Top Benim Değil mi, Oynatmıyorum İşte!

Franco León 4 Comments »

Biz küçükken mahallemizde oyun oynayabileceğimiz geniş bir alanımız yoktu. Gerçi bugün kentlerde büyüyen çocukların genel problemi bu ama olsun, bundan 15-20 yıl kadar önce de bizim için dünyanın etrafında döndüğü en azılı sorun buydu.

Aşağı mahalledeki ilkokulun bahçesini “aşağı mahalleli veletler” parsellediği için ne zaman oraya gitsek kavga çıkardı. Zaten annem sağolsun kötü çocuklarla arkadaşlık etmeyelim, kavga etmeden güzel güzel oynayalım diye epey peşimizde gezdi. Neticede evin önünden geçen sokakta oynamak gibi bir asgari müşterekte anlaşmak zorunda kaldık, zira hem kavga edip hem de üstüne evdekileri, “gözümüze kapının çarptığına” ikna etmek epey meşakkatli bir uğraş halini almıştı.

Apartmanımızın önünden yaklaşık 30 derecelik bir açıyla kıvrılarak menziline varmak üzere tatlı bir eğimle aşağı doğru akan yol, bizim sokağın takımı için bir futbol mabediydi. Bu yol üzerinde her daim park etmiş otomobiller bulunması, taç çizgimizin hemen yanında, kerpiç evinin duvarlarını delici şutlarımızdan korumaya ant içmiş teyzeler olması, sokaktan gelip geçenlerin kale direklerimiz olan taşları bozuvermesi gibi negatif faktörler bizi asla durdurmuyor, camına sıkça top çarptığımız huysuz komşumuzla dişe diş tartışmalara girmek pahasına da olsa başladığımız maçı muhakkak tamamlıyorduk. Bunun tek istisnasını, zaman zaman pozisyonun penaltı olduğu yolundaki itirazlarını dikkate almadığımız arkadaşımızın, topun sahibi olduğunu unutmamız oluşturuyordu. Nefes nefese kalmış kıpkırmızı suratıyla “tamam wulen top benim değil mi, oynatmıyorum işte” diyerek topunu da alıp giden acar arkadaşımız maalesef seyrekte olsa maç zevkimizi kursağımızda bırakabiliyordu. Elbette köşedeki bakkaldan 9 katlı, patlamayan, “kames” marka bir plastik top almak her zaman mümkündü velâkin Almanya’dan gelmiş meşin yuvarlak dururken rüzgarla uçan plastik kamesi kim ne yapsındı. Read the rest of this entry »

Tags: ,
2011 Ajegu.com.