bu satırları okuyor!

Çelişken No Comments »

Yazdıklarımı yakından takip ediyormuşsun Tanrım medyun-u şükranım. "Nasıl yani, bilmediğimi mi düşünüyordun?" dediğini duyar gibiyim, haşa. Her şeyi gören/bilen ve şah damarımızdan daha yakın olan senin, buna halel getirmek değil niyetim. Ne bileyim, beni böyle yakından takip ettiğini düşünemedim/aklıma gelmedi diyelim. Yani benim eksikliğim Tanrım. Beşerim, Adem'den bu yana da şaşıyorum.

 
Efendim hatırlarsanız bir önceki yazımda mutluluğu sorgulamıştım tüm beşer aklımla. "Mutlu muyuz bu hayatta?" diye sual etmiştim hem kendime hem sizlere ve yine beşerce sebeplerle mutlu olmadığımı/olmadığımızı vurgulamıştım. Tanrı bu yazımı okumuş olacak ki "mutluluğu" anımsattı bana. Ne olup ne olmadığını, nerede bulunduğundan vs. bahsetti biraz. Binlerce hamdüsenalar olsun ki O'na anladım ve bu yazımda anladıklarımı acizane sizlerle paylaşmaya karar verdim.
 
Efendim mutluluk; sıkılmakmış. Yapacak bir şey bulamadığından dolayı sıkılmak ne büyük bir özgürlükmüş. O anlarda bunu anlamamak ne büyük bir nankörlükmüş, bilemedim, affet Tanrım.
 
Efendim mutluluk; gözün kulağın tetikte olmadan uyuyabilmekmiş. Hoyratça uyuduğum zamanların kıymetini bilememişim, affet Tanrım.
 
Efendim mutluluk; kendi hacetini görebilmekmiş -affınıza mahsuben-. Kendi başına, hür iradenle, acı çekmeden bu eylemi gerçekleştirmek ne büyük bir özgürlükmüş, bilemedim, affet Tanrım.
 
Efendim mutluluk; Azrail'den uzak yaşamak/yaşadığını sanmakmış. Her gün Azrail'in gözlerinin içine bakmak ne büyük ızdırapmış, bilemedim, affet Tanrım.
 
Hasılı -fazla uzatmayacağım- mutluluk; yaşadığımız zamanlarda kıymetini bilmediğimizmiş, sen o zamanlardaki mutluluğumuzu aratma Tanrım.
 
Biraz sitemkar bir yazı gibi oldu ama haşa, Sen biliyorsun sitem etmediğimi buradakilere de anlatalım. Binlerce hamdüsena sana olsun, şükretmeyi unuttuğumuz tüm zamanlar adına sana şükürler olsun.  Başa gelebilecek çok daha kötü durumlar var, biliyorum, çok uzakta değil görebiliyorum. O yüzden dünden kötü, yarından iyi bu halimize şükrediyorum sana Tanrım. Dert Sende, derman Sende. Sen azca Kahhar çokça Gaffarsın. Gaffarlığınla sev bizi Rabbim.
Tags: , ,

Tanrı, Reenkarnasyon ve Açılım

Akuytz 4 Comments »

7_entellektüel Küçüktü…Daha 13 yaşında. AÇILIM falan bilmezdi Ceylan. Belki bildiği tek açılım köydeki amcalarının, dedelerinin lastik ayakkabıdan köseleye geçme yolundaki büyük açılımıydı. Zaman zaman helikopterler köyüne bombalar yağdırır anlam veremezdi ABD mi terörist avında yoksa Türkiye mi Kuzey Irak’a giriyor; savaş mı çıktı yoksa Pe-ke-ke mi ateşkesi bozdu? Bilmiyordu… Televizyondan izledikleriyle babasının anlattıklarını birleştirmeye çalışıyor yine de puzzle’ın hiçbir parçasını adamakıllı yerine oturtamıyordu. Etraftan silah sesleri ve pervane uğultuları gelmeyince sular duruldu diye düşündü Ceylan. Annesinden izin istedi ve dışarı çıktı. Uzun zamandır bu kadar ÖZGÜR hissetmiyordu kendini. HAYDİ KIZLAR OYUNA! diye diye o kadar yorulmuştu ki gün boyu koşuşturmaktan, en sonunda eve doğru yöneldi ve seslendi: Read the rest of this entry »

Tags: , ,
2011 Ajegu.com.