Yazdıklarımı yakından takip ediyormuşsun Tanrım medyun-u şükranım. "Nasıl yani, bilmediğimi mi düşünüyordun?" dediğini duyar gibiyim, haşa. Her şeyi gören/bilen ve şah damarımızdan daha yakın olan senin, buna halel getirmek değil niyetim. Ne bileyim, beni böyle yakından takip ettiğini düşünemedim/aklıma gelmedi diyelim. Yani benim eksikliğim Tanrım. Beşerim, Adem'den bu yana da şaşıyorum.
Küçüktü…Daha 13 yaşında. AÇILIM falan bilmezdi Ceylan. Belki bildiği tek açılım köydeki amcalarının, dedelerinin lastik ayakkabıdan köseleye geçme yolundaki büyük açılımıydı. Zaman zaman helikopterler köyüne bombalar yağdırır anlam veremezdi ABD mi terörist avında yoksa Türkiye mi Kuzey Irak’a giriyor; savaş mı çıktı yoksa Pe-ke-ke mi ateşkesi bozdu? Bilmiyordu… Televizyondan izledikleriyle babasının anlattıklarını birleştirmeye çalışıyor yine de puzzle’ın hiçbir parçasını adamakıllı yerine oturtamıyordu. Etraftan silah sesleri ve pervane uğultuları gelmeyince sular duruldu diye düşündü Ceylan. Annesinden izin istedi ve dışarı çıktı. Uzun zamandır bu kadar ÖZGÜR hissetmiyordu kendini. HAYDİ KIZLAR OYUNA! diye diye o kadar yorulmuştu ki gün boyu koşuşturmaktan, en sonunda eve doğru yöneldi ve seslendi: Read the rest of this entry »
* Kokla şair, bu taşı gazzeden getirdim. Bu görmüş olduğun kurşun, Filistinlinin göğsünden çıktı. Sen Oğuz Atay'da yüzerken, intihar yeyip intihar kusarken, bir çocuk, adam gibi öldü.
-Hakan Albayrak-
Son Yorumlar