
Söz uçar ama yazı da kalmadı galiba… Yazacak şeyler kalmadı… Yazı yazanın yeni bir yazı yazmaya cesaretide kalmamış olabilir. Belki bana yazı yazmamı biri hatırlatmış olabilir, bıyıklı ve alnı açık biri
Ve ben yeni bir şeyler yazmak için bahanelerimin tükendiğini farketmiş olabilirim. Belki bu zaman zarfı içinde dünya bile değişmiş olabilir. Du bakim… Cık bildiğin dünya yine kendi kafasına göre dönüyor üstünde yaşayan insanların ritmine aldırış etmeden. Üstelik hiç düşünmüyor acep mideleri bulanıyor mu inmek isteyen var mı peh!
Zamanla ne istediğimizi bilmeyen ergenlere dönüşüyoruz galiba. Yavaş yavaş gerçekleşmeye başladığında güzel şeyler şu hayatta, mutsuz edecek yeni bir neden bulmakta ışık hızıyla yarışırız, hatta toz yuttururuz, anahtarını bile alabiliriz. Nedir bu peki bir derde bir imkansıza sonuçta mutsuzluluğa bu kadar bağlanma isteği?
Gerçekten ergenleşiyoruz galiba. Ara sıra tüm dünya bize karşı falan sanıyoruz. Onun bizimle bir derdi yok valla dönüyo o öyle, onun bile kendinden çok beklentisi yok. Ama bizim karşımızda kim olursa olsun o kadar çok beklentimiz var ki! Hep o beklediklerimiz yüzünden bu kadar geç kalıyoruz ya hayata. Çünkü emin olun karşınızdaki kişinin belki sizden haberi bile yok. Ne istediğinizden ne düşündüğünüzden… Fark etmek istemiyoruz hala ihtiyacımız olan tek şey cesaret aslında. Konuşmaya, hazır olmaya, var olmaya ve var etmeye, en sonunda hepsini gerçekleştirmeye… Belki merhaba ile başlayan bir konuşma… Hani böyle geceler boyunca ne konuşacağını düşünürsün ya, aynanın karşısında konuşma provası falan… Hiç gerek yok! Merhaba de konuş nasıl geliyorsa diline kelimeler, saçmala, belki kekele gözlerin doluyorsa dolsun bırak boğazın düğümleniyorsa bi yudum su iç ama söyle yeter ki… söyle! Rezil olacaksan ol, kapıdan çıktıktan sonra arkandan gülecek mi gülsün bırak. Senin hakkında kimin ne söyleyeceğini bir kenara bırak. Söyle sadece. İlerde sen bile güleceksin, anı olacak valla. Ama keşke söyleseymişimden iyidir, iyi ki söylemişim demek emin ol.
Hayat kimine kısa kimine uzun ama nasıl yaşadığınla doğru orantılı orası bir gerçek. Ne zaman biteceği bir sır. En dolu dolu şekilde yaşanmayı hak etmiyor mu? Bir pazar erken kalkıp yürüyüş yapmayı güneşli ama biraz soğuk bir günde. Ardından bir simit bir çay eşliğinde vapurla karşıya geçmeyi iş için değil kendin için. Sadece martılara simit atmak için…
Hayat gülümsemeni hak ediyor ve gülümsemen mutlu bir hayatı…
* Kokla şair, bu taşı gazzeden getirdim. Bu görmüş olduğun kurşun, Filistinlinin göğsünden çıktı. Sen Oğuz Atay'da yüzerken, intihar yeyip intihar kusarken, bir çocuk, adam gibi öldü.
-Hakan Albayrak-
Son Yorumlar